İşlem Yapılıyor

BÜYÜK NUTUK

  • Partinin 1927 kurultayında Mustafa Kemal beş gün boyunca Nutuk adlı eserini okumuştur.
  • Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında gerçekleştirdiği ikinci büyük kongresinde Milli Mücadele’yi ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma nutuk adı altında kitaplaştırıldı.
  • Atatürk Nutuk’ta 1919 ve 1927 yılları arasındaki olayları belgelere dayalı olarak yazıp “19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktım.” cümlesiyle başlatmıştır. Nutuk, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ile son bulmaktadır.
  • Atatürk’ün Nutuk’u hazırlaması, başarılı bir komutan olmasının yanı sıra aynı zamanda iyi bir edebiyatçı ve hatip olduğunu da göstermiştir.

ORDUNUN SİYASETTEN AYRILMASI

  • I. ve II. TBMM’de komutanlık ve milletvekilliği bir arada yürütülüyordu. Bu durum bir çok olumsuzluğa neden oluyordu.
  • Ordu komutanları olan Kazım Karabekir Paşa ve Ali Fuat Paşa 1924 yılında askerlikten ayrılarak milletvekilliğine dönmüşlerdi. O sırada Musul meselesi bütün sıcakkanlığını korurken yapılan bu hareket doğru bir şey olarak görülmedi.
  • Atatürk kendisine bağlı komutanların milletvekilliğinden ayrılmalarını istedi.
  • Fevzi Paşa ve Cevat Paşa gibi komutanlar tamamen ordularının başına döndüler. Bundan sonra askerlerin görevleri devam ederken milletvekili olamayacaklarına dair kanun 19 Aralık 1924’te kabul edildi.
  • 3 Mart 1924’te o zamana kadar hükümette yer alan Genelkurmay Başkanlığı politika dışında bırakıldı. Ardından komutanların milletvekili olmalarının kaldırılmasıyla ordunun siyasetten ayrılması sağlandı.

B- TERAKKİ PERVER CUMHURİYET FIRKASI (17 KASIM 1924)

- Cumhuriyet döneminin ilk muhalefet partisidir.

- 17 Kasım 1924’te kurulan bu partinin kurucuları;

  • Kazım Karabekir
  • Adanan Adıvar
  • Rauf Orbay KARAR formülünü oluşturabiliriz.
  • Ali Fuat Cebesoy
  • Refet Bele

Kurulma sebepleri:

  • Demokrasiyi gerçekleştirmek
  • İktidarı denetlemek
  • Halifeliğin kaldırılmasına siyasi ilk tepki

Partinin programı şu esaslara dayanmaktaydı:

  • Partinin ekonomik politikası liberalizmdir.
  • Partinin sistemi halkın egemenliğine dayalıdır.
  • Parti dini düşünce ve inançlara saygılıdır.
  • Cumhurbaşkanı’nın seçimden sonra milletvekilliği ile ilgisi kesilmeli ve tarafsız olması sağlanmalıdır.

- Bu parti Cumhuriyet Halk Partisi’nden farklı olarak ekonomide devletçilik yerine liberalizmi savunuyordu.

- Parti kurulduktan kısa bir süre sonra parti liderlerinin “Partimiz din kurallarına saygılıdır” parolası partiye Cumhuriyet ve inkılaplara karşı olanlar ile halifeliğin geri getirilmesini isteyenlerin toplanmasına neden olmuştu.

- Parti kurucuları parti üzerindeki otoritelerini kaybetmeye başlayınca, ülkede gerilim artmaya ve Cumhuriyet karşıtlarının cesaretlenmesine neden oldu.

- Gerginliğin artması sonucu, bazı doğu illerinde inkılaplara karşı olanlar tarafından Şeyh Sait önderliğinde bir ayaklanma çıkardılar.

- Partiye mensup bazı kişilerinde ayaklanmaların çıkmasında rolleri olduğu anlaşılınca parti 3 Haziran 1925’te hükümet tarafından kapatılmıştır.

ŞEYH SAİT İSYANI (13 ŞUBAT 1925)

  • İsyanın Nedenleri:
    • İnkılapları içine sindiremeyen gerici ve tutucu çevrenin, cahil halkı Cumhuriyet’e karşı kışkırtması
    • Bu sırada İngiltere ile Türkiye arasında görüşülmekte olan Musul meselesi sırasında, İngiltere’nin Musul ve Kerkük petrollerini Türkiye’ye bırakmamak için, Güneydoğu’daki halkı kışkırtarak Türk ordusunu ayaklanmalarla yıpratarak, Türk ordusunun Musul’a askeri harekat düzenlemesini engellemek istemesi
    • Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kuranların hükümete karşı başlattıkları sert muhalefetin rejim karşıtlarını cesaretlendirmesi
    • Saltanat ve hilafet yanlılarının yeni rejime karşı tepki duymaları
    • Şeyh Sait adında birisi cahil halkın dini duygularını kullanarak din elden gidiyor propagandası ile Diyarbakır’da isyan başlatmıştır.
    • İsyan kısa sürede Erzurum, Muş, Elazığ, Bitlis gibi diğer illere de yayılmıştır.
    • İsyanların amacı; yeni rejimi yıkarak eski rejimi kurmaktı.

  • Ayaklanmaya Karşı Şu Önlemler Alınmıştır:
    • Ayaklanmayı önlemede başarılı olamayan Fethi Okyar hükümeti görevden alındı ve İsmet Paşa Hükümeti kuruldu.
    • Takrir-i Sükun adında düzeni ve güveni yeniden sağlama yasası çıkarıldı. Bu yasa ile asayişin sağlanması, rejimin kökleşmesi ve vatanın tehlikelerden korunması amaçlanıyor ve rejimin eleştirilmesi yasaklanıyordu.

NOT: Takrir-i Sükun Yasası Şeyh Sait isyanının bastırılması ile önce 4 Mart 1925’te iki yıllık süreyle çıkarılmış daha sonra da süresi iki yıl daha uzatılarak 1929 yılında kaldırılmıştır.

  • İstiklal mahkemeleri yeniden kuruldu.
  • Doğu Anadolu’da kısmi bölgesel seferberlik ilan edildi.

  • Ayaklanmanın Sonuçları:
    • Zorlu uğraşlar sonucunda isyan 15 Nisan 1925 tarihinde kesin olarak bastırılmıştır.
    • İsyanı çıkaranlar çok sert biçimde cezalandırılmışlardır.
    • İlk çok partili rejim denemesi başarısız olmuştur. Kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmıştır. ( Bu olay Türkiye’nin çok partili sisteme hazır olmadığını göstermiştir.)
    • Takrir-i Sükun (sıkı yönetim 1925-1930) dönemi başlamıştır.
    • Musul sorununun lehimize çözümlenmesini engellemiş oldu. Türkiye Musul’a planladığı askeri harekatı gerçekleştiremedi ve böylece İngilizler amaçlarına ulaşmış yani Musul ve Kerkük’ü almışlardır.
    • Anadolu Ajansı Mustafa Kemal tarafından faal hale getirildi.
    • Mustafa Kemal’i iç politikada devrimler açısından olumsuz, dış politikada Musul gibi önemli bir yeri kaybetmesine yol açarak başarısız kılmıştır.

UYARI : Şeyh Sait isyanının görünür nedeni dinsel, özde yatan nedeni ise siyasaldır.

- Güneydoğu’da bir Kürt devletinin kurulması amaçlanmıştır.

- Türkiye’nin Musul petrolleri üzerindeki bağı koparılmak istenmiştir.

NOT:

  • Şeyh Sait isyanı Türk tarihinde 31 Mart Vakası’ndan sonra rejime karşı çıkan ilk isyandır.
  • Takrir-i Sükun yasası demokrasiye aykırı olmasına rağmen demokrasiyi geri getirmek amacıyla çıkarılmıştır.

MUSTAFA KEMAL’E SUKAST GİRİŞİMİ ( İZMİR SUİKASTI- 16 HAZİRAN 1926)

  • Cumhuriyet rejimine ve inkılaplara karşı olanlarla eski ittihatçılar, Mustafa Kemal’i İzmir’e yapacağı gezi sırasında öldürmeyi planladılarsa da gezinin bir gün ertelenmesiyle çirkin emellerine ulaşamamışlardır.
  • Olay, Giritli kayıkçı Şevki’nin ilgililere durumu bildirmesiyle önlenmiş, suikastçılar yakalanmış ve İstiklal mahkemelerinde yargılanmışlardır.
  • Mustafa Kemal bu olay üzerine şunu söylemiştir : “Benim naciz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

C- SERBEST CUMHURİYET FIRKASI (12 AĞUSTOS 1930)

Parti Kurulmadan Önce Yaşanan Gelişmeler:

  • Ülkede tek parti olarak Cumhuriyet Halk Partisi kalmıştı. Bu durum hükümetin denetlenmesini ve eleştirilmesini engelliyordu.
  • Değişik kesimlerin görüşleri TBMM’de temsil edilmeli ve demokrasi tam olarak hayata geçirilmeliydi.
  • 1929’da dünyada yaşanan ekonomik bunalımdan etkilenen Türkiye’yi kurtaracak yeni kadroların iktidara gelmesini sağlamak gerekiyordu.
  • Bu gelişmeleri ve durumları iyi değerlendiren Mustafa Kemal yeni bir siyasi partinin kurulması gerektiğini düşünüyordu ve Mustafa Kemal’in isteğiyle Fethi Okyar, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu.

Bu partinin programında şu maddelere yer verilmiştir:

  • Cumhuriyetçi,milliyetçi ve laik esaslara bağlı kalınacaktır.
  • Seçimler tek dereceli yapılacaktır.
  • Kadınların siyasi haklara kavuşması sağlanacaktır.
  • Serbest ekonomi politikası izlenecektir.
  • Vergiler halkın gücüne göre belirlenecektir.
  • Paranın değerini koruyacak tedbirler alınacaktır.
  • Yabancı sermayenin ülkemize girmesi sağlanacaktır.
  • Vatandaşların elinde yerli sermaye birikimi yoksa bu konuda devletin gücünden yararlanılacaktır.
  • Limanlardaki tekelci uygulamalar kaldırılacaktır.
  • Teşvik-i Sanayi Kanunu tümüyle uygulanacaktır.

Parti kısa sürede cumhuriyet karşıtlarının denetimine girerek amacından sapmış ve başkanı Fethi Okyar tarafından 17 Kasım 1930’da feshedilmiştir.

UYARI: Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılmasıyla birlikte Atatürk döneminde çok partili siyasi hayata geçiş denemeleri de sona ermiştir.

MENEMEN OLAYI (23 ARALIK 1930)

  • Cumhuriyete ve inkılaplara karşı olanlar, Serbest Cumhuriyet Fırkasının kapatılması üzerine İzmir Menemen’de Derviş Mehmet öncülüğünde ayaklandılar.
  • Amaçları; dinsel kurallara dayalı yani şeriata dayalı devlet kurmaktı.
  • Bu ayaklanmayı bastırmak isteyen Yedek Subay Kubilay’ı şehit ettiler.
  • İsyan kısa sürede bastırıldı ve isyancılar Divan-ı Harp’te yargılanıp idam edildiler.

ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞ DENEMELERİ VE SONUÇLARI

  • Şeyh Sait İsyanı ve Menemen Olayları rejim karşıtı ayaklanmalardır.
  • Türkiye’de henüz laik düzenin yerleşmesi için vaktin erken olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır.
  • Türk ulusunun çok partili siyasi hayata hazır olmadığı görülmüştür.
  • Çok partili siyasi hayata ancak 1946’da Demokrat Parti’nin kurulmasıyla geçilebilmiştir.

HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

Anayasa: Bir devletin yönetim biçimini belirleyen yasama, yürütme ve yargı güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren vatandaşların temel hakları ve görevlerini belirten temel kanuna denir.

- Türkiye tarihde ilk anayasa Kanun-i Esasi’dir.

A- KANUN-İ ESASİ (1876)

  • Abdülaziz’in tahttan indirilmesinden sonra Genç Osmanlılar öncülüğünde yapılan çalışmalar II.Abdülhamit’in hükümdar olmasıyla sonuçlanmıştır.
  • II.Abdülhamit Kanun-i Esasi’yi ilan ettikten sonra tahta çıkmıştır. Böylece Türk tarihinin ilk anayasası uygulamaya konulmuştur.
  • Ancak Anayasa, padişahın yetki ve ayrıcalıklarını tamamen sınırlamıyordu. Egemenlik hakları padişaha aitti.
  • Bakanlar Kurulu’nu atama, görevden alma ve Bakanlar Kurulu kararlarını uygulanmasına izin verme gibi yetkiler padişahın elindeydi.
  • Ayan meclisini seçme ve bu meclisle birlikte Mebusan Meclisi’ni toplantıya çağırma ve meclisi açma kapama yetkileri de padişaha aitti. Buna göre padişah isterse meclisin çalışmalarına son verebilirdi.
  • Nitekim bu Anayasa ancak 1878’e kadar yürürlükte kaldı. Çünkü, 93 Harbi’ni bahane ederek II.Abdülhamit Anayasayı yürürlükten kaldırdı.
  • Gizlice kurulan İttihat ve Terakki Derneği’nin baskısı üzerine ülkenin önemli noktalarında ayaklanmalar çıktı. Bu isyanları bastıramayan II.Abdülhamit 1908 yılında Meşrutiyet’i ikinci kez ilan etmek zorunda kaldı. Anayasa yeniden yürürlüğe girdi.

  • 1909’da bu Anayasa’da önemli değişiklikler yapıldı. Bunlar;
    • Padişahın yetkileri önceki Anayasa’ya göre daha da sınırlandı.
    • Bakanları atama yetkisi padişahtan alınarak sadrazama verildi.
    • Bakanlar kurulunun padişaha karşı değil de meclise karşı sorumlu olduğu kabul edildi.
    • Halka toplantı ve dernek kurma hakkı tanındı.
    • Basında önceden konulan sansür kaldırıldı.

  • Ancak İttihat ve Terakki Partisi’nin tutumu nedeniyle Kanun-i Esasi yine tam olarak uygulanamadı.

B- 1921 ANAYASASI – TEŞKİLAT-I ESASİYE KANUNU (20 OCAK 1921)

  • Yeni Türk Devleti’nin ilk anayasasıdır.
  • 1921 Anayayası Kurtuluş Savaşı’nın olağanüstü koşullarını yansıtan, 24 maddeden oluşan en kısa, özlü bir anayasadır.
  • Kurucu bir anayasadır.
  • Tek yumuşak anayasadır. (Değiştirilemez maddesi yoktur.)
  • En kısa süre yürürlükte kalan anayasadır. (3 yıl)
  • Laik olmayan tek anayasadır. (Din işlerini yürütmek TBMM’nin göreviydi ve devletin dini İslam’dı maddesi yer alıyordu.)
  • Bağımsız yargıdan bahsetmeyen tek anayasadır.( Güçler birliği esası kabul edilmiştir.)
  • Kişi hak ve özgürlüklerinden bahsetmeyen tek anayasadır.

  • Bazı Maddeleri:
    • Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
    • Seçmen yaşı 18’dir.
    • Seçimler iki yılda bir yapılır.
    • Meclis her yıl 1 Kasım’da toplanır.
    • Meclis hükümeti sistemi vardır.
    • Yasama, yürütme, yargı TBMM’nindir.
    • Devletin adı TBMM’dir.

Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle, 1923 yılında anayasadaki bazı değişikliklerle;

  • Kabine sistemine geçildi.
  • Devletin adı Türkiye Cumhuriyeti oldu.
  • Rejimin adı konarak rejim problemi giderildi.
  • Ankara’nın başkent olması konusu resmileşti.
  • “Devletin dili Türkçe, dini İslam’dır.” ibaresi anayasada yer aldı.

C- 1924 ANAYASASI (20 NİSAN 1924)

  • Türkiye Cumhuriyet’inin ilk anayasasıdır.
  • İlk sert anayasamızdır. ( Değiştirilemez maddesi vardır.)
  • En uzun süre yürürlükte kalan anayasadır. (37 yıl)
  • İlk laik anayasadır. (Devletin dini İslam’dır maddesi anayasadan çıkarılmıştır.)
  • Orman ve araziden bahseden ilk anayasadır.
  • Kişi hak ve özgürlüklerinden bahseden ilk anayasadır.

  • Bazı Maddeleri:
    • Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
    • Güçler birliği kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmiştir.

Not: Bu sisteme göre;

  • Yasama, TBMM’nin
  • Yürütme, Cumhurbaşkanı ve Hükümetin
  • Yargı, Meclis içinden görevlendirilecek milletvekilleri tarafından yürütülecektir.

  • Kabine sistemi esastır.
  • Seçimler 4 yılda bir yapılır.
  • Meclis her yıl Ekim ayının başında toplanır.
  • Başkent Ankara’dır.
  • Devletin dini İslam’dır.
  • Dili Türkçe’dir.
  • Bayrağı kırmızı zemin üzerine ay yıldızlıdır.
  • Marşı İstiklal Marşı’dır.

1924 Anayasası’nda Yapılan Değişiklikler:

  • 1928 yılında Anayasa’dan “Devletin dini İslam’dır.” maddesi çıkarılmıştır. Böylece Anayasa laikleştirildi.
  • 1930 yılında kadınlara Belediye seçimlerine katılma hakkı tanınmıştır.
  • 1933 yılında kadınlara muhtarlıklara seçilme hakkı tanınmıştır.
  • 1934 yılında kadınlara milletvekili seçme seçilme hakkı tanınmıştır.
  • 1934 yılında seçmen yaşı 18’den 22’ye çıkarılmıştır.
  • 5 Şubat 1937 tarihinde Atatürk’ün altı temel ilkesi Anayasa’ya girdi. Laiklik ilkesi de resmen Anayasa’ya girmiş oldu.
  • 1945 yılında anayasanın dili Öztürkçeleştirilmiştir.
  • 1946 yılında çok partili hayata geçiş sağlanmıştır.
  • 1946 yılında tek dereceli seçim sistemi kabul edilmiştir.
  • 1948’de gizli oy, açık sayım ve döküm uygulaması kabul edilmiştir. 1950 yılında uygulamaya geçildi.

BİLGİ NOTU: 1921 ve 1924 Anayasalarında var olan ortak özellikler:

- Milli Egemenlik

- TBMM’nin üstünlüğü

- Tek Meclis ve Kuvvetler Birliği ilkeleri

NOT: 1924 Anayasası 27 Mayıs 1960 ihtilaline kadar sürmüş, sonuçta 1961 Anayasası 1960 askeri ihtilali sonucunda hazırlanıp kabul edilmiştir.

D- 1961 ANAYASASI

  • 1960 ihtilali sonrasında halk oyuna sunularak kabul edilen Anayasa’dır.
  • Yasama organı, Millet Meclisi ve Cumhuriyet senatosu olarak ikiye ayrıldı.
  • Yürütme yetkisini Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu yerine getirecektir.
  • Yargı yetkisini Bağımsız Mahkemeler yerine getirecektir.
  • Güçler Ayrılığı ilkesi ilk kez kabul edilmiştir.
  • İlk kez Parlamenter Hükümet Sistemi benimsenmiştir.
  • Anayasanın üstünlüğü ilkesi açıkça vurgulanmıştır. Böylelikle Anayasa Mahkemesi kurulmuştur.
  • Sosyal Devlet anlayışı benimsenmiştir.
  • Temel hak ve özgürlükler geniş anlamda düzenlenmiştir.
  • Cumhurbaşkanı 7 yıllık bir süre için TBMM tarafından bir kez seçilecektir.

E- 1982 ANAYASASI

  • 12 Eylül 1980 ihtilali sonrası halk oyuna sunularak kabul edilmiştir.
  • Tek meclis sistemi kabul edilmiştir.
  • Parlementer hükümet sistemini benimsemiştir.
  • Sert bir anayasadır.
  • Seçimlerin 5 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır.

F- MEDENİ KANUNUN KABULÜ (17 ŞUBAT 1926)

  • Osmanlılar, Şer-i ve Örfi hukuk kurallarından yararlanmışlardır.
  • Osmanlıların son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen Ahmet Cevdet Paşa tarafından hazırlanan Mecelle adı verilen bir yasa geçerliydi. Bu yasa toplumun tüm kesimlerinin gereksinimlerine yanıt veremiyordu.
  • Ve ... 17 Şubat 1926’da İsviçre’den alınan Medeni Kanun kabul edilmiştir.
  • 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

  • Neden İsviçre Medeni Kanunu Örnek Alınmıştır?
    • Avrupa’daki Medeni Kanunlar içerisinde en yenisi olması ve daha gelişmiş olması
    • Akla dayanması ve pratik çözümler getirmesi
    • Aile hukukunun kadın-erkek eşitliğine dayanması
    • Avrupa medeni kanunlarının tümünden yararlanmış olması
    • Demokratik olması
    • Anlatımının sade ve anlaşılır olması
    • Türk toplumunun sosyal yapısına uygun olması ve gereksinimlerine yanıt verecek düzeyde bulunması

NOT: Dünyada ilk medeni kanunu Fransa yapmıştır. (Laik ölçülere göre yapmıştır.)

Medeni Kanunun Getirdiği Yenilikler Nelerdir?

  • Hukuk birliği sağlanmıştır.
  • Kadınla erkek arasında sosyal ve ekonomik eşitlik sağlanmıştır.
  • Tek eşle evlilik kabul edilmiştir. Birden fazla kadınla evlenmek yasaklanmıştır.
  • Evlenmede resmi nikah zorunluluğu getirilmiştir.
  • Çok küçük yaşta evlenmeler yasaklanmıştır.
  • Evlenmede kadının da rızası şart koşulmuştur.
  • Boşanmada kadın ve erkeğe eşitlik sağlanmıştır.
  • Mirasta eşitlik sağlanmıştır.
  • Boşanma halinde kadın hakları güvence altına alınmıştır. (nafaka)
  • Kadınlara istediği mesleğe girebilmeleri hakkı sağlanmıştır.
  • Mahkemelerde kadınların şahitliğine eşitlik sağlanmıştır.
  • Anne ve babaya ailevi yükümlülükler getirilmiştir.
  • Hukuk yapısı çağdaş, laik ve demokratik şekle dönüştürülmüştür.
  • Patrikhanelerin din dışı işlerle uğraşmaları yasaklanmıştır.

Medeni Kanun Dışında Avrupa’dan Alınan Diğer Kanunlar Şunlardır:

  • 1926’da Fransa’dan İdari Kanunu
  • 1928’de İsviçre’den Borçlar Kanunu
  • 1928’de İtalya’dan Ceza Kanunu
  • 1928’de Almanya’dan Ticaret Kanunu
  • 1930’da Almanya’dan Ceza Mahkemeleri Kanunu alınmıştır.

BİLGİ NOTU: Kadınlarımız;

  • 1926 Medeni Kanun ile sosyal ve hukuksal haklara
  • 1930 yılında Belediye seçimlerine katılabilme hakkı
  • 1933 yılında muhtarlık seçimlerine katılabilme hakkı
  • 1934 yılında milletvekili seçme ve seçilme haklarına kavuşmuştur.
  • Böylece Türk kadını siyasal alanda da erkeklerle eşit hale gelmiştir.

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU (3 MART 1924)

  • Kanunun çıkartılma sebepleri nelerdir?
    • Yabancı ve cemaat okullarından dolayı denetimin zor olması
    • Yabancı okulların içişlerimize karışılmasına zemin oluşturması
    • Kültürel çatışmaların yaşanıyor olması
    • Karma eğitime geçme düşüncesi
    • Sosyal devlet ilkesini eğitimde işletebilmek
    • Eğitimde laikliği gerçekleştirmek

  • Bu kanunla;
    • Eğitim ve öğretim birleştirildi. Böylece iki başlılık ortadan kalktı.
    • Eğitim öğretim karma, parasız hale getirildi. (Halkçılık)
    • Yabancı okullar dahil ülkedeki bütün eğitim öğretim kurumları Türk Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. (Milliyetçilik)
    • Medreseler kapatıldı. (Laiklik)
    • Tevhid-i Tedrisat eğitimde laikliğin ilk aşamasıdır.
    • Azınlıkalrın ve yabancı okulların dini ve siyasi öğretim yapmaları önlendi.
    • Yabancı okulların ders programlarına Türkçe kültür dersleri konuldu ve bu derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulması sağlandı.

MEDRESELERİN KAPATILMASI (11 MART 1924)

  • Medreselerin Kapatılma Sebepleri nelerdir?
    • Sadece dini eğitim veriliyor olması
    • Beşik ulemasından dolayı medreselerin bozulması
    • Asker kaçaklarının barınağı haline gelmesi
    • Misyonunu tamamlaması
    • Medreselerin kapatılması eğitim alanında Laikliğin ikinci aşamasıdır.

MAARİF TEŞKİLATI HAKKINDA KANUN (2 MART 1926)

  • Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun tamamlayıcısıdır.
  • Öğretimin birleştirilmesi yolunda eğitim işleri yeniden düzenlendi.
  • Eğitim sisteminin ana hatları ortaya çıktı. Böylece ilköğretim zorunluluğu ilk kez doğrudan doğruya devlet tarafından ciddi bir şekilde ele alındı.
  • Devlet izni olamadn okul açılması yasaklandı.
  • Okul ve öğretmen sayısı arttırılmaya çalışıldı.
  • Eğitimde Laikleşmenin üçüncü aşamasıdır.
  • İlk ve orta öğretim müfredatları belirlendi. Böylece eğitimde ulusallık sağlandı.
  • İlkokul, ortaokul, lise ve yüksekokul açılması yoluna gidildi.

HARF İNKILABI (1 KASIM 1928)

Mustafa Kemal Paşa;

  • Türk dilinin okunup yazılmasını kolaylaştırmak
  • Halkın kültür düzeyini yükseltmek
  • Eğitimin çağdaşlaştırılmasını sağlamak amacıyla Arap harflerinin yerine Latin harflerini esas alarak Yeni Türk harflerini kabul etti.

Latin Harflerinin kabulüyle;

  • Okuma- yazma kolaylaştı, okur-yazar oranı arttı.
  • Halk mektepleri açılarak yeni harflerin kısa sürede geniş halk kitleleri tarafından öğrenilmesi sağlandı. Mustafa Kemal de millet mekteplerinin Başöğretmeni ünvanını aldı. (24 Kasım 1928)
  • 24 Kasım 1981’den beri ülkemizde öğretmenler günü kutlanmaktadır.
  • Batı dünyası ile yakınlaşma sağlandı.
  • Arap kültürünün Türk kültürü üzerindeki etkisi yok edildi.
  • Kitap basımı ve satışında önemli bir artış sağlandı.
  • Çağdaşlaşmada önemli bir engel olan yazı meselesi çözümlenmiştir.
  • Harf inkılabı çağdaşlaşma, milliyetçilik ve laiklik ile ilgili bir gelişmedir.
  • Ayrıca 24 Mayıs 1928’de Arap rakamlarının yerine uluslararası rakamlar kabul edildi.

MİLLET MEKTEPLERİNİN AÇILMASI (1 OCAK 1929)

Açılma sebebi

  • Yeni alfabeyi 15 ile 45 yaş arasındakilere öğretmek
  • Okur-yazar oranını arttırmak

Bu okulların açılması;

  • Türk tarihinde ilk okuma yazma seferberliğidir.
  • Doğrudan Halkçılık ilkesi ile ilgilidir.

Millet mekteplerinin açılmasının sonucunda;

  • Okur- yazar oranı arttı.

TÜRK TARİH KURUMU’NUN KURULUŞU (15 NİSAN 1931)

  • Doğrudan Milliyetçilik ilkesi ile ilgili bir gelişmedir.
  • Mustafa Kemal Paşa yaptığı çalışmalarla, Türk tarihinin Osmanlı öncesinin aydınlatılmasını sağladı. Türklerin eski ve köklü bir uygarlığa dayandığını kanıtlamak amacıyla 15 Nisan 1931 tarihinde Türk Tarih Kurumu’nu oluşturdu.
  • Türk tarihi incelenmeye başlandı.

TÜRK DİL KURUMU’NUN KURULUŞU (12 TEMMUZ 1932)

  • Milliyetçilik ve çağdaşlaşma ile ilgili bir gelişmedir.
  • Milli birlik ve beraberliğin koruyucusu olan dil milli kültürün de temelidir. Mustafa Kemal;
    • Türkçeyi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak
    • Türkçeyi milli bir dil haline getirmek
    • Yazı dili ile konuşma dili arasındaki farkı gidermek
    • Aydınlar ile halk arasındaki açıklığı kapatmak
    • Türkçe’yi çağdaş bir seviyeye getirmek amacıyla 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu’nu kurdu.

HALK EVLERİNİN AÇILMASI (19 ŞUBAT 1932)

  • Yapılacak inkılaplara zemin oluşturmak
  • İnkılapların yerleşmesini sağlamak
  • Psikomotor beceri ve davranış kazandırmak
  • Halkın kültürel ve sanatsal açıdan gelişmesini sağlamak
  • Yeni alfabeyi halka öğretmek için 19 Şubat 1932 tarihinde Halk Evleri açılmıştır.

ÜNİVERSİTE REFORMU (1933)

  • İstanbul Üniversitesi 1933 yılında kurulmuştur.
  • İlk fakülte Ankara Hukuk Fakültesi’dir. (1925)
  • Yüksek Ziraat Enstitüsü kuruldu.(1933)
  • Mühendis okulu açıldı. (1928)
  • Milli musiki ve Devlet Konservatuarı kuruldu.
  • 1928’de Güzel Sanatlar Akademisi kuruldu.
  • 1936’da Ankara Devlet Konservatuarı kuruldu.
  • Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi kuruldu.

KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN AÇILMASI (1940)

  • Amacı kırsal öğretmen yetiştirmektir.
  • Hem teorik hem pratik eğitim verilmiştir.
  • Atatürk Dönemi’nde meydana gelen bir gelişme değildir.
  • Türkiye’de Köy Enstitüleri’nin oluşturulma fikrinin temelinde John Dewey’in düşünceleri yatar.

SOSYAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

KILIK KIYAFET DEĞİŞİKLİĞİ- ŞAPKA KANUNU (25 KASIM 1925)

  • Çağdaşlaşma adına önemli bir adımdır.
  • Mustafa Kemal bizzat kendisi Kastamonu’ya ve İnebolu’ya giderek şapka ve batı tarzı giysi ile kısa sürede halkı etkilemiş ve sonra çıkarılan şapka kanunu ile Türk erkeklerinin şapka giymesi zorunlu hale getirilmiştir.
  • Osmanlı Devleti çok uluslu milletlerden oluşuyordu. Her millet kendi milli ve dini kıyafetlerini giyiyordu.
  • Oysa Türkiye Cumhuriyeti ise Osmanlıdan farklı olarak Ulusal Devlet anlayışıyla kurulmuştur. Bu dağınıklık Ulus Devlet anlayışına uymadığı gibi çağdaş bir görünüm de sergilemiyordu.
  • Giyim ve kuşamdaki karışıklığa son verilip, birlik ve beraberliğin güçlendirilmesi hedeflendi.
  • Şapka, batı taklidi olmayıp özgürlüğün ve çağdaşlığın sembolü oldu.
  • 13 Aralık 1934’te çıkarılan Giysi Kanunu ile dinsel kıyafetlerin yalnızca ibadet yerlerinde giyilebileceği bunun dışında dini kıyafetlerle dolaşılması yasaklandı.
  • Ancak bu kanunla üç dinin liderleri “ Patirk, Hahambaşı ve Diyanet İşleri Başkanı” kendi dinlerinin giyisilerini resmi kıyafet olarak giyebileceklerdi.

TEKKE, ZAVİYE VE TÜRBELERİN KAPATILMASI (30 KASIM 1925)

  • Toplumsal alanda laikliğin gerçekleşmesi yolunda önemli bir adımdır.
  • Tekke tarikatların tören, toplantı ve eğitim yerleridir. Zaviye ise tekkelerin daha küçüğüdür.
  • Osmanlı Devleti’nin zayıflamaya başlamasıyla birlikte asıl fonksiyonlarını kaybeden tekke ve zaviyeler, belli kişilerin elinde halkın dini duygularını sömüren yerler haline gelmişti.
  • Ölen büyüklerin mezarları olan türbeler ise cahil halkın dertlerine deva aradıkları yerler olmuştu.
  • Cumhuriyetin ilk yıllarında bu kurumlar rejim karşıtı çalışmaların merkezi şekline dönüşmüştür. Unun en önemli örneği Şeyh Sait İsyanı olmuştur.
  • Mustafa Kemal “Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ülkesi değildir” diyerek bu konuda inkılabın zorunluluğunu belirtmiştir.
  • 30 Kasım 1925’te gtekke ve zaviyeler kapatılmış, türbeler yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca şeyh, derviş, mürit gibi ünvanlar ile falcılık ve muskacılık yasaklanmıştır.
  • Cami, mescit gibi ibadet kurumlarına dokunulmamıştır.

TAKVİM, SAAT VE ÖLÇÜLERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

Yapılma sebebi:

  • Batılı ülkelerle ilişkileri düzenlemek
  • Ticari ve mali konularda aksaklıkları gidermek
  • Uluslararası ticareti geliştirmek
  • Metrik sistemde ölçülerde ülke içindeki ikilikleri ortadan kaldırmak

Bu inkılapla;

  • 26 Aralık 1925’te Hicri takvim yerine Miladi takvim kabul edildi.
  • Ancak dini görevlerini yerine getirirken hicri takvim kullanılmaktadır.
  • 26 Aralık 1925’te Alaturka saat yerine Avrupa saat sistemine geçildi.
  • 24 Mayıs 1928’de uluslararası rakamlar kabul edildi.
  • 1 Nisan 1931’de ağırlık ve uzunluk ölçüleri değiştirildi.
  • Dirkem, okka, kile yerine kilogram; arşın, endaze, kulaç yerine metre kabul edildi.
  • 27 Mayıs 1935’te resmi tatil günü Cuma’dan Pazar’a alındı.

Sonuçları:

  • Uluslararası ticaret gelişti.
  • Avrupa ile aynı anda hareket kabiliyeti yakalandı. (Uluslararası ekonomik, siyasi ve ticari alanlarda uyum sağlanmıştır.)
  • Ölçülerde iki başlılık ortadan kalkmıştır.
  • Bu inkılap Halkçılık daha sonra da Laiklik ve İnkılapçılık ilkeleri ile ilgilidir.

SOYADI KANUNU’NUN KABULÜ ( 21 HAZİRAN 1934)

  • Devlet işlerinde, askere almalarda kolaylaık sağlamak,hukuk alanındaki aksaklıkları gidermek, kargaşayı önlemek, kaynaşmış bir toplum yaratmak için yapılan bir devrimdir.

  • Bu kanuna göre;
    • Her aile bir soyadı alacak
    • Soyadı Türkçe olacak
    • Rütbe, memurluk, yabancı ırk ve millet ile ahlaka aykırı ve gülünç kelimeler soyadı olarak kullanılmayacaktı.
    • 1934’te TBMM Mustafa Kemal’e “ATATÜRK” soyadını vermiştir.
    • 27 Kasım 1934’te çıkarılan bir kanunla ağa, hacı, hafız, paşa, efendi, molla gibi toplumda sınıf ve zümre oluşturabilecek ünvanların kullanılmasını yasaklamıştır.

Soyadı kanunu;

  • Doğrudan Halkçılık ilkesi ile ilgilidir.
  • Sınıf bildiren unvanların yasaklanması sebebi ile Halkçılık ilkesi ile ilgilidir.
  • Molla ve hafız gibi unvanların kaldırılması sebebi ile Laiklik ilkesi ile ilgilidir.
  • Soyadların Türkçe olması zorunluluğu nedeniyle de Milliyetçilik ile ilgilidir.

EKONOMİ ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

İZMİR İKTİSAT KONGRESİ (17 ŞUBAT 1923)

  • Amaç: Ekonomik bağımsızlığa ulaşmada izlenecek yolu ve ulusal ekonominin temel ilkelerini belirlemektir.
  • Lozan’daki barış görüşmelerinin kesildiği bir sırada İzmir’de Türkiye İktisat Kongresi toplandı. Çok önemli kararlar alındı. Alınan bu kararlar Misak-ı İktisadı adıyla yayınlandı.

  • Kongrede Alınan Kararlar:
    • Yabancı tekellerden kaçınılmalıdır.
    • Yerli kaynaklara dayalı ulusal sanayi kurulmalıdır.
    • Küçük işletmelerden süratle fabrikaya geçmek gereklidir.
    • Özel sektörce yapılmayan teşebbüsler devletçe gerçekleştirilmelidir.
    • Özel teşebbüse kredi sağlayacak bir devlet bankası kurulmalıdır.
    • Anonim şirketlerin kurulması kolaylaştırılmalıdır.
    • Milli bankalar kurulmalıdır.
    • Sanayi teşvik edilmelidir.
    • Yerli malı kullanılması sağlanmalıdır.
    • Demiryolları inşası hükümetçe bir programa bağlanmalıdır.
    • Devlet ekonomik görevleri olan bir organ haline gelmelidir.
    • İşçilerin hakları düzenlenmelidir.
    • Vergi sistemind ereforma gidilerek köylünün üzerindeki ağır vergiler kaldırılmalıdır.
    • Toprak reformu yapılarak topraksız köylüye toprak dağıtılmalıdır.
    • Kapitülasyonlara karşı olunduğu bir kez daha belirtilmiştir.

AÇIKLAMA:

1- İzmir İktisat Kongresi’nde özel teşebbüsüb geliştirilmesi kararlaştırılmasına rağmen özel teşebbüsün sermaye yetersizliğinden ve yetişmiş iş gücü azlığından dolayı bu karar uygulanamamıştır.

2- Bu nedenle 1930 yılından itibaren “Devletçi” bir ekonomi politikası uygulanmaya başlanmıştır.

3- 1933 yılında İlk Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlandı ve planın başarıyla uygulanması sonucunda ülkemize önemli sanayi tesisleri kazandırılmıştır.

TARIM ALANINDAKİ GELİŞMELER

  • Aşar vergisi kaldırıdı. (17 Şubat 1925) Köylü üzerinde önemli bir yüktü.
  • Devlet üretme çiftlikleri ve Tohum Islah İstasyonları açıldı.
  • Çiftçinin tarımda makina, iyi tohum, gübre ve ilaç kullanması teşvik edildi.
  • Ziraat Enstitüsü kuruldu ve Yüksek Ziraat okulları açıldı.
  • 1929’da Toprak Reformu kanunu çıkarıldı. Ancak uygulanamadı.
  • 1928 yılında Tarım Kredi Kooperatifleri kuruldu.
  • Ziraat Bankası köylüye kredi vermekle görevlendirildi.
  • Yapılan bu çalışmalarla kısa sürede tarımda büyük başarılar sağlandı.

AŞAR VERGİSİ’NİN KALDIRILMASI (17 ŞUBAT 1925)

  • Aşar vergisi sadece Müslüman halktan alınan 1/10 oranında şer’i vergidir.
  • Aşar vergisi ürün üzerinden toplanmaktaydı.
  • Devlet bu vergiyi Mültezim denilen aracılar aracılığı ile toplandığı için yolsuzluklara yol açmaktaydı.
  • Aşar vergisinin kaldırılması her ne kadar gelir kaybına neden olsa da zamanla üretimin artışını sağlamıştır.
  • Köylülerin dışında böyle bir vergi alınmaması halk arasında eşitsizliğe sebep olmaktaydı. Kaldırılmasıyla bu alandaki eşitsizlik son buldu.
  • Bundan dolayı Aşar vergisinin kaldırılması doğrudan Halkçılık ilkesi ile ilgilidir.

  • Aşar Vergisi’nin kaldırılmasından sonra;
    • Ziraat Bankasının sermayesi arttırıldı.
    • Traktör kullanılmasının yaygınlaştırılması için önlemler alındı.
    • Tarım alanında uzman ihtiyacını gidermek için Yüksek Ziraat Enstitüsü kuruldu.
    • Köylünün makine, tohum, gübre, ilaç, kredi ihtiyaçlarını karşılamak için Tarım Kredi Kooperatifleri kuruldu.
    • 2 Haziran 1929’da topraksız köylüye toprak edindirmek için toprak reformu yapıldı.
    • Tarım ve hayvancılığı geliştirmek için örnek çiftlikler kuruldu.

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİNİN KURULMASI – 1928

  • Çiftçiye; para, tohum, ilaç, gübre, araç vb sağlamak amacı ile kurulmuştur.
  • Doğrudan Devletçilik ile ilgilidir.

TOHUM ISLAH İSTASYONLARI’NIN KURULMASI

  • Kaliteli tohum elde ederek üretimini arttırmaya yönelik bir çalışma yapılmıştır.
  • Doğrudan Devletçilik ile ilgilidir.

NUMUNE ÇİFTLİKLERİNİN KURULMASI

  • Modern tarımı halka öğretmek amaçlanmıştır.
  • Doğrudan Devletçilikle ilgilidir.

ZİRAAT FAKÜLTELERİNİN KURULMASI

  • Amacı modern tarımı öğretecek kalifiye eleman yetiştirmektir.
  • Modern tarımı öğretirken örnek oluşturması açısından Orman ve Üretme Çiflikleri kurulmuştur.

TOPRAK REFORMU (8 HAZİRAN 1929)

  • Topraksız köylüye toprak edindirmek,
  • Devletin miri arazisini halka dağıtmak,
  • Feodal yapıya son vermek amacıyla yapılmıştır.
  • Ancak uygulamaya geçilememiştir.
  • Başarısız olunmasının sebebi, Türkiye’deki Feodal yapıdır.
  • Doğrudan Halkçılık ile ilgilidir.

TİCARET ALANINDAKİ GELİŞMELER

  • 1923 Lozan Antlaşmasıyla kapitülasyonlar kaldırılarak yabancıların ticaret üzerindeki baskıları sona erdirildi.
  • 1925 yılında Ticaret ve Sanayi odaları kuruldu.

  • Mustafa Kemal Dönemi’nde kurulan bankalar, kuruluş amaçları ve ilgili oldukları inkılaplar şöyle sıralanabilir;
    • İş Bankası (1924): Mustafa Kemal tarafından kurulmuştur. İlk özel bankadır. Liberalist ekonomi örneğidir.

  • Ziraat Bankası (1888-1924):
    • Cumhuriyetten önce Osmanlı Devleti döneminde Mithat Paşa tarafından kurulmuştur. (1888)
    • Cumhuriyet döneminde ise düzenlenerek çiftçiyi desteklenmiştir. Devlet tarafından düzenlendiği için Devletçilik politikası hakimdir.

Sanayi ve Maadin Bankası (1925-1932)

  • Kendisine devredilen devlet fabrikalarını, özel sektöre devredilinceye kadar işletmek
  • Özel sektörle ortaklıklar kurmak
  • Tek başına yada ortaklıklar aracılığıyla maden ayrıcalığı almak ve bunları özel sektörle ortaklık yoluyla işletmek
  • Sanayi ve madencilik alanlarında etkinlikte bulunan özel girişimcilere kredi açmak ve bankacılık işlemleri yapmak için kurulmuştur.

v Emlak ve Eytam Bankası (1926): İnşaat sektörüne canlılık kazandırmak için kurulmuştur.

v Sümerbank (1933):

  • Tekstil ile ilgili faaliyette bulunmak üzere devlet tarafından kurulmuştur.
  • Devletçilik düşüncesi hakimdir.
  • Ayrıca ürettikleri malları halka arz ettikleri için Halkçılık düşüncesi de vardır.

v Halk Bankası (1933): Esnaf-sanatkar ve küçük meslek sahibine kredi verme amacıyla kurulmuştur.

v Etibank (1935):

  • Madencilikle ilgili faaliyetlerde bulunmak üzere kurulmuştur.
  • Devletçilik düşüncesi hakimdir.

v Denizbank (1938): Denizcilik faaliyetlerine kredi vermek amacıyla kurulmuştur.

v Merkez Bankası (1930):

  • Osmanlı Devleti’nin parasını Osmanlı Bankası basmaktaydı.
  • Cumhuriyet Dönemi’nde Merkez Bankası kuruldu.
  • Görevleri:
    • Kağıt para bastırmak
    • Paranın değerini korumak
    • Döviz kurunu belirlemek
    • Altın kurunu belirlemek
    • Faiz oranlarını belirlemek
    • Yurtdışına para satmak
    • Bankalara kredi vermek

KABOTAJ KANUNU (1 TEMMUZ 1926)

  • Türk karasularında ticaret yapma üstünlüğü sadece Türklere aittir.
  • II. Mahmut Dönemi’nde İngiltere ile yapılan 1838 Balta Limanı Sözleşmesi sonucunda ve Türk karasularında yabancılara büyük ayrıcalıklar verilmişti. Verilen bu haklar Kabotaj Kanunu ile geri alınmıştır.
  • Kabotaj Kanunu kapitülasyonların tamamen sona ermesi ile ilgili olarak değerlendirilebilir.
  • Doğrudan Milliyetçilik ilkesi ile ilgilidir.

SANAYİ ALANINDA GELİŞMELER

  • 1925 Sanayi ve Maadin Bankası kuruldu.
  • 28 Mayıs 1927 Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarıldı. Özel teşebbüsün teşviki hedeflendi.
  • 1929’da sanayiyi korumak için gümrük vergileri yükseltildi.
  • 1933 yılında Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlandı.
  • Sümerbank ve Etibank’ın katkılarıyla kağıt, demir-çelik, dokuma gibi çeşitli alanlarda önemli fabrikalar kuruldu.
  • Kalkınma planıyla Devletçilik ilkesi resmen uygulanmaya başladı ve Türkiye kalkınmada dünyada üçüncü sırayı aldı.
  • 1938 yılındaki II.Beş Yıllık Kalkınma Planı ise II.Dünya savaşının olumsuz etkileri nedeniyle uygulanamamıştır.
  • 1933’te Sümerbank kuruldu.Dokuma, selüloz, seramik ve kimya fabrikalarının kurulması işlevini yaptı.
  • 1935 yılında MTA (Maden Tetkik Arama Enstitüsü) kuruldu. Madenleri aramak amacıyla kurulmuştur.
  • Etibank bulunan madenleri işletmek amacıyla kuruldu.
  • 1939’da Karabük Demir-Çelik Fabrikası kuruldu. Türkiye’nin ilk demir-çelik fabrikasıdır.
  • Plan doğrultusunda dokuma, demir, kağıt , cam ve kimya alanlarında 1937’ye kadar 16 fabrika kuruldu.

KORUYUCU GÜMRÜK KANUNU

  • Yabancılardan alınan gümrük vergileri artırılmış, yerli tüccardan alınan gümrük vergisi azaltılmştır. Böylece yerli sanayi geliştirilmete çalışılmıştır.

TEŞVİK-İ SANAYİ KANUNU (28 MAYIS 1927)

  • Amacı yerli sanayiyi oluşturup dışa bağımlılığı önlemektir.
  • Yerli sanayiyi oluşturmak öncelikli amaç olduğundan doğrudan Milliyetçilik ile ilgilidir.
  • Başarısız olmuştur. Başarısız olması Devletçiliği zorunlu kılmıştır.

  • Başarısız Olma Nedenleri:
    • Halkta yeterli sermayenin olmaması
    • Alt yapının olmaması
    • Teknik eleman sıkıntısının olması
    • Yaklaşmakta olan 1929 ekonomik krizin etkisi

BAYIRDIRLIK VE SAĞLIK ALANINDA GELİŞMELER

  • Yabancı şirketlerin elindeki demiryolları satın alınarak devletleştirildi.
  • Yeni demiryolları yapıldı.
  • Osmanlılar döneminde 18.335 km olan karayolları, 1948 yılında 45.000 km’ye çıkarıldı.
  • 1939’da Devlet Deniz Yolları Umum Müdürlüğü kuruldu..
  • 1952’de Denizcilik Bankası kuruldu.
  • Sağlığa önem verildi. 2 Mayıs 1920’de Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kuruldu.

LAİKLEŞME AŞAMALARI

Anayasanın Laikleşmesi:

  • 10 Nisan 1928 Anayasadan “Devletin dini İslam’dır” maddesi çıkarılmıştır.
  • 5 Şubat 1937 Atatürk ilkeleri anayasaya girmiştir.

Devletin Laikleştirilme Aşamaları:

  • 1 Kasım 1922 Saltanatın Kaldırılması: Laikliğin ilk aşaması gerçekleşti. Aynı gün şeyhülislamlık makamı da kalıdrılmıştır.
  • 3 Mart 1924 Halifeliğin Kaldırılması: Laikliğin önündeki en önemli engel kaldırılmış oldu.
  • 3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu: Eğitim ve öğretim birleştirilerek eğitim sistemi laikleştirildi.
  • 3 Mart 1924 Şeriye ve Evkaf Vekaletinin Kaldırılması: Bunların yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kurularak siyasal yaşamda laiklik amaçlanmıştır.
  • 30 Kasım 1925 Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması: Toplumsal alanda laikleşmedir.
  • 17 Şubat 1926 Türk Medeni Kanunu: Hukuk sisteminde laikleşmedir.
  • 2 Mart 1926 Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun: Eğitimde laikleşmedir.

6666
0
0

Hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
yorum yap

© 2013 KPSS.tv All Rights Reserved Facebook Twitter