İşlem Yapılıyor

HUKUKA GİRİŞ

TEMEL HUKUK KAVRAMLARI

1-HUKUK KAVRAMI

Hukuk

Bir toplumdaki insanların arasındaki ilişkileri düzenlemek için devletin yetkili organları tarafından konulmuş olan uyulması zorunlu ve maddi yaptırımı olan kuralların oluşturduğu sisteme hukuk denir. Hukukun görevi ve amacı bir toplumda barışı, adaleti, güvenliği eşitliği ve özgürlüğü sağlamaktır.

Hukukun Unsurları

a) Hukuk kurallarının asıl amacı toplumsal ilişkileri düzenlemektir. Fakat hukuk kurallarının toplmsal ilişkileri düzenlemesinin yanında başka amaçları da vardır. Ahlak, din ve görgü kuralları da toplumsal hayatı düzenlemeye yönelik kurallardandır.

SOSYAL HAYATI DÜZENLEYEN KURALLAR

1. Hukuk Kuralları

2. Ahlak Kuralları

3. Din kuralları

4. Görgü Kuralları

1. Hukuk Kuralları

Sosyal hayatta insanların birbirleriyle ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen kurallara hukuk kuralları denir.

* Hukuk kuralları yetkili makamlar tarafından koyulur.

* Yaptırımı maddidir.

* Devlet tarafından uyulması zorunlu kurallar olarak belirtilmiştir.

Hukuk Kurallarının Yaptırımları

-Ceza

- Cebri İcra

-Tazminat

- Hükümsüzlük

-İptal

vardır.

Ceza

Devletin ceza hukukuna bağlı olarak tespit ettiği ve suç sayılan eylemleri işleyen kişilere uyguladığı yaptırım(müeyyide)dir. Türk Ceza Kanununa göre suç işleyenlere karşı ceza olarak hapis ve adli para cezaları uygulanır.

Cebri İcra

yükümülülüklerini yerine getirmeyenlere karşı devletin yetkili organlarının uyguladığı tedbirlerdir.

Örnek: Borcunu ödemeyen borcunun devletin eliyle borcunu ödemeye zorlanması.

Tazminat

Yaptığı sözleşmeye ya da bir hukuk kuralına aykırı davranan bir kişinin bu kusurundan dolayı meydana gelen zararı ödemekle yükümlü olmasıdır. Yargı organlarının bir kişiyi tazminat ödemeye yükümlü tutması için kural olarak zararın ortaya çıkması gerekir. Tazminat Maddi tazminat ve manevi tazminat olmak üzere ikiye ayrılır.

a) Maddi Tazminat: maddi niteliktedir. Örneğin; birinin evinin camını kıran kişinin bunu ödemek zorunda olması.

b) manevi Tazminat: Bir kişinin kendine hakaret eden bir kişiye dava açması.

Hükümsüzlük

Hukuki nitelikteki bir işlemin hukuk kurallarının emrettiği bir biçimde yapılmaması ya da bu işlemin kanuna aykırı olarak yapılması durumunda bu hukuki işlemin yok ve geçersiz sayılmasıdır. Hükümsüzlük ;

Yokluk

Butlan

Tek Taraflı Bağlamazlık

olmak üzere üçe ayrılır

a) Yokluk: Hukuki bir işlemin kurucu unsurlarından birinin eksik olması nedeniyle hukukun doğmamış, ortaya çıkmamış olmasıdır. Örneğin; Evlendirme memuru önünde yapılmayan evliliğin geçersiz olması. Bu durum yok hükmündedir.

b) Butlan: Bir işlemin gerçekleşmesinde cebir, aldatma, şiddet ve hile varsa o işlemin geçersiz sayılmasıdır. Butlan Mutlak(tam) Butlan ve Nisbi(kısmi) Butlan olmak üzere ikiye ayrılır.

Mutlak(Tam) Butlan: Kanunun emredici işlerine aykırı olma durumudur. Mutlak butlan sonucunda işlemin tamamı geçersiz olur. Örneğin; Bir kimsenin dayısıyla evlenmesinin sonucu bu işlemin en başından itibaren geçersiz sayılması.

Nisbi(Kısmi) Butlan: Emredici hukuk kurallarına uygun olmasına rağmen iradede sakatlık söz konusudur. Yani işlemdeki bazı eksikliklerden dolayı işlemin iptal edilmesi söz konusudur. Örneğin; Bir kişinin sarhoş durumdayken evlendirilmesi söz konusuysa bu kişi daha sonra dava açıp evliliği iptal ettirilebilir.

İptal

Hukuk kurallarına aykırı olarak yapılan bir işlemin yargı kararı yoluyla ortadan kaldırılmasıdır.

2. Ahlak Kuralları

İnsanların iyi veya kötü davranışlarda bulunup bulunmaması konusunda sorumluluğu ifade eden kurallardır. Hukuk kurallarının kendi içinde yer verdiği ahlak kurallarının yaptırımı maddidir. ikiye ayrılır. Bireyin kendi nefsine karşı nasıl davranılması gerektiğini açıklayan kurallara subjektif(öznel) ahlak kuralları denir. Örneğin; yalan söylememek. Kişinin başka insanlara karşı nasıl davranılması gerektiğini açıklayan kurallara objektif(nesnel) ahlak kuralları denir.

Ahlak kurallarının yaptırımı ayıplama ve kınamadır.

3. Din Kuralları

Allah tarafından belirtilmiş olan insanların inançlarıyla alakalı olan insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallardır. Din kuralları Allah tarafından peygamperler vasıtasıyla insanlara ulaştırdığı bazı emir ve yasaklardan oluşur. Bu kurallara uyup uymamak insana bırakılmıştır. Din kurallarının yaptırımı Allah tarafından olur. Din kuralları hem dünyaya hem de ahirete ilişkin birtakım düzenlemeleri içerir. Günah sahibi olma, ahirette cezalandırılma gibi yaptırımları vardır.

4. Görgü Kuralları

Bu kurallara Adab-ı Muaşeret kuralları da denir. İnsanların birbirleriyle karşılıklı olarak uyması gereken kurallardır. Genel olarak bireylerin bu kurallara uyması beklenir. Görgü kuralları bölgeden bölgeye değişebileceği gibi herkesin uyabileceği ve zaman içinde değişebilen yapıda da olabilir. Görgü kurallarının yaptırımı manevidir. Maddi yaptırım uygulanmaz. Görgü kurallarına uymayan kişilere toplum tarafından yaptırım uygulanır. Devlet tarafından yaptırım uygulanmaz. Kınama ve dışlanma gibi yaptırımları vardır.

b) Zorunlu olarak uyulması gereken kurallardır. Bu kuralları koyanlar da dahil olmak üzere herkes bu kurallara uymak zorundadır. Bu kurallara uyma konusunda hiçbir ayrım yapılmaz. Her insanın, kurumun ve organın bu kurallara uyması gerekir.

c) Hukuk kurallarına uymayanlara maddi yaptırım(müeyyide) uygulanır. Hukuk kurallarının yaptırımını devleti temsil eden kişiler tarafından uygulanır. Bir birey maddi kurallara uymadı takdirde bu kurallar bu bireylere zorla uygulatılır.

d) Hukuk kuralları devletin yetkili organları tarafından konulmuştur. Hukuku sağlamaya yönelik düzenlemeler toplumu temsil eden yani toplumun iradesini yansıtan ve toplum adına egemenlik hakkını kulanan yetkili merciler tarafından yapılır. Hukuk kuralları doğrudan doğruya yasama organı olan TBMM tarafından oluşturulur. Bu kurallar toplumca benimsenen başlangıçta maddi yaptırım olmayan kurallardır Yasama organı bu kuralları alarak hukuk kuralına dönüştürür.

Hukuk Kurallarının Temel Nitelikleri

- Soyutluk - Genellik -Süreklilik - Kişilik Dışı Olma - Yaptırıma Dayalı Olma

Hukuk Kurallarının Çeşitleri

- Emredici Hukuk kuralları

- Tamamlayıcı Hukuk Kuralları

- Yorumlayıcı Hukuk Kuralları

- Tanımlayıcı Hukuk Kuralları

Emredici Hukuk Kuralları

Uyulması kesinlikle zorunlu olan kurallardır. Bu kurallara uyması gereken kişiler bu kuralları kendi iradeleriyle değiştiremezler. Kendi kafalarına göre kullanamazlar. Bu kurallar birtakım emir ve yasaklar içerir. Emredici hukuk kurallarının konulmasının amacı, genel ahlak ve adabın korunması, kamu yararının gözetilmesi ve korunması, güçsüzlerin korunmasıdır. Evlenmenin nikahla resmi bir biçimde yapılması emredici hukuk kuralına örnektir Evlenme bu şekilde yapılmazsa işlem geçersiz sayılır.

Tamamlayıcı Hukuk Kuralları

Tarafların kendi özgür iradeleriyle değiştirebildikleri ancak bu şekilde değiştirilip bertaraf edilmediği sürece uygulanabilen hukuk kurallarıdır. Sözleşme yapılırken daha sonra ortaya çıkabilecek kurallar gözetilmediği için eksik noktaları tamamlayan hukuk kurallarıdır. Tarafların açık bir biçimde çözemedikleri ve aksine hüküm koymadıkları durumlarda devreye tamamlayıcı hukuk kuralları girer. Bu nedenle bu tamamlayıcı hukuk kurallarına düzenleyici veya yedek hukuk kuralları da denir. Örneğin; evli bir çift anlaşarak ayrılıyorsa mal paylaşımı konusunda Medeni Kanun'da yer alan hukuk kurallarına uymak zorunda değildir. Ancak mal paylaşımında bir anaşmazlık yaşanırsa bu durumda tamamlayıcı hukuk kurallarına başvurulur.

Yorumlayıcı Hukuk Kuralları

Birkaç anlama gelebilen bir durumun, bir bildirimin ve bir eylemin uyuşmazlık durumunda hangi anlama geldiğini belirleyen hukuk kurallarıdır. Yorumlayıcı hukuk kurallarına tefsir edici hukuk kuralları da denir. Örneğin; Alınan bir malın borcunun ayın başında ödenecek ifadesi ifadesi kullanılmışsa ayın başının neyi ifade ettiği belli değildir yani hangi ayın başı olduğu belirtilmemiştir. Bu durumda yorumlayıcı hukuk kuralına başvurulur.

Tanımlayıcı Hukuk Kuralları

Hukuksal bir kavramın gerekli yasal unsur ve koşullarını belirten kurallardır. Tamamlayıcı hukuk kuralında söz konusu olan kavram kanun dışında anlaşılmaz. Örneğin; Türk Medeni Kanununda '' Nişanlanma evlenme vaadiyle olur'' biçiminde belirtilmiştir.

HUKUK TÜRLERİ

Mevzu Hukuk

Bir ülkede yetkili bir organ tarafından konulan ve hala yürürlükte olan kuralların tamamına mevzu hukuk denir. Mevzu hukuka mevzuat hukuku da denir. Mevzu hukuk kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik gibi yazılı hukuk kaynaklarına dayanır.

Pozitif Hukuk( Müspet Hukuk-Olan Hukuk)

Bir ülkede belli bir dönemde yürürlükte olan hukuk kurallarının tamamına pozitif hukuk denir. Pozitif Hukuka dogmatik hukuk veya yürürlükteki hukuk da denir. Pozitif hukuk yazılı ve yazısız hukuk kurallarını kapsar. Yani kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, örf ve adetler, gelenek ve görenekler gibi yazılı ve yazısız hukuk kuralları pozitif hukuku oluşturur.

Tabi Hukuk (İdeal Hukuk-Doğal Hukuk)

Yürürlükte bulunan yani olan değil olması gereken hukuk kuralını ifade eder. Tabi Hukukun esas amacı mükemmel olanı sağlamaya çalışmaktır.

Tarihi Hukuk

Yürürlükten kalkmış olan hukuktur. Tarihi hukuk geçmişte uygulanmıştır. Örneğin 1921 Anayasası geçmişte uygulanmıştır ama şimdi bunun yerine 1982 Anayasası uygulanmakatadır yani yürürlükten kalkmıştır.

Şekli Hukuk

Uyuşmazlıkların olması durumunda bu uyuşmazlıkların çözümünde izlenecek usulü gösteren kurallardır. İcra İflas Hukuku, Ceza Yargılama Hukuku, Medeni usul Hukuku, İdari Yargılama Hukuku Şekli Hukukun içinde yer alır.

Maddi Hukuk

Doğrudan kişilerin toplumla ve birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen, bireylerin hukuki durumunu, bireylerin sahip olduğu hakları ve borçlarıyla ilgili yükümülülüklerini belirleyen kurallardır. Ceza Hukuku, Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku gibi hukuk türleri Maddi Hukukun içinde yer alır.

BOŞLUK KAVRAMI

Hukuk Boşluğu

Mevcut bir duruma uygulanacak yazılı ya da yazısız herhangi bir hukuk kuralının olmaması durumuna hukuk boşluğu denir. Kanunlarda, örf ve adet hukukunda olaya ilişkin uygulanacak bir hüküm yoksa Hakimin bu durum karşısında hukuk yaratması gerekir. hakimin davayı bu şekilde çözmesi gerekir.

Kanun Boşluğu

Kanunda somut bir olaya uygulanacak bir hükmün bulunmamasına kanun boşluğu denir. Kanun boşluğu ikiye ayrılır.

1. Kural içi boşluk

2. Kural dışı boşluk

1. Kural İçi Boşluk

Kanunu yapan mercinin bilerek ve isteyerek bıraktığı boşluğa kural içi boşluk denir. Kanunu koyan kişi ya da merci duruma ilişkin bir çözüm ortaya koymuştur Fakat bu çözümün somut olaya doğrudan doğruya uygulanması mümkün değildir.Kural İçi Boşlukta hakim takdir yetkisini kullanır.Örneğin bir olay sonucunda kişiye manevi tazminat cezası verilmişse bu manevi tazminatın miktarını hakimin belirlemesi.

2. Kural Dışı Boşluk

Kanunu koyan kişinin ya da organın istemeden ve bilmeden bıraktığı boşluğa kural dışı boşluk denir. Kural dışı boşluk ikiye ayrılır.

a) Açık boşluk

b) Örtülü boşluk

a) Açık Boşluk

Açık boşlukta hakimin kendisi hukuk yaratır. Kanunlarda çözülmesi gereken bir duruma uygulanacak hükmün hiç olmamasıdır. Açık boşlukta kural hiç düzenlenmemiştir.

b) Örtülü Boşluk

Kanunda olay hakkında bir hüküm bulunmasına rağmen bu hükmün yeterli olmaması ya da başka bir hükümle çatışma söz konusudur. örneğin, boşanma durumunda hakimin çocuğun velayetini anneye vermesi fakat annenin ölmesi durumunda durumun ne olacağının belli olmaması.

HUKUKUN KAYNAKLARI

Yazılı Kaynaklar

- Anayasa - Tüzük

- Kanun - Yönetmelik

- Kanun Hükmünde kararname - Meclis İçtüzüğü

- Uluslararası Antlaşmlar

Yazısız Kaynaklar

-Örf ve Adet Hukuku

Yardımcı Kaynaklar

- Bilimsel Görüşler(İçtihatlar)

- Yargı Kararları

Yazılı Kaynaklar

Anayasa

Anayasanın hükümleri devletin temel organları olan yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişilerini bağlayan hukuk kurallarıdır.

Kanun

Kanunlar yasama organı olan TBMM tarafından çıkarılır. Genel, sürekli, yazılı ve düzenleyici hukuk kurallarıdır. TBMM, anayasaya aykırı olmamak şartıyla her konuda kanun çıkarma yetkisine sahiptir.

Kanun Hükmünde Kararname

Bakanlar Kurulu tarafından belli konularda düzenleme yapmak amacıyla çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.

Uluslararası Antlaşmalar

Uluslararası hukukun kendilerine bu alanda yetki verdiği kişilerin arasında uluslararası hukuka uygun bir şekilde, hak ve yükümlülükler doğuran , değiştiren ya da sona erdiren yazılı antlaşmalardır.

Tüzük

Herhangi bir kanun uygulmasını göstermek ya da kanunun emrettiği işleri belirtmek amacıyla kanunlara aykırı olmamak koşuluyla ve Danıştay incelemesinden geçirilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan yazılı hukuk kurallarıdır.

Yönetmelik

Başbakanlığın, bakanlıkların ve kamul tüzel kişilerinin kendi görev alanına giren ve kendi görev alanını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bu kurallara aykırı olmamak koşuluyla çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır.

Not: Kanun Hükmünde Kararnameler ve Uluslararası Antlaşmalar Kanun hükmündedir.

Yazısız Kaynaklar

Örf ve Adet Hukuku

Toplumda sürekli olarak aynı şekilde davranmaktan ortaya çıkan bu biçimde davranmanın gerekli olduğu inancını taşıyan kurallar örf ve adet hukukunun oluşmasını sağlar. Örf ve adet hukukunu yetkili ve belli bir makam koymaz. Sürekililik, Genel İnanç ve Devlet Yaptırımı bir geleneğin hukuk kuralı haline gelmesini sağlayan şartları oluşturur. Örf ve Adet kurallarının hukuk kuralı olarak uygulanabilmesi için yazılı hukuk kurallarına aykırı olmaması ve hukuk düzeni tarafından benimsenmesi gerekir.

Örf ve Adet Hukukunun Unsurları

- Maddi unsur - Manevi Unsur - Hukuki Unsur

Maddi Unsur

Örf ve adetin sürekli olması ve tekrar gerçekleşmesi gerekir. aynı zamanda örf adet kuralının uzun bir zamandan beri uygulanması gerekir.

Manevi unsur

Toplumda örf ve adet kuralına uyma zorunluluğunun genel inanış olarak yerleşmesi gerekir.

Hukuki unsur

Örf ve adet kuralının devlet tarafından desteklenmesi ve maddi yaptırıma sahip olması lazımdır.

Yardımcı Kaynaklar

Bilimsel Görüşler

Hukukla ilgili olan kişilerin hukukla ilgili sorunlarda ileri sürdükleri görüş, düşünce ve kanaatleridir. Bilimsel görüşlerin diğer adı doktrin/öğreti- içtihattır.

Yargı Kararları

Mahkemeler tarafından verilen kararlardır. yargı kararlarının hakimleri bağlayıcı bir özelliği bulunmamaktadır. Benzer durumlarda uyuşmazlıkların çözümünde yardımcı olurlar.

Not: İçtihadi Birleştirme Kararları, yüksek mahkemelerin iki dairesinin kararları ya da bir dairesinin farklı zamanlarda verdiği kararlar arasında ayrılık varsa veya yerleşmiş olan bir içtihadın değiştirilmesi gerektiğinde içtihadi birleştirme genel kurulu tarafından alınır. Yargısal kararlardan farklı olarak içtihadi birleştirme kararları Resmi Gazete'de yayınlanır. Bağlayıcı niteliğe sahiptir.

HUKUKUN DALLARI

Hukuk;

1- Kamu Hukuku

2- Özel Hukuk

3- Karma Hukuk

olmak üzere üçe ayrılır.

1. Kamu Hukuku

Devletin kuruluşu, işleyişi ve kişilerle kamu kurum ve kuruluşu ve diğer devletler arasında olan ilişkileri düzenleyen hukuka kamu hukuku denir.

Kamu Hukukunun Bölümleri

-Anayasa Hukuku

- İdare Hukuku

- Vergi Hukuku

- Ceza hukuku

-Yargılama Hukuku

- Devletler Umumi Hukuku

2. Özel Hukuk

Gerçek kişiler(bireyler) ile kişilerin kişilerle ülkelerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen hukuka Özel Hukuk denir.

Özel Hukukun Bölümleri

- Medeni Hukuk

- Borçlar Hukuku

- Ticaret Hukuku

- Devletler Özel Hukuku

3. Karma Hukuk

Özel hukuku ve kamu hukukunu kapsayan hukuka karma hukuk denir.

Karma Hukukun Bölümleri

- İş Hukuku - Hava Hukuku - Toprak Hukuku - Bankacılık Hukuku

- Sanat Eserleri Hukuku

KAMU HUKUKU

1. Anayasa Hukuku

Devletin şeklini, yapısını, organlarının görev ve yetkilerini, bu organların birbirleriyle olan ilişkilerini bireylerin temel hak ve özgürlüklerini düzenleyen hukuka Anayasa Hukuku denir.

2. İdare Hukuku

Devlet idaresinin teşkilat ve işleyişini kişilerin idareyle olan ilişkilerini ve kamu hizmetlerinin görülmesiyle alakalı konuları düzenleyen hukuka İdare Hukuku denir.

3. Ceza Hukuku

Suç oluşturan eylem ve davranışların neler olduğu bu eylem ve davranışlarda bulunanlara hangi cezaların verileceğini gösteren hukuka Ceza Hukuku denir.

Ceza Kanunu'nun amacı; kişilerin hak ve özgürlüklerini ve kamu düzenini ve güvenliğini sağlamak, hukuk devletinin oluşmasını sağlamak, toplumsal barışı sağlamak ve korumak, kişilerin suç işlemesini önlemektir.

Suç ve Suçun Unsurları

Suç: Kanunun ceza tehditiyle yasakladığı fiillerdir.

Suçun Unsurları

1. Maddi Unsur(Hareket)

2. Manevi Unsur(Kusurluluk)

3 Kanuni Unsur(Tipiklik)

1. Kanuni Unsur(Tipiklik)

Söz konusu olan davranışın Ceza Kanunu'nda suç olarak nitelendirilen fiile uygun olmasıdır. Kanuni unsur Tipiklik olarak da adlandırlır. '' Kanunsuz suç ve ceza olmaz'' ilkesi tipiklik yani kanuni unsuru ifade eden ilkedir.

2. Maddi Unsur(Hareket)

Suçun olmasının ikinci koşulu hareketin varolmasıdır. Hareket icra ve ihmal olmak üzere iki şekilde ortaya çıkar. Hareket, yapmak biçiminde meydana geliyorsa icrai hareket; yapmamak biçiminde meydana geliyorsa ihmali hareket söz konusudur. Cinayet işlemek icrai harekete; geçit görevlisinin tren yolunu kapatmaması ihmali harekete örnek oluşturur.

Fail: Suçu işleyen kişiye denir.

Mağdur: İşlenen suçtan zarara uğrayan kişiye denir.

Fiil: Suçun oluşmasında etkili olan kişinin eylemlerine denir. (Hareket- yapma-yapmama)

Nedensellik (İlliyet Bağı): İşlenen suçun hareket sonucunda meydana gelmesidir.

Netice: Her hareketin bir sonucu vardır. Sonuçsuz suç olmaz.

Suçun Nitelikli unsurları: Suçun temel niteliklerine göre cezanını arttırılmasını veya azaltılmasını gerektiren unsurlardır.

Not: İcrai ve ihmali hareketlerde bulunmayan bir kişi düşünce ve yorumlarından dolayı cezalandırılamaz.

3. Manevi unsur(Kusurluluk)

Konu olan davranışın suç kapsamına girebilmesi için gerekli olan son unsurda fiilin kusurlu bir irade tarafından yaratılmasını ifade eder. Manevi Unsur yani Kusurluluk taksir ve kast olmak üzere ikiye ayrılır.

Kast: Doğrudan Kast ve Olası Kast olmak üzere ikiye ayrılır:

a)Doğrudan Kast: Kişinin sonucunu bilerek ya da tahmin ederek suç işlemesidir. Kişi bu sonuca ulaşmak için gayret ediyordur.Örneğin; bir kişinin karşısındakini öldürmk amacı ile bıçaklaması.

b) Olası Kast: Kişi doğrudan kastta da sonu tahmin edebiliyor ve ''olursa olsun'' düşüncesi içindedir. Doğrudan kasttan farkı doğrudan kastta amaca ulaşmak için bir çaba vardır fakat olası kastta kişi istediği sonuca ulaşmak için çaba göstermememektedir. Örneğin; bir kişinin kesin öldürme amacı içinde olmasa da ''ölürse de ölsün düşüncesiyle karşısındaki kişi bıçaklaması.

Taksir: Bilinçli Taksir ve Bilinçsiz Taksir olmak üzere ikiye ayrılır:

a) Bilinçli Taksir: Bireyin ortaya çıkacak sonucu tahmin etmesi söz konusudur. Bunun sonucu olarak da ''bir şey olmaz'' düşüncesi içindedir. Yani sonucun oluşmasını istemiyordur.

b) Bilinçsiz Taksir: Bireyin ortaya çıkacak sonucu tahmin edememesi söz konusudur. Birey sonucun meydana gelmesini istemiyordur.

Ceza

Kanunun suç işleyen kişilere uyguladığı yaptırım türüne ceza denir. Cezanın asıl iki amacı vardır bunlar; suçlunun ıslahı ve suç işlenmesini önlemektir.

Cezalar ;

1. Hapis

2. Adli Para Cezaları

olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Hapis Cezaları

a) Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası

b) Müebbet Hapis Cezası

c) Süreli Hapis Cezası

olmak üzere üçe ayrılır.

a) Ağırlaştırılmış Hapis Cezası

Hükümlü olan kişi yaşadığı sürece devam eder. Kanunda ve tüzükte belirtilen askı güvenlik rejimine göre suç çektirilir.

b) Müebbet Hapis Cezası

Hükümlü olan kişi yaşadığı sürece devam eder.

c) Süreli Hapis Cezası

Kanunlarda aksi belirtilmeyen durumlarda bir aydan az yirmi yıldan fazla olamaz. Bir yıl ya da daha az süreli hapis cezaları kısa süreli hapis cezası olarak nitelendirilir.

2. Adli Para Cezaları

Adli para cezaları, beş günden az ve kanunda aksi belirtilmedikçe 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak uygun görülen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan tutarın hükümlü tarafından devlet hazine ödenmesidir.

Ceza Ehliyeti

Bir kimseye ceza verilmesi için o kişinin ceza ehliyetine sahip olması gerekir. Ceza ehliyetini etkileyen nedenler

1. Temyiz Kudreti 2. Yaş

olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Temyiz Kudreti

Türk Ceza Kanununa göre suç işlediği anda suç işleyen kişininin bilincinin bulunmaması ve bu eylemin kişinin iradesi dışında gerçekleşmesi durumlarında bu kişiye ceza verilmez. Temyiz kudreti kişinin ayırt etme gücünü ifade eder. Örneğin; akıl hastası olan ya da alkol ve uyuşturucu madde bağımlısı olma gibi nedenlerle temyiz kudreti olmayan bu kişilere ceza verilmez. Fakat burada her alkol ve uyuşturucu alan kişiye suç işlediği zaman ceza verilemeyeceği yargısı yanlış bir yargıdır. Eğer kişi iradesi dışında alkol ve uyuşturucu maddelerin etkisiyle suç işliyorsa ceza verilmez. Kendi iradesiyle alkol ve uyuşturucu alan kişi bu maddelerin etkisiyle suç işliyorsa ceza alır.

2. Yaş

Suç işlediği zaman 12 yaşını doldurmamış olan çocukların cezai sorumluluğu bulunmamaktadır. 12 yaşını doldurmamış bu kişiler için ceza kovuşturması yapılamaz. Fakat bu kişilere yani bu çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Ancak suçu işlediği esnada 12 yaşını doldumuş olup fakat 15 yaşını doldurmamış olan kişilerin yaptığı eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması ya da davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterli bir şekilde gelişmemesi durumunda bu kişilerin cezai sorumluluğu yoktur. Fakat bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. İşlediği suçun farkında olma ve bu suçla ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olması durumunda ise ceza indirimine gidilir. Suçu işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup ancak 18 yaşını doldurmamış olan kişiler için ceza indirimine gidilir. 18 yaşını doldurmuş olan kişiler tam ceza ehliyetine sahip kişilerdir.

Not: Sağır ve dilsizler için Türk Ceza Kanununda ceza ehliyetine yönelik yaşlar farklı biçimlerde düzenlenmiştir. 15 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizlerin cezai sorumluluğu yoktur. Tam cezai ehliyetleri 21 yaşını doldurduktan sonra başlar.

Cezai Sorumluluğu Kaldıran ve Azaltan Sebepler

* Meşru müdafaa ve zorunluluk hali

* yaşın küçük olması

* Sağır ve dilsiz olma

* Akıl hastası olma

* Kanunun hükmü ve amirin emri

* Hata

* Hakkın kullanılması ve ilgili olan kişinin rızası

* Cebir ve şiddet

* Korkutma ve tehdit

* Haksız tahrik

* Sınırın aşılması

* Alkol ve uyuşturucu gibi maddelerin etkisi altında olma

* Geçici nedenler

Güvenlik Tedbirleri

* Müsadere * Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma * Tekerrür

* Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri *Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleri

* Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri

* Sınır dışı edilme

4. VERGİ HUKUKU

Devlet ile kişiler arasındaki vergi ilişkilerini ve bu ilişkilerden doğan hak ve ödevleri düzenleyen hukuk dalına vergi hukuku denir. Vergi devletin gerçek ve tüzel kişilerine ekonomik yükümlülükler yükler. Devletin kişilere yüklediği bu ekonomik yükümlülüğün asıl görevi su, elektrik, yol, sağlık, iletişim gibi devlet harcamalarını karşılamaktır.Sınıf farkı gözetmeksizinülkedeki bütün vatandaşların vergisini vermesi vergi ödemenin en temel ilkelerinden birini oluşturur.

Vergi hukukunun üç temel ilkesi vardır:

1. Kanunilik

2. Adalet

3. Genellilik

Vergi Hukukunun Anayasal İlkeleri

* Her birey kamu giderlerini karşılamak için ekonomik gücüne göre vergisini ödemekle yükümlüdür.

* Vergi yükünün adaletli ve dengeli bir biçimde dağılımı maliye politikasının sosyal amacını oluşturur.

* Vergi, harç, resim vb. mali yükümlülükler kanunlarla konulur, kaldırılır ve değiştirilir.

* Vergi, resim, harç vb. yükümlülüklerin muaflık, indirim ve istisnalarıyla oranlarına yönelik hükümlerinde kanunun belirttiği üst ve alt sınırlar içerisinde değişiklik yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.

Not: Vergü hukukunda eşitlik ilkesi yoktur. Çünkü herkes ekonomik gücüne göre vergisini ödemekle yükümlüdür. Vergi hukukunda eşitlik yerine adalet ilkesi vardır.

Kamu Gelirleri

*Vergi: Devletin egemenlik gücünü kullanarak bireylerden zorla ya da karşılıksız olarak aldığı parasal değerlere denir.

*Harç: Kamuda bazı işler için devletin hizmet karşılığı aldığı vergidir.

*Resimler: Devletin belirli işleri yapması karşılığında bireylerden aldığı vergidir.

*Şerefiyeler: Devletin ve belediyelerin yürütmüş oldukları bayındırlık hizmetlerine bağlı olarak değeri artan gayrimenkullerden aldığı vergidir.

*Parafiskal: Kamu hizmeti veren kurumların üyelerine sundukları hizmet ve yardım karşılığında üyelerinden prim, aidat ve benzeri isimler altında aldığı vergidir.

*Borçlanma Gelirleri:

Bazı Vergiler

*Kurumlar Vergisi *Gelir Vergisi *Motorlu Taşıtlar Vergisi *Katma Değer Vergisi * Özel Tüketim Vergisi * Emlak Vergisi *Veraset ve İntikal Vergisi

5. Devletler Umumi Hukuku(Milletlerarası Hukuk- Uluslararası Hukuk)

Bir devletin başka bir devlet ya da devletlerle ya da uluslararası kuruluşlarla olan ilişkisini düzenleyen hukuka devletler umumi hukuku denir. Devletin başka bir devletle olan ilişkisini düzenler.

Devletler Umumi Hukukunun Kaynakları

Antlaşma: birden çok devlet arasında askeri, siyasi, ekonomik, sosyal vb. çeşitli konularda yapılan sözleşmeye denir.

Ahde Vefa: Bir devletin verdiği sözü yerine getirmesidir.

Milletlerarası Teamüller: Devletler arasında çeşitli konularda geliştirilmiş olan geleneklere denir.

Milletlerarası İçtihatlar: Milletlerarası mahkemelerin bakmış olduğu davalarda verdiği kararlara denir.

Örf ve Adetler

Doktrin

6. Yargılama Hukuku

yargı yetkisini kullanan mahkemelerin izleyecekleri usul ve esasları , yöntemleri, uygulayacağı kuralları gösteren hukuk kurallarıdır. Yargılama hukuku;

1. Medeni Yargılama Hukuku

2. Ceza Yargılama Hukuku

olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Medeni Yargılama Hukuku

Özel hukuk alanında oluşan uyuşmazlıkların çözüme kavuşmasında mahkemelerin izleyecekleri yolu belirleyen hukuk kuralları medeni yargılama hukukunu meydana getirir.Örneğin; herhangi bir boşanma davasının hangi mahkemede açılacağı, bu dava ile ilgili kararın nasıl ve nebiçimde verileceği gibi konuları medeni yargılama hukuku inceler.

2. Ceza Yargılama Hukuku

Kanunların suç olarak belirttiği fiilleri işleyenlerin kovuşturması, soruşturulması, yargılanması ve cezalandırılması ilişkin uygulanacak kuralları belirten hukuk kuralları ceza yargılama hukukunu oluşturur.

Ceza Yargılama Hukukunun Temel Kavramları

Kovuşturma: İddianamenin kabul edilmesiyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen süredir.

Soruşturma: Yetkili organlar tarafından suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabul edilmesine kadar geçen süredir.

Gözaltı: Ortada tutuklama kararı olmamasına rağmen kişinin özgürlüğünün kaldırılmasıdır.

Tutuklama: Güçlü suç şüphesinin olduğunu gösteren durumların ve ve bir tutuklama sebebinin bulunması durumunda şüpheli ve sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.

Şüpheli: Soruşturma aşamasında suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder.

Müdafi: Şüpheli ya da sanığı ceza mahkemesinde savunan avukata denir.

Sanık: Takibin başlamasından kararın yani hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder.

Vekil: Suçtan zarar gören ya da ekonomik olarak sorumlu kişiyi ceza mahkemesinde temsil eden avukatı ifade eder.

Not: Kamu davasını Cumhuriyet savcısı açar.

YARGININ KOLLARI

* Adli Yargı

Yargıtay

- Sulh Hukuk Mahkemesi - Asliye Hukuk Mahkemesi - Sulh Ceza Mahkemesi

- Asliye Ceza Mahkemesi -Ağır Ceza Mahkemesi

* İdari Yargı

Danıştay

- İdare mahkemesi - Vergi Mahkemesi - Bölge İdare Mahkemesi

*Askeri Ceza Yargısı

Askeri Yargıtay

- Askeri Mahkeme - Disiplin Mahkemesi

*Askeri İdari Yargı

- Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

* Anayasa Yargısı

- Anayasa Mahkemesi

* Uyuşmazlık Yargısı

- Uyuşmazlık Mahkemesi

* Seçim Yargısı

Yüksek Seçim Kurulu

- İl Seçim Kurulu - İlçe Seçim Kurulu

* Hesap Yargısı

- Sayıştay

Not: Bölge İdare Mahkemeleri Danıştay'ın iş yükünü hafifletmek için Üst Dereceli Mahkeme olarak kurulmuştur.

7. İcra -İflas Hukuku

Borçlarını ve sorumluluklarını yerine getirmeyenlere devlet eliyle zorla yerine getirilmesi için uygulanan hukuk kurallarını ifade eder.

İŞ HUKUKU

Kişiler arasında hizmet karşılığında yapılan hizmet ilişkilerini düzenleyen hukuk dalına iş hukuku denir.

İş Hukukunun Temel Konuları

Hizmet Akdi

Ücret karşılığında bir işin yapılması için işveren ile işçi arasında yapılan sözleşmeye denir.

Sendikalar

İşverenlerin ya da işçilerin ortak ekonomik, sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için oluşturulan meslek kuruluşlarına denir.

1982 Anayasasına göre;

* işverenler ve işçiler üyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak, geliştirmek için önceden izin almadan sendikalar ve üst kruluşlar kurma, bu sendika ve üst kuruluşlara serbestçe üye olma, bu üyelikten istediği zaman serbestçe çekilme hakkına sahiptir.

* Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya veya bir sendikaya olan üyeliğinden ayrılmaya zorlanamaz.

Toplu İş Sözleşmesi

İşçilerin ve işverenlerin karşılıklı bir biçimde sosyal ve ekonomik durumlarını ve çalışma koşullarını düzenlemek için yaptıkları sözleşmeyi ifade eder.

Not: Aynı işyerinde aynı dönem için birden çok toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.

Grev ve Lokavt

Bir işyerinde ya da bir iş dalında işçilerin hiç çalışmaması, çalışmalarını durdurması ya da işi önemli sayılacak derecede aksatmak için topluca giriştikleri eyleme grev denir. Bir işyerinde ya da bir iş dalında çalışmayı tamamen durdurulması sonucunu meydana getirecek biçimde işveren tarafından içilerin toplu olarak işten uzaklaştırılmasına lokavt denir. 1982 Anayasasına göre toplu iş sözleşmesinin yapılması esnasında bir uyuşmazlık çıkması durumunda işçiler grev yapma hakkına sahiptirler. Fakat grev yapmanın bazı koşulları vardır. Grev ve lokavt iyi niyet kuralına aykırı biçimde , toplum zararına ve milli servete zarar verecek biçimde kullanılamaz. Grev ve lokavtın yasaklandığı durumlarda ya da ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu tarafından çözülür.Taraflar da uyuşmazlığın her aşamasında anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir.

Not: Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.

Greve katılanlar, greve katılmayanların çalışmalarına hiçbir şekilde engel olamaz.

ÖZEL HUKUKUN BÖLÜMLERİ

MEDENİ HUKUK

Özel Kişilerin durumlarını diğer kişiler ve mallarla eşitlik esasına dayanan normal ilişkilerini düzenleyen hukuk dalına medeni hukuk denir.Medeni hukuk beş alt dala ayrılır. Fakat medeni hukuk bu beş alttan önce başlangıç hükümlerini düzenlemiştir. Bunlara birlikte bakalım.

Medeni Hukukun Dalları

* Kişiler Hukuku

* Miras Hukuku

* Aile Hukuku

* Eşya Hukuku

Kişiler Hukuku

Hakka sahip olan kişilerin ehliyetlerini, türlerini, kişisel hallerini, yakınları ile olan bağlarını ve belli bir yerle olan alakalarını; kişiliğin başlangıcı, korunması ve sona ermesini düzenleyen medeni hukuk dalına kişiler hukuku denir.

Miras Hukuku

Bir gerçek kişinin öldükten sonra para ile ölçülebilen bütün hak ve borçlarının kimlere ve ne şekilde dağıtılacağınının kurallarını düzenleyen hukuk dalına miras hukuku denir.

Aile Hukuku

Ailedeki bireylerin ilişkilerini düzenleyen medeni hukuk dalına aile hukuku denir. Evlilik, eşlerin birbirine karşı hak ve ödevleri, evliliğin sona ermesi, nişanlanma, anne ve babayla çocuklar arasındaki hukuki bağ(soybağı), anne ve babanın,çocukların kişiliği ve maları üzerindeki hak ve ödevleri(velayet), korunmaya muhtaç olan aile bireyleriyle ilgili önlemler, aile fertleri arasındaki ilişkileri Aile Hukuku düzenler.

Eşya Hukuku

Bir eşya üzerinde bireylerin hakimiyet ve tasarruflarının mahiyet ve türlerini, bu bireylerin hakimiyet dolayısıyla diğer bireylerle olan ilişkilerini düzenleyen medeni hukuk dalına Eşya Hukuku denir.

Medeni Hukukta Geçerli İlkeler

İyi Niyet: Kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı hallerde iyi niyet varsayılır.

Dürüstlük: Her vatandaş haklarını kullanırken borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallrına uymak mecburiyetindedir.

Hak Ehliyeti: her vatandaş hak ehliyetine sahiptir.

İspat Yükü: Kanunlarda aksine bir hüküm belirtilmedikçe her vatandaş iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.

BORÇLAR HUKUKU

Borçlar hukuku konusunun kapsamını, borç ilişkisinin hükümlerini, doğumunu, türlerini ve sona ermesini Borçlar Hukuku oluşturur.

Borçlar Hukukuyla İlgili Temel Kavramlar

Borcu dar anlamda düşündüğümüz zaman para borcunu ifade eder. Geniş anlamda borç; alacaklı ve borçlu olarak isimlendirilen iki taraf arasında olan hukuki bağa denir. Borca borç münasebeti(ilişkisi) de denir.

Borç İlişkisi: Alacaklı ve borçlu arasında olan ve bunlardan birini(borçlu), ötekine(alacaklı) karşı belli bir davranış biçiminde (edim) bulunmakla yükümlü tutan bağdır.

Alacaklı: Aralarındaki borç ilişkisine dayanarak borçludan kendisine bir edimde bulunması yükümlülüğü altında bulunan taraftır.

Borçlu: Aralarındaki borç ilişkisinden dolayı alacaklıya karşı bir edimde bulunması yükümlülüğü altında olan taraftır.

Edim: Aralarındaki borç ilişkisinden dolayı alacaklının borçludan istediği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.

Borç İlişkisinin Kaynakları

Sözleşmeler: Borçlunun ve alacaklının karşılıklı olarak ve birbirlerine uygun irade açıklamaları sonucunda ortaya çıkan iki taraflı bir hukuki işleme sözleşme denir. Sözleşmeler her zaman iki tarafa da borç yüklemez. Örneğin; bağışlama sözleşmesinde yalnızca bağışlayan taraf borç altına girer. Kira ve satım sözleşmelerindeyse her iki taraf da borç altına girer.

Sözleşmenin Meydana Gelmesi: Bir sözleşmenin oluşması için birbirine uygun bir biçimde ve karşılıklı olarak yapılmış olan iki irade açıklamasına gerek vardır. Bunlardan önce yapılana yani sözleşmenin doğması için teklifte bulunmaya icap; icabın karşı taraf tarafından olumlu bir biçimde kabul edilmesine kabul denir.

Haksız Fiiller: Hukuka aykırı olan ve kanunların yapılmasına izin vermediği zarar meydana getiren fillere haksız fiiller denir. Haksız fiillerle başka kişilere zarar veren kişiler bu zararı karşılamakla yükümlüdürler.

-Haksız Fiil Sorumluluğunun Şartları

*Hukuka aykırılık

*Zarar

*Kusur

*İlliyet Bağı

Bu koşulların hepsinin birlikte bulunması sonucu haksız fiil sorumluluğu ortaya çıkabilir. Bireyin malvarlıksal ya da bireysel varlıklarını doğrudan koruyan emredici bir hukuk kuralı ihlal edilerek hukuka aykırılığın söz konusu olması gerekir. Hukuka aykırı hareket kusur sonucunda gerçekleşir. Bu hareketin sonucunda karşı tarafın maddi ya da manevi zarara uğraması gerekir. Aynı zamanda hukuka aykırı fiil ile zarar arasında bir ilişki olmalıdır. Bu ilişki illiyet bağını ifade eder. Tazminat borcu haksız fiilden doğan borçtur.

a) Maddi Tazminat

Mağdur olan tarafın malvarlığının zarara uğramadan önceki durumuna getirilmesi aynen tazmini; mağdur olan tarafın malvarlığındaki azalmanınpara ile giderilmesi nakden tazmini ifade eder.

b) Manevi Tazminat

Manevi zararın para, kınama, özür ve basın aracılığıyla duyurma biçimindeki tazmine manevi tazminat denir.

Sebepsiz Zenginleşme: Bir kişinin mal varlığını haklı bir neden olmadan başka kişi ya da kişilerin zararına olacak şekilde çoğaltmasıdır.

-Sebepsiz Zenginleşmenin Şartları

* Zenginleşme

*Fakirleşme

*İlliyet Bağı

*Haklı Bir Sebebin Bulunmaması

*Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borcu Geri Verme(iade) borcu

DEVLETLER ÖZEL HUKUKU

Çeşitli devletlere vatandaşlık bağı ile bağlanmış kişiler arasındaki özel hukuk ilişkilerini düzenleyen hukuk dalına Devletler özel Hukuku denir.

Devletler Özel Hukukunun Temel Konuları

Uyrukluk

Bireyleri ve nesneleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağa uyrukluk denir. Uçak, gemi gibi nesneler ve tüzel kişiler için uyrukluk; gerçek kişiler için vatandaşlık terimi kullanılır. Doğumla kazanılan vatandaşlığa asli vatandaşlık denir. Sonradan evlenme ya da evlatlık olma gibi nedenlerle kazanılan vatandaşlığa


28278
0
0

Hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
yorum yap

© 2013 KPSS.tv All Rights Reserved Facebook Twitter