İşlem Yapılıyor

HAK VE KİŞİLİK

HAK

Hukuk düzeni tarafından kişiye verilmiş olan yetkilere hak denir. Bütün hakların mutlaka bir hukuk kuralına dayanması gerekmektedir.Hukuk kuralı ya da kurallarının koruyamadığı bir çıkar ve yetkinin hak olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Hukuk, bir düzen; hak ise bu düzen tarafından korunan çıkar anlamına gelmektedir.

Hakkın Türleri

Haklar kişiler arası hukuki ilişkiler sonucunda ortaya çıkar. Hakkın ortaya çıkmasına neden olan hukuki ilişkilerin çeşitleri vardır. Bunun için haklar çeşitlilik göstermektedir. Haklar doğdukları hukuk alanına göre;

1. Kamu Hakları

2. Özel Haklar

olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Kamu Hakları

Kişilerin toplumla olan ilişkilerini düzenleyen kurallardan oluşan haklara kamu hakları denir. Kamu hakları Anayasamızdaki kamu hukukundan kaynaklanır. Kamu hakları Anayasada temel hak ve hürriyetler başlığı adı altında düzenlenmiştir. Anayasada temel hak ve hürriyetleri;

1. Kişinin hak ve ödevleri

2. Siyasi hak ve ödevler

3. Sosyal ve ekonomik hak ve ödevler

oluşturmaktadır.

2. Özel Haklar

Kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen haklara özel haklar denir. Özel haklar özel hukuktan kaynaklanmaktadır. Özel haklardan yararlanmada tam bir eşitlik söz konusudur. Özel haklar, medeni haklar olarak da isimlendirilir. Türk vatandaşlarının yanında yabancı ülke vatandaşları da özel haklardan yararlanabilir. Özel haklar;

1. Konularına göre

2. Niteliklerine göre

3. Amaçlarına göre

4. Kullanımlarına göre

dörde ayrılır.

Özel Hakların Türleri

1. Konularına Göre Haklar

Konularına göre haklar;

a) Kişilik hakları

b) Malvarlığı hakları

olmak üzere ikiye ayrılır.

a) Kişilik Hakları

Parayla ölçülemeyen, paraya çevrilemeyen yalnızca manevi değeri olan haklara kişilik hakları denir. Bir kimsenin vücut bütünlüğü, onur ve haysiyeti, ismi üzerindeki hakları kişilik haklarına örnektir.

b) Malvarlığı Hakları

Bireylerin maddi çıkarlarını koruyan, parayla ölçülebilen haklarının ve borçlarının tamamına malvarlığı hakları denir. Alacak hakkı, mülkiyet hakkı, telif hakkı malvarlığı haklarına örnektir.

2. Niteliklerine Göre Haklar

Niteliklerine Göre Haklar;

a) Mutlak Hak

b) Nisbi Hak

olmak üzere ikiye ayrılır.

a) Mutlak Hak

Sahip olduğu kişiye maddi olan ve maddi olmayan tüm kişiler veya mallar üzerinde en geniş yetkileri veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklara mutlak haklar denir. Mutlak haklar;

1. Kişiler üzerindeki mutlak haklar

2. Mallar üzerindeki mutlak haklar

olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Kişiler Üzerindeki Mutlak Haklar

Bireyin kendisi ve başka bireyler üzerindeki hakları ifade eder. Bir kişinin maddi, manevi, ekonomik bütünlüğü ve varlıkları üzerinde sahip olduğu mutlak haklara kişilik hakkı denir. Velayet ve vesayet hakkı bireyin başkaları üzerindeki mutlak hakları oluşturmaktadır.

2. Mallar Üzerindeki Mutlak Haklar

Parayla ölçülebilen ve başka kişilere devredilebilen hakları ifade eder. Mallar; maddi mallar ve manevi mallar olmak üzere iki türlüdür.

Maddi mallar üzerindeki mutlak haklara ayni haklar denir. Maddi olmayan mallar üzerindeki mutlak haklara ise fikri haklar denir. Otomobil, ev, arazi gibi elle tutulabilen yani maddesel niteliği olan haklar ayni hakları oluşturur. Ayni haklar, mülkiyet hakkı ve sınırlı ayni haklar olmak üzere ikiye ayrılır. Zeka, düşünce ürünü sonucu ortaya çıkan şeyler maddesel olmadığı için fikri hakları oluşturur. Örneğin; Bir öğretmenin ortaya çıkarmış olduğu şiir kitabı, bir müzisyenin bestesi fikri haklara örnek teşkil eder.

b) Nisbi Hak

Herkese karşı ileri sürülemeyen yalnızca belli bir kişi ya da kişilere karşı ileri sürülebilen haklara Nisbi haklar denir. Nisbi haklar, Borç ilişkisinden doğar. Alacak hakkı nisbi hakka örnektir.

3. Amaçlarına Göre Haklar

Amaçlarına göre haklar;

1. Yenilik doğuran haklar

2. Alelade haklar

olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Yenilik Doğuran Haklar

Hak sahibi olan kişiye tek taraflı olarak yeni bir hukuki durum yaratmak ya da mevcut yani olan bir hukuki durumu değiştirmek veya tamamıyla ortadan kaldırma yetkisini veren haklara yenilik doğuran haklar denir. Yenilik doğuran haklar, İnşai hak olarak da nitelendirilmektedir. Yenilik doğuran haklar;

a) Kurucu yenilik doğuran haklar

b) Değiştirici yenilik doğuran haklar

c) Bozucu yenilik doğuran haklar

olmak üzere üçe ayrılır.

a) Kurucu Yenilik Doğuran Haklar

Kullanılmasıyla yeni bir hukuki durum yaratan haklara kurucu yenilik doğuran haklar denir. Örneğin; sözleşmenin yapılması esnasında yapılan teklifin karşı taraf tarafından kabul edildiğine dair irade beyanının teklifi yapana ulaşmasıyla sözleşmenin oluşması.

b) Değiştirici Yenilik Doğuran Haklar

Hak sahibi olan kişiye irade beyanıyla var olan hukuki durumda bir değişiklik oluşmasını sağlayan hakka değiştirici yenilik doğuran haklar denir. Örneğin; satım sözleşmesinde alıcının aldığı malın kusurlu çıkması durumunda bu kusurlu malı kusursuz malla değiştirmesi.

c) Bozucu Yenilik Doğuran Haklar

Kullanılmasıyla var olan hukuki durumu tamamen ortadan kaldıran haklara bozucu yenilik doğuran haklar denir. Kira sözleşmesinin feshedildiğinin bildirilmesi bozucu yenilik doğuran haklara örnek teşkil eder.

2. Alelade Haklar

Kullanılmalarıyla yeni bir hukuki durum oluşturmayan haklara Alelade haklar denir. Velayet hakkına sahip olan bir anne babanın bu hakkı kullanmasıyla var olan hukuki bir durumda değişiklik oluşturmadığı için Alelade haklara örnek oluşturur.

4. Kullanımlarına Göre Haklar

Kullanımlarına göre haklar;

a) Devredilebilen haklar

b) Devredilemeyen haklar

olmak üzere ikiye ayrılır.

a) Devredilebilen Haklar

Hak sahibi öldükten sonra miras yoluyla mirasçılara bırakılabilen, başka kimselere devredilebilen haklara devredilebilen haklar denir. Mülkiyet hakkı, alacak hakkı vb. haklar devredilebilen haklara örnek oluşturur.

b) Devredilemeyen Haklar

Hak sahibi olan kişiye bağlı olan, başkalarına devredilemediği gibi miras yoluyla mirasçılara da geçemeyen haklara devredilemeyen haklar denir. Devredilemeyen haklara sıkı sıkıya bağlı haklar da denir. Soybağını reddetme, boşanma davası açma, nişanı bozma, ergin kılınmayı isteme vb. haklar devredilemeyen haklara örnek oluşturur.

Hakların Kazanılması

Haklar bazen doğuştan kazanılabileceği gibi bazen de sonradan bireyin davranışları ve kendi işlemleri sonucunda kazanılır ve hakların kazanılması kanunlarla belirlenir. Kamu hakları bireyin kamu ile olan ilişkileri sonucunda ortaya çıkar. Özel haklar ise kişilerin kişilerle olan yani kişiler arası ilişkiler sonucunda ortaya çıkar. Kişinin kamu haklarını kazanması için bu hakkı devletten istemesine gerek yoktur. Devletin görevi kamu hakkını kendiliğinden bireylere kazandırmaktır.

Özel haklar;

* Hukuki işlem

* Hukuki olay

* Hukuki fiil

sonucunda meydana gelir.

Özel Hakların Kazanılmasını Sağlayan Hukuki Nedenler

Hukuki İşlem

Bir ya da birden çok kişinin hukuki bir sonuç doğurabilecek irade açıklamasına hukuki işlem denir. Hukuki işlem içinde en yaygın olanı sözleşmelerdir.

Hukuki Olay

Kişinin iradesi dışında oluşan anca kişinin iradesi dışında oluşmasına rağmen kişiyi hukuki sonuçlarıyla bağlayan olaya hukuki olay denir. Doğum ve ölüm kişinin iradesi dışında gerçekleştiği için hukuki olaya örnek teşkil eder.

Hukuki Fiil

Kişinin kendi iradesiyle yaptığı ve hukuki sonuçlarla bağlandığı davranışlara hukuki fiil denir. Bir kişinin bir yerde yerleşmek niyetiyle o yerde oturması kişinin kendi iradesiyle yaptığı bir davranış olduğu için hukuki fiile örnek oluşturur.

Özel Hakların Kazanılma Yolları

Özel haklar;

1. Aslen kazanma

2. Devren kazanma

olmak üzere iki yolla kazanılır.

1. Aslen Kazanma

Bireyin hiç kimsenin üzerinde hak sahibi olmadığı serbest bir mal üzerinde ilk kez o mala el koyarak hak elde etmesine aslen kazanma denir. Bir avcının avlamış olduğu av üzerindeki hakkı aslen kazanmaya örnektir. Çünkü o av üzerinde kimsenin hak sahipliği yoktur. Avcı o avı avladıktan sonra o av üzerinde hak sahibi olmuştur.

2. Devren Kazanma

Bir kimsenin bir hakkı önceden sahibi olan başka bir kimseden devralmasına devren kazanma denir. Alım-satım sözleşmesiyle bir hakkın kazanılması devren kazanmaya örnek oluşturur.

Hakların Kazanılmasında İyi Niyetin Rolü(Subjektif İyiniyet)

Kişinin bir hakkı geçerli bir biçimde kazanabilmesi için bu hakkın kazanılmasına engel teşkil eden hususları bilmemesine iyiniyet denir. Medeni Kanuna göre, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda önemli olan iyiniyetin var olmasıdır. fakat birey kendisinden beklenen özeni göstermiyorsa iyiniyet iddiasında bulunamaz. Anayasaya göre iyiniyetin korunduğu durumlarda kişi iyiniyetli kabul edilir. Bu durumda kişi iyiniyetli olduğunu ispatlamak zorunda değildir. Örneğin kişi ikinci el bir bilgisayar almıştır fakat bu aldığı bilgisayar çalıntıdır. Ancak kişi bu bilgisayarın çalıntı olduğunu bilmemektedir. Kendisinden beklenen hassasiyeti göstermesine rağmen kişi aldığı bilgisayarın çalıntı olduğunu bilmediği için iyiniyetlidir. Yani o bilgisayar üzerinde mülkiyet hakkına sahiptir.

Hakların Kullanılması

Hakların Kullanılmasında Dürüstlük İlkesi (Objektif İyiniyet)

Hakların kullanılmasında ve borçların yerine getirilmesinde aynı durumda olan dürüst, orta zekalı ve namuslu bir bireyin davranışları neticesinde ortaya çıkan ve toplum tarafından da benimsenen kurallara dürüstlük kuralları denir. Medeni Kanuna göre her birey haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak mecburiyetindedir. Hukuk düzeni bir hakkın kötüye kullanılmasını korumaz.

Dürüstlük Kurallarının Etkili Olduğu Durumlar

* Yasalara karşı hilenin önlenmesi

* Sözleşmelerdeki boşlukların doldurulması

* Kanunların ve sözleşmelerin yorumlanması

* Hakların ve borçların kapsamının belirlenmesi

* Sözleşme yapıldıktan sonra ortaya çıkan önemli derecedeki ve ağır nitelikteki şartlar sebebiyle sözleşmenin yeni şartlara uyarlanması.

Örneğin; Birey 10 bin TL olan borcunu madeni parayla öderse dürüstlük kuralına aykırı hareket etmiş olur.

Örneğin; Birey gece 2.00'da alacaklıyı arayıp uykusundan uyandırarak borcunu öderse dürüstlük kuralına aykırı davranmış olur.

Not: Hakların kazanılmasında geçerli olan ilke iyiniyettir. Hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesinde geçerli olan ilkeyse dürüstlüktür.

Hakların Korunması

Kişinin hakları genel kural olarak devlet tarafından korunur. Kişi haklarını, bizzat kendisi kuvvete başvurarak eldeetmeye kalkarsa hukuka aykırı bir davranışta bulunmuş olur. faka bazı durumlarda kişi kendi haklarını kendisi koruyabilir. Bu durum kanunlarda belirtilmiştir.

Hakkın Sahibi Tarafından Korunması

Hakkın sahibi tarafından korunması;

1. Meşru Müdafa(Savunma)

2. Zorunluluk Hali

3. Kuvvet Kullanma

olmak üzere üç biçimde olur.

1. Meşru Müdafa(Savunma)

Bir kişinin bizzat kendisine, mallarına ve başka bir kimseye yapılan ve halan var olan haksız olarak yapılan saldırıdan ortaya çıkabilecek zarara engel olmak için yapmak mecburiyetinde olduğu fiile meşru müdafa denir. Meşru müdaf sonucunda eylemde bulunan kişi ortaya çıkabilecek zararı ödemekle yükümlü olmadığı gibi bu müdafası sonucunda herhangi bir ceza da almaz.

2. Zorunluluk Hali

Bireyin kendisine ya da başka birine ait olan bir hakka yapılan, isteyerek neden olmadığı, kesin olan tehlikeli bir durumdan kurtulmak ya da başka bir kimseyi kurtarmak için başka birinin malına zarar vermesine zorunluluk hali denir. Zorunluluk hali ıztırar hali ya da zaruret hali olarak da nitelendirilir.

3. Kuvvet Kullanma

Devlet duruma zamanında müdahale edemiyorsa hakkın kaybolma tehlikesi var ve başka bir araç yoksa birey hakkını korumak için kuvvet kullanma hakkına sahiptir.

Hakkın Devlet Eliyle Korunması

hak sahibi olan kişi devletin yetkili organına başvuruda bulunarak hakkının korunmasını ve tanınmasını istemesini ifade eder. Anayasaya göre kendisine verilmiş olan hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes devletin bu konuda yetkili organına geciktirilmeden başvuru yapma olanağını isteme hakkına sahiptir. Hak ve hürriyetleri ihlal edilen kişi hakkını ancak yetkili organa dava açarak hakkını arar.

Davacı

Dava açan, devletten hukuki koruma isyeyen kişiye denir.

Davalı

Davacının şikayetçi olduğu kişiye denir.

Dava Hakkı

Her bireyin yasal araç ve yöntemlerden yararlanarak mahkeme önünde davacı ve davalı olarak bulunması hakkına denir.

İddia

Davacının ileri sürdüğü talebidir.

Savunma

Davalının kendi durumunu açıklamasına denir.

Not: Her birey hukuki bütün araç ve yöntemlerden faydalanarak yargı organları önünde davacı ya da davalı olarak savunma ve iddiada bulunma hakkına sahiptir.

KİŞİLİK

Hak ve borç sahibi olan varlık ya da varlıklara kişi denir. Medeni Kanun insanların yanında hukukun aradığı koşulları yerine getiren dernek, şirket, sendika gibi insan topluluklarını ve vakıf gibi mal topluluklarını da kişi olarak nitelendirmektedir. Kişiler;

1. Gerçek kişiler

2. Tüzel kişiler

olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Gerçek Kişiler

Gerçek kişiler insanları ifade eder. Medeni Kanuna göre bütün insanlar ayrım yapılmaksızın hak sahibidir. Bütün insanların hukuk düzeni içerisinde haklarını kullanmada ve borçlarını yerine getirmede eşit olduğu belirtilmiştir.

Gerçek Kişiliğin Başlangıcı

Gerçek kişilerde kişiliğin başlangıcı çocuğun sağ olarak tamamen doğduğu andan itibaren olur.Burada tamamen doğmuş olmak ifadesi, çocuğun ana rahminden tamamen ayrılarak bağımsız bir biçimde dünyaya gelmesidir. Sağ olarak ifadesi ise; çocuğun ana rahminden ayrıldıktan sonra kısa bir süre olsa bile yaşamasını ifade etmektedir. Kişiliğin başlangıç anının doğum anı olduğu kabul edilmekle beraber; Medeni Kanun sağ olarak doğmak şartıyla ceninin de hak ehliyetine sahip olduğunu söylemiştir.

Not: Medeni Kanun, gerçek kişilerde, kişiliğin başlangıç anının çocuğun sağ olarak tamamen doğduğu an olduğunu varsaymaktadır.

Gerçek Kişiliğin Sona Ermesi

Gerçek kişilik;

1. Ölüm

2. Gaiplik

olmak üzere iki şekilde sona erer.

1. Ölüm

Medeni Kanuna göre, bir kişi ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektirecek haller içinde kaybolursa cesedi bulunamamış olsa dahi gerçektn ölmüş kabul edilir. Bu duruma ölüm karinesi denir.

2. Gaiplik

Ölüm tehlikesi içinde kaybolan ya da kendisinden uzun süredir haber alınamayan bir kişinin ölümü hakkında güçlü bir ihtimal varsa hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu sonucunda mahkeme gaiplik kararı verebilir. Mahkeme gaiplik kararını iki şekilde verir. Bunlar;

* Kişinin ölüm tehlikesi şüphesiyle kaybolmasının üzerinden 1 yıl geçmesi.

* Kendisinden haber alınamamasının üzerinden 5 yıl geçmesi.

Not: Medeni Kanuna göre, birden fazla kişinin hangisinin önce ya da sonra öldüğü kanıtlanamazsa bu kişilerin hepsi aynı anda ölmüş kabul edilir. Bu duruma birlikte ölüm karinesi denir.

Gerçek Kişilerde Ehliyet

Medeni Kanuna göre gerçek kişiler;

1. Hak ehliyeti

2. Fiil ehliyeti

olmak üzere iki ehliyete sahiptir.

Hak ehliyetine Medeni haklardan yararlanma ehliyeti; fiil ehliyetine medeni hakları kullanma ehliyeti de denir.

1. Hak Ehliyeti

Hak ve borçlara sahip olma ve medeni haklardan yararlanma ehliyetine Hak ehliyeti denir. Türk Medeni Kanununa göre her birey hak ehliyetine sahiptir. Herkes hukuk kuralları çerçevesinde haklar ve borçlar konusunda eşittirler. Hak eyliyetiyle ilgiliolan iki önemli ilke;

* Genellik

*Eşitliktir.

2. Fiil Ehliyeti

Bir kimsenin kendisinin gerçekleştirmiş olduğu fiil ve işlemleriyle kendi lehine haklar ve aleyhine borçlar oluşturma yeteneğine fiil ehliyeti denir. Fiil ehliyetine medeni hakları kullanma ehliyeti de diyebiliriz. Fiil ehliyetine sahip olmanın şartları vardır. Bunlar;

* Ayırt etme gücüne sahip olma

* Kısıtlı olmama

* Ergin olmadır.

Bu şartları elinde bulunduran her birey fiil ehliyetine sahiptir.

Fiil Ehliyetinin Şartları

Medeni Kanunda herkesin hak ehliyetine sahip olduğu belirtilmiştir. Fakat herkes fiil ehliyetine sahip değildir. Bir bireyin fiil ehliyetine sahip olabilmesi için yani kişinin kendi fiil ve işlemleriyle kendi lehine haklar: aleyhine borçlar oluşturabilmesi için daha önce de söylediğmiz gibi;

1. Ayırt etme gücüne sahip(mümeyyiz)

2. Kısıtlı(mahcur) olmaması

3. Ergin(reşit) olması

gerekmektedir.

1. Ayırt Etme Gücüne Sahip Olmak

iyi ile kötüyü birbirinden ayırt etmeye, akla uygun bir şekilde davranma yeteneğine ayırt etme gücü denir.

Ayırt Etme Gücünü Ortadan Kaldıran Durumlar

* Yaşın küçük olması

* Akıl hastalığı

* Akıl zayıflığı

* Sarhoşluk

2. Kısıtlı Olmamak

Bir kişinin medeni haklarını kullanma hakkının mahkeme tarafından sınırlanıdırlması ya da kaldırılmasıdır.

Kısıtlanmanın Nedenleri

* Bir yıldan fazla cezaya mahkum olma

* Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı

* Savurganlık

* Kötü yaşama tarzı

* Akıl hastalığı

* Akıl zayıflığı

* Kötü idare

* Yaşlılık

* Sakatlık

3. Ergin Olmak

Belli bir yaşa gelmeye ve belli bir fikri olgunluğa erişmeye erginlik denir. Erginlik bireyin 18 yaşını doldurmasıyla başlar. Kişi 18 yaşını doldurmamış olsa dahi bazı durumlar da ergin olmuş sayılır. Bu duruma erken erginlik denir.

Erken Erginlik Halleri

Erken erginlik

1. Evlenme ile ergin olma

2. Mahkeme kararı ile ergin olma

şartıyla olur.

1. Evlenme İle Ergin Olma

Medeni Kanuna göre bir kişinin evlenebilmesi için 17 yaşını doldurmuş olması gerekir. Bu evlenme yaşına olağan evlenme yaşı denir. Hakim bazı şartlar altında 16 yaşını doldurmuş olan kişilerin evlenmesine izin verebilir. Bu evlenme yaşına olağanüstü evlenme yaşı denir. 18 yaşını doldurmamasına rağmen evlenme yaşına gelmiş olan bir kişi evlenirse ergin(reşit) olur.

2. Mahkeme Kararı İle Ergin Olma

Mahkeme bazı şartlar altında küçük birinin ergin olmasına karar verebilir. Küçük birinin mahkeme kararıyla ergin sayılmasının şartları vardır. Bunlar;

* Küçük olan kişinin 15 yaşını doldurmuş olması.

* Çıkarının olması

* Kendisinin talep etmesi

* Yasal temsilcisinin rızasının olmasıdır.

Küçüğün ergin kılınmasına(kaza-i rüşt) küçüğün yerleşim yerinde bulunan Sulh Hukuk Mahkemesi karar verir.

Fiil Ehliyetine Göre Gerçek Kişilerin Hukuki Durumu

Fiil ehliyetine göregerçek kişilerin hukuki durumları birbirinden farklılık gösterir. Bu duruma göre fiil ehliyetinin koşullarına sahip olup olmamalarına göre gerçek kişiler;

1. Tam Ehliyetliler

2. Sınırlı Ehliyetliler

3. Sınırlı Ehliyetsizler

4. Tam Ehliyetsizler

olmak üzere dörde ayrılır.

1. Tam Ehliyetliler

Fiil ehliyetinin tüm koşullarına sahip olan kişiler tam ehliyetlidir. Fiil ehliyetinin şartlarının ayırt etme gücüne sahip olmak, kısıtlı olmamak ve ergin olmak olduğunu daha önce söylemiştik. Tam ehliyetliler her türlü hukuki işlemi kendisi yapar. Gerçekleştirmiş oldukları haksız fiilleriyle başkalarına verdikleri zararlardan kendileri sorumludur. Yargı önünde davalı ve davacı sıfatıyla bulunabilirler.

2. Sınırlı Ehliyetliler

Tam ehliyetli oldukları halde bazı nedenlerden dolayı ehliyetleri bazı konularda sınırlandırılmış kişileri ifade eder. Bu kişilerde ehliyetlilik asıl; ehliyetsizlik istisnadır. Evli olan kişiler ve kendilerine yasal danışman atanan kişiler sınırlı ehliyetli kişileri oluşturur.

3. Sınırlı Ehliyetsizler

Ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar ve ayırt etme gücüne sahip küçükler sınırlı ehliyetsizleri oluşturan kişilerdir. Bu kişiler fiil ehliyetinin en önemli şartı olan ayırt etme gücüne sahip olmalarına ragmen küçükler ergin değildir. diğer kısım ise kısıtlıdır. Medeni Kanuna göre sınırlı ehliyetsiz olarak nitelendirilen kişiler yasal temsilcilerinin rızası olmadan kendi yaptığı işlemlerle borç altına giremezler. karşılıklı olarak kazanmada bireye sıkı sıkıya bağlı olan hakları kullanmada sınırlı ehliyetsiz olan kişinin yasal temsilcisinin rızasına gerek yoktur. Sınırlı ehliyetsiz olan kişiler haksız fiillerinden dolayı sorumludur. Daha önce de söylediğimiz gibi sınırlı ehliyetsizlerde ehliyetlilik asıl; ehliyetsizlik istisnadır.

4. Tam Ehliyetsizler

Fiil ehliyetinin en önemli koşulu olan ayırt etme gücü olmayan diğer bir şekliyle fiil ehliyeti olmayan kişileri ifade eder. Bu bireyler yasal temsilcilerinin rızasıyla bile hukuki işlemlerde bulunamazlar. Bu kişilerin küçük ya da ergin olmaları hiçbir anlam ifade etmez. Bu kişilerin dava hakları da yoktur. Haksız fiillerinden dolayı da sorumlu değildirler.

Tüzel Kişiler

Kendisini oluşturan kişilerden farklı olarak ayrı bir kişilik hakları ve borçları olabilen, belirli bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelen kişi ya da belirli bir amaç için ayrılan mal topluluklarına tüzel kişi denir.

Tüzel kişiler bağlı oldukları hukuka göre;

1. Kamu Hukuku Tüzel Kişileri

2. Özel Hukuk Tüzel Kişileri

olmak üzere ikiye ayrılır.

1. Kamu Hukuku Tüzel Kişileri

Kamu hukuku tüzel kişileri kanunla kanunla ya da kanunun verdiği yetkiye dayanarak idari bir işlem sonucunda kurulurlar ve kamu gücünden yararlanırlar.

Kamu hukuku tüzel kişileri;

1. Yerel Yönetimler

2. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları

3. Kamu Kurumları

olmak üzere üçe ayrılır.

1. Yerel Yönetimler

* İl Özel İdaresi

* Belediye

* Köy

2. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları

* Barolar

* Odalar

* Birlikler

3. Kamu Kurumları

* TRT

* Sosyal Güvenlik Kurumu

* Üniversiteler

2. Özel Hukuk Tüzel Kişileri

Özel hukuk kurallarına bağlı olan ve kamu gücüne sahip olmayan tüzel kişilere özel hukuk tüzel kişileri denir. Kazanç amacında olanlar ve kazanç amacında olmayanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Kazanç amacı taşıyan özel hukuk tüzel kişileri ticari şirketlerdir. Kazanç amacı taşımayan özel hukuk tüzel kişileri ise dernekler ve vakıflardır.

Kazanç Amacı Taşıyan Özel Hukuk Tüzel Kişileri

* Şirketler

- Kolektif, Komandit, Anonim ve Limited Şirketleri

Kazanç Amacı Taşımayan Özel Hukuk Tüzel Kişileri

* Vakıflar

* Dernekler

Vakıflar

Gerçek ya da tüzel kişilerin yeterli miktardaki hak ve malları belirli ve sürekli bir amaca tahsis etmeleriyle meydana gelen tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarına vakıf denir.

Dernekler

Gerçek ya da tüzel en az yedi kişinin kazançlarını paylaşmaları dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek şartıyla oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarına dernek denir. Herkes önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir. Dernekler kuruluş bildirimini; dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkü amirine verdikleri andan itibaren tüzel kişilik kazanır.

Not: Gerçek kişiler sağ olarak doğmaları sonucunda kişilik kazanır. Tüzel kişiler, kurucularının iradelerini birleştirmeleri ve ilgili mercilerden önceden izin almaları ya da kuruluşlarını resmi olarak kaydettirmeleri sonucunda kişilik kazanırlar.


10925
0
0

Hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
yorum yap

© 2013 KPSS.tv All Rights Reserved Facebook Twitter