İşlem Yapılıyor

YUMUŞAMA DÖNEMİ

A) ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE YUMUŞAMA DÖNEMİ

a) Yumuşamanın Kelime Anlamı

* siyaset tarihinde, 1970'li yıllarda kapitalist ve sosyalist devletlerin arasındaki anlaşmazlıkların azalarak ilişkilerin iyiye gitmesi ya da uluslararası anlamda devletler arasındaki ilişkilerde gerginligin azalmasına yumuşama denir.

Yumuşamanın Kökeni

* 1945-1950 yııları arasında olan II. Dünya Savaşı'ndan sonra bloklaşmalar tekrar oluşmaya başlamış bunu sonucunda da dünyadaki devletler iki bloklu ve iki kutuplu denge oluşturmuştur.

* Bu bloklaşmalar ve kutuplaşmalar Doğu ile Batı ülkeleri arasında başlamış ve ''Soğuk Savaş'' olarak nitelnendirilmiş ve bu dönem 1962 yılına kadar sürmüştür.

* Bu soğuk savaş Amerika ve Sovyet Rusya arasında başlamış daha sonra farklı bölgelere yansıyan sıcak çatışmalar sonucunda blokları oluşturan devletler daima karşı karşıya gelmiştir.

* II. Dünya Savaşı'nın sonucunda ortaya çıkan önemli gelişmelerden bir tanesi de 1960'lı yıllardan itibaren başlayan Doğu ve Batı bloklarının dışında kalan ''Bağlantısızlık'' ismiyle yeni bir hareketin başlaması ve ortaya çıkan bu gelişmeler sonucunda yumuşama dönemine girildiğinde etkili olduğudur.

Not: Bağlantısızlar olarak nitelendirilen hareketi ''Asya-Afrika Bloğu, Üçüncü Dünya Ülkeleri ve Tarafsızlar'' oluşturmaktadır.

Not: Bu hareketin başlamasında öncü olan ve bu hareketin başlangıç noktasını 1955 yılının nisan ayında ''Bandung Konferansı'' oluşturmaktadır. Bu konferans Endonezya'da toplanmıştır.

* Bundang Konferansı, 18 -24 Nisan 1955 tarihleri arasında toplanmış ve bu konferansa 29 ülke katılmıştır.

* Dünyanın iki en büyük gücü olan SSCB ile ABD arasındaki sıcak çatışmanın soğuk savaşa dönüşmesini engellemek, muhtemel bir nükleer savaşın önüne geçmek konferansın toplanma amacını oluşturur.

* Bu konferansa Asya'yı temsil etmek üzere Türkiye Cumhuriyeti katılmıştır.

* Bu konferansta alınan kararları Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan Cumhurbaşkanları aralarında kabul ederek 1955 yılının temmuz ayında dünyaya tanıtmıştır. ''Barış İçinde Bir Arada Yaşama'' kararlarda gösterilen ilke olarak belirlenmiştir.

* Bağlantısızlar olarak isimlendirilen bu hareketin en önemli teşkilatlanma gayreti 1-6 Eylül 1961 tarihinde Belgrad'da meydana gelmiş, toplantı sonucunda yayımlanan 27 maddelik bir deklarasyonla SSCB ve ABD'ye barış için çağrıda bulunulmuştur. Ayrıca bu deklarasyonda;

- Afrika'nın Kongo, Cezayir gibi bazı ülkelerin bağımsızlık mücadelelerini desteklemek

- Arap halkına tanınmış olan tüm haklardan Filistin halkının da yararlanmasını sağlamak

- Sömürgeciliğe karşı mücadele etmek.

- Nükleer silahlanmanın yasaklanması ve genel ve tam bir silahsızlanma oluşturmak.

- Çin Halk Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler Teşkilatına üye olarak kabul edilmesine yönelik kararlar alınarak bu blokların dışında kalan ülkelerin bu durumdan memnun olmadığı da açık bir şekilde dile getirilmiştir.

* Bandung Konferansı'nda sömürgeciliğe karşı alınan kararlar sömürge olan Afrika ülkelerini bağımsızlık konusunda cesaretlendirmiştir.

* Bu cesaretlendirme sonucunda 1958 yılında Afrika ülkelerinden olan Gine bağımsızlığını ilan etmiş bu durum diğer Afrika ülkelerine örnek oluşturmuştur.

* Afrika'da bu gelişmelerin meydana gelmesi sonucunda 31 Afrika ülkesi toplanarak 22-24 Mayıs 1963 tarihinde Etiyopya'nın başkenti Addis-Abada'da ''Afrika Birliği Teşkilatı'' nı kurmuşlardır.

* Yumuşama Dönemi'ne girilmesinde etkili olan en önemli olaylardan biri de ABD'nin Komünist rejimle yönetilen Çin Halk Cumhuriyeti'nin Amerika kıtasındaki uzantısı olarak kabul ettiği Vietnam'a savaş açması ve ABD'nin bu savaştan yenik ayrılması

* Bu süreçten sonra 1972 yılında ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerde yumuşama olmuştur.

* ABD'nin Vietnam'da yenilmesi sonucunda zor durumda kalan ABD başkanı Nixon, Kuzey Vietnam'a destek veren Sovyet Rusya ve Çin ile diplamatik ilişkilerde bulunmuş ve bu süreçten sonra Amerika müttefiklerinin yanında savaşa girmeyerek müttefiklerine yalnızca ekonomik ve askeri yardımlarda bulunacağını belirten, 1969 yılında ''Nixon Doktrini'' yayımlandı.

b) Nükleer Silah Sınırlandırma Görüşmeleri

* Nükleer silah sınırlandırma görüşmelerinin birincisi 5 Ağustos 1961 tarihinde ABD, İngiltere ve Sovyet Rusya arasında imzalanan '' Nükleer Denemeleri Sınırlama Antlaşması'' olmuştur. Bu antlaşmanın dışında aynı zamanda;

* 1959 yılında karada, havada, denizde, suda, yer altında, denizlerin altında Nükleer silah kullanılmasını, yapılmasını ve denenmesini yasaklayan, ABD, İngiltere, Fransa, Sovyet Rusya, Belçika, Yeni Zelanda, Güney Afrika, Norveç, Arjantin, Şili, Japonya'nın katıldığı ''Antartika Antlaşması'' imzalandı.

* 1 Temmuz 1968 tarihinde Amerika, İngiltere ve Sovyet Rusya arasında imzalanan 50 ülkenin de katıldığı '' Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme'' Antlaşması

* 11 Şubat 1971 tarihinde imzalanan ve okyanus dibinde ve deniz tabanında her çeşit nükleer ve kitlesel silahların yapılmasını, depo edilmesini ve denenmesini yasaklayan ''Deniz Yatağı Antlaşması''

* 10 Nisan 1972 tarihinde toksik ve biyolojik silahların geliştirilmesinin, üretiminin ve depolanmasının yasaklandığı ''Biyolojik Silahlar Sözleşmesi''

* 26 Mayıs 1972 tarihinde '' Füze Karşıtı Füzeleri Sınırlandırma'' antlaşması (ABD-SSCB SALT-I)

* 22 Haziran 1973 tarihinde ''Nükleer Savaşa Engel Olma Antlaşması''

* 3 Temmuz 1974 tarihinde ABD ve SSCB arasında imzalanan güçlü nükleer denemelerinin yapılmasını yasaklayan ''Eşik Antlaşması''

* 18 Mayıs 1977 tarihinde ''Çevreyi Değiştirmenin Yasaklanması Antlaşması''

* 18 Haziran 1979 tarihinde Stratejik Silahların Sınırlandırılmasına yönelik ABD ve SSCB arasında imzalanan SALT-II antlaşması imzalanarak ABD ve SSCB arasında yumuşamaya yönelik ilişkiler artarak devam etmiştir. SALT-II Antlaşması SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesi sonucunda Temsilciler Kurulu'nun reddetmesi üzerine ABD tarafından reddedilmiştir.

SALT Antlaşmaları

* Soğuk savaşın devam ettiği sırada SSCB ve ABD arasında imzalanan nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik antlaşmalar SALT antlaşmalarını oluşturmaktadır.

SALT-I Antlaşması

* Füzeleri içeren SALT-I antlaşması, 26 Mayıs 1972 tarihinde Rusyanın başkenti Moskova'da ABD cumhurbaşkanı Richard Nixon ile Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Leonid Brejnev arasında imzalanmıştır.

Bu antlaşmaya göre;

- Antlaşmaya taraf olan ülkeler kendi ülke başkentlerinin 150 kilometrelik bir alanı içinde 100'den fazla füze-savar-füzeyi elinde bulunduramayacaklardır.

- Bu füzelerle ilgili olan radarların sayısı da 8 küçük ve 2 büyük radarla sınırlandırılacaktır.

- Süre sınırlandırması olmayan 16 maddelik bu antlaşmaya göre antlaşmaya taraf olan ülkeler, başka devletlere bu füzelerden satmayacakları ya da vermeyecekleri gibi başka devletler de bu füzelerin rampalarından kurmayacaklardır.

SALT-II Antlaşması

1979 yılında ABD temsilcisi olan Jimmy Carter ve SSCB temsilcisi olan Leonid Brejnev arasında Viyana'da imzalanmış olan bir antlaşmadır. Bu antlaşmanın sonucunda;

- 1 Kasım 1978 tarihinden itibaren, ABD ve SSCB elinde bulundurduğu bütün stratejik füzelerle stratejik bombardıman uçaklarının sayısını bir memorandumda ortaya koydular.

* SALT-II Antlaşmasının önemi uzun menzilli nükleer silahları sınırlandırmasıydı. SALT-II Antlaşması Amerika halkı tarafından ağır eleştirilere uğramıştı ve bu antlaşma yürürlüğe girmedi.

* SSCB'nin 1979 yılında Afganistan'ı işgal etmesi ve nükleer ve silahsızlanma konusunda Sovyetler birliğinin içten olmadığını yumuşamayı kendi çıkarı için kullandığı biçimde ABD tarafından değerlendirildi. Sonuç olarak SALT-II kısa bir süre gündemde kalmıştır.

c) Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı- Helsinki Deklarasyonu(1 Ağustos 1975)

* Bu konferansın toplanmasında Varşova Paktı ve NATO'nun karşılıklı olarak silahsızlanması etkili olmuştur.Finlandiya Hükümetinin daveti üzerine ABD, Kanada ve Arnavutluk hariç Avrupa ülkeleri olmak üzere 35 ülkenin katılımıyla 1 Ağustos 1975 yılında imzalanmıştır.

* Helsinki görüşmelerinde sorunlar dört ana konuya ayrılarak ele alınmış ve bu ana konuların her birine ''Sepet'' denilmiştir.

Bu konferansta ele alınan konular şunlardır:

- İnsan Haklarının geliştirilmesi

- Avrupa'nın güvenliğine ilişkin sorunlar

- Ekonomik, teknoloji, bilim ve çevre konularında işbirliği

- Konferansta alınan kararların uygulanması kararları alınmıştır.

* Sonuç belgesinde bulunan ilkeler bildirgesinde 10 ana maddeye ağırlık verilmişve bu ilkeler Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansının yol göstericisi olmuştur. Bu on madde şunlardan oluşmaktadır:

- Sınırların dokunulmazlığı

- Ülkelerin toprak bütünlüğü

- Egemenlik, eşitlik ve egemenliğin oluşturduğu haklara saygı

- Tehdit ve kuvvet kullanmaktan kaçınma

- Devletler arasında işbirliği

- Devletlerin içişlerine karışmama

- Ulusların eşit hakları ve kaderlerine kendilerin karar vermesi

- Antlaşmaların barışçıl yollarla çözüme kavuşturulması

- İnsan haklarının geliştirilmesi

- Dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeme ve Din ve vicdan hürriyeti

- Milletlerarası Hukukun kazandırdığısözlerin yerine getirilmesi

Not: yayımlanan bu belge hukuki bağlayıcılığa sahip değildir. Bu belge birbirine karşı olan blogları ve kutupları birbirine yaklaştırmış ve silahsızlanma gayretleri hız kazanmış ve ülkeler arasında işbirliği antlaşmaları imzalanmıştır.

B) YUMUŞAMA DÖNEMİ ÇATIŞMALARI

a) Vietnam Savaşı

* 1945'te imzalana Cenevre Antlaşması sonucunda Vietnam; Kuzey Vietnam ve Güney Vietnam olarak ikiye bölünmüş, Kuzey Vietnam'ı Sovyet Rusya; Güney Vietnam'ı ise ABD koruma altına almıştır. Komünist bir rejimle yönetilen aynı zamanda Sovyet Rusya'nın da desteğini alan Kuzey Vietnam; ABD'nin destek verdiği Güney Vietnam topraklarına girmeye başlamıştır. Bu durum sonucunda Güney Vietnam topraklarını korumak amacıyla ABD, Kuzey Vietnam topraklarına operasyon düzenlemiştir.

* Savaş tüm hızıyla devam ederken Sovyet Rusya Kuzey Vietnam'a her türlü desteği sağlamıştır. Çekoslavakya'yı işgal etmiştir. Brejnev Doktrini'ni yaynılamıştır. Bu doktrine dayanarak komünist rejimle yönetilen herhangi bir ülkeye müdahalede bulunacağına ortam hazırlamıştır.

* 1965 yılından itibaren ABD Kuzey Vietnam'ı bombalamış fakat ABD bu operasyonda istediği sonuçları elde edememiştir. Kuzey Vietnam'ın Güney Vietnam'a sızması sürmüştür.

* ABD, bu bölgede başarı elde edemeyince Vietnam'a 80.000 asker göndermiş bu sayıyı ilerleyen dönemlerde artırarak asker sayısını 600.000'e çıkarmıştır.

* ABD bu savaşta Batılı devletlerden yeterince destek alamamış ve bunun sonucunda Paris'te Kuzey Vietnam'la antlaşma yapmak zorunda kalmıştır.

* Bu arada ABD'de 1968 yılında yapılan başkanlık seçimlerini Nixon kazanmış ve Nixon, Vietnam sorununa hemen el atarak ABD'yi ''Vietnam Bataklığından'' çıkarmak istemiştir.

* 1973 yılında ABD ile Vietnam aralarında antlaşmaya varmıştır. Bu antlaşmaya göre;

- Esirler karşılıklı olarak serbest bırakılacak.

- Kuzey Vietnam; Güney Vietnam halkının kendi kaderini kendi belirleyeceğini kabul edecektir.

- ABD, 60 gün içerisinde Vietnam topraklarından ayrılacaktır.

- 1954 yılında imzalanan Cenevre Antlaşmasında belirlenen sınırlara geri dönüleceği kararlaştırılmıştır.

Not: Vietnam Savaşı sonucunda ABD, kendi halkıyla problemler yaşamıştır. ABD bu savaşta verdiği ağır kayıplar ve kendisini ilgilendirmeyen bir soruna bulaştığı için halkı tarafından günlerce protesto edilip eleştirilmiş; bazı gazeteciler, aydın kesimi ve sporcular askerlik altına girmeyi reddetmiştir. Bu ünlüler arasında ünlü boksör Muhammed Ali Clay da bulunmaktadır.

Ünlü boksör Vietnam Savaşını protesto edip, askere gitmeyi reddettiği için müsabakalarda kazandığı madalyalar ve aldığı ünvanlar elinden alınmıştır.Bu durum sonucunda halkın yönetime olan tepkisi artmıştır.

b) Küba Buhranı

* Küba Buhranı sorunu; SSCB'nin Küba'ya yerleştirmiş olduğu füzeler sonucunda ortaya çıkmıştır.

* ABD'ye ait olan U-2 casus uçakları Küba'da yaptığı uçuşlar sonucunda SSCB'ye ait olan Küba'ya yerleştirilmiş olan füzeler tespit etti.

* Bu tespit sonucunda O dönemin ABD başkanı Kennedy 22 Ekim 1962 tarihinde Amerikan Radyo ve Televizyonlarında bu durumu dünya kamuoyuna duyurmuştır. Bu durum sonucunda ABD, SSCB'den hemen bu füzelerin sökülmesini istedi.

* ABD ile SSCB arasında olası bir nükleer savaşın dünyaya büyük zarar vereceğini bilen dğer dünya ülkeleri bu durum karşısında telaşlanmışlardır. ABD'nin bu kesin tavrından ve sert açıklamalarından sonra SSCB Küba'daki füzeleri sökme kararı aldı. Buna karşılık olarak da ABD Türkiye'deki Jüpiter füzelerini sökmeyi kabul etti.

* Uluslararası soruna neden olan Küba Buhranı bu şekilde çözüme kavuşturuldu.

* Bu buharana konu olan SSCB ve ABD sonraki süreçte silahsızlanma antlaşmaları imzalamışlardır.

Not: ABD'nin Küba lideri Fidel Casto'yu yönetimden indirmek için yapmış olduğu plan başarısızlıkla sonuçlanınca -Bu çıkatmanın adı Domuzlar Körfezi Çıkarması olarak adlandırmaktadır- bu durum Küba'yı SSCB'ye daha da yaklaştırmıştır.

c) Keşmir Sorunu

Keşmir Sorunu; II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1947 yılında kurulan Hindistan ve Pakistan arasında ortaya çıkmış ve günümüzde de devam eden bir sorundur.

* Savaş 5 Ağustos 1963 tarihinde Pakistan askerlerinin Keşmir'in Hindistan'ait olan topraklarına girmesiyle başlamış; fakat savaş Birleşmiş Milletlerin 23 Eylül1965 tarihinde ateşkes ilan etmesiyle sona ermiştir.

* SSCB Başbakanı Kosigi'nin 1966 yılında arabuluculuğuyla başlayan görüşmeler neticesinde;

- Hem Pakistan hem Afganistan savaşın başladığı 5 Ağustos 1965 tarihinden önceki sınırlarına çekilecek.

- Her iki devlet birbirinin içişlerine karışmayacak.

- Sorunları barışçıl yollarla çözeceklerine yönelik '' Taşkent Deklarasyonu'' 10 Ocak 1966 tarihinde imzalamışlardır.

* Bu antlaşma 1971 yılına kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra Doğu Pakistan isyan edip Bangladeş adında bağımsız bir devlet kurmak istemiştir.

* Bağımsız bir devlet kurma konusundaki cesareti Hindistan'ın Doğu Pakistan'a yapmış olduğu asker ve malzeme yardımı etkili olmuştur.

d) Sovyet Rusya'nın Afganistan'ı İşgal Etmesi

* Afganistan'da başlayan çatışmalara taraf olan SSCB 24 Aralık 1979 tarihinde Kabil Havaalanına asker indirmiş ve hükümet binasını işgal etmiştir.

* Bunun sonucunda SSCB Afganistan topraklarını işgal etmiştir. Bu işgal kendi topraklarını savunmak için Afgan halkını direnişe sevk etmiştir.

* Afgan topraklarının dağlık bir yapıya sahip olması ve direniş hareketlerinin ülkenin her yerine yayılması SSCB işgalinin yayılmasını engellemiş ve SSCB'nin bu savaşta başarısız olmasına neden olmuştur.

* SSCB savaşın devam ettiği süre içinde Afgan milliyetçilerinin direnişini ortadan kaldırmak amacıyla hava saldırıları, kimyasal silahlar ve sıvı bombaları kullanarak sivil binlerce Afgan halkının ölmesine neden oldu. Afgan halkının direnişine engel olamayan ve dünyada komünist rejimin dışında destek alamayan SSCB, 15 Şubat 1989 tarihinde son askeri birliğini de çekerek Afganistan'dan ayrılmıştır.

Not: Savaş devam ettiği sırada ve savaş bittikten sonra da ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti Afganistan'a her türlü silah ve ekonomik yardımda bulunmuştur.

C) BAĞLANTISIZLAR HAREKETİ

* 1990'lı yıllardan itibaren uluslararası alanda yeni bir etken olarak ortaya çıkan önemli olaylardan birini Doğu ve Batı Bloklarının dışında Bağlantısızlar ismiyle yeni bir devletler gruplaşmasının meydana gelmesidir. Bu grup Üçüncü Blok Ülkeleri olarak da adlandırılmaktadır.

* 1955 yılının Nisan ayında Endonezya'nın Bandung kentinde toplanan Asya-Afrika Konferansı Bağlantısızlar hareketinin başlangıç noktasını oluşturur.

* Bağımsızlığına yeni kavuşan Asya ve Afrika ülkelerinin SSCB ve ABD gibi dünyanın iki büyük nükleer gücü karşısında varlıklarını devam ettirmek ve korumak amacıyla birlik ve dayanışmayı sağlamak konferansın toplanma amacını oluşturmaktadır.

* Bağlantısızlık hareketinin ilk teşkilatlanması 1961 yılında Yugoslavya lideri Tito ile Mısır Devlet Başkanı Nasır'ın girişimleri ve desteği sonucunda olmuştur.

* Bağlantısızlık; Hiçbir askeri ittifaka ve bloka bağlı olmama anlamına gelmektedir.

* Tito ve Nasır'ın girişimleri sonucunda 1961 yılının eylül ayında Belgrad kentinde tarafsız 25 ülkenin katılımıyla bir konferans toplandı. Bu konferansın sonucunda 25 maddelik bir deklarasyonla ABD ve SSCB'den bir barış çağrısı geldi.

Bu deklarasyonda;

- Filistin- Arap halklarının tüm haklarının tanınması

- Yabancı üslerin kaldırılması

- Her türlü sömürgeciliğe karşı olunması

- Güney Afrika'de ırkçılık ayrımı yapanların mahkum edilmesi

- Silahlanmanın yasaklanması

- Nükleer silahların yasaklanması

- Çin Halk Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletlere kabul edilmesi istenmektedir.

D) ARAP-İSRAİL SAVAŞLARI

a) Arap-İsrail Savaşları

*II. Dünya Savaşı'ndan sonra Filistin topraklarına yerleşen Yahudiler İngiltere'nin Filistin topraklarını terk etmesiyle 14 Mayıs 1948 tarihinde bu topraklar üzerinde İsrail devletinin kuruluşunu ilan etti.

* İsrail devletinin kurulması İsrail ile Araplar arasında birçok savaşın ortaya çıkmasına neden olmuştur.

I. Arap-İsrail Savaşı(1948-1949)

* İsrail devletinin kurulmasından heme sonra Suriye, Lübnan, Mısır ve Irak ordularının birleşmesiyle oluşan Arap orduları 15 Mayıs 1948 tarihinde İsrail'e saldırdı. ABD ve İngiltere İsrail devletinin kurulmasında etkili olmuştur. İngiltere ve ABD'nin; SSCB'nin Filistin devletine yönelik silah sevkiyatına ambargo uygulamasına rağmen SSCB yanında yer alarak İsrail'e otomatik silahlar ve top göndermiştir.

* 75.000 kişilik bir orduyu elinde bulunduran İsrail 5 ülkenin askerlerinden oluşmuş olan arap ordusunu yenerek bir yıldır süren savaşı kazanmıştır. Bunun sonucunda İsrail; Filistin'ait olan toprakların 3/4'ünü eline geçirmiş; Kudüs'ün de yarısını almıştır.İsrail'in bu toprakları eline geçirmesi sonucunda bir milyon Filistinli topraklarını terk etmek zorunda kalmış ve bunun sonucunda da ''mülteciler sorununun ortaya çıkması'' neden olmuştur. Bu yenilgi sonucunda Mısır'da Kral Faruk tahttan indirilerek yerine Nasır getirilmiştir.

Not: Bu savaş sonucunda beş Arap devletinin yenilgiyle ayrılması Araplarda milliyetçilik duygularını daha da güçlendirmiştir.

II. 1967 Arap-israil Savaşı(Altı Gün Savaşı)

* 1949 yılında İsrail'in ilk Arap-İsrail Savaşını kazanmasından sonra Mısır Devlet Başkanı Nasır 1948 yılında kaybedilen savaşın intikamını almak için tekrar savaş hazırlıklarına başladı.

* 19 Mayıs'tan itibaren Mısır Silahlı Kuvvetleri Sina'ya ve Birleşmiş Milletlerin kontrolünde olan Şam El-Şeyh'e asker çıkardı. Mısır, İsrail'in Kızıl Deniz'e çıkmasını sağlayan Tiran Boğazı'nı kontolünü eline geçirdi. Bu son olay sonucunda İsrail iyice sinirlendi.

* Bu durum sonucunda İsrail 5 Haziran 1967 tarihinde Suriye, Mısır ve ürdün'ü bombaladı. İsrail üç gün içinde Sina Yarımadasını ele geçirdi. İsrail ilk olarak ''Nablus Muharebesi''yle Mısır'ı savaş dışında bıraktı. 7 Haziran tarihinde Ürdün'le; 19 Haziran tarihinde de Suriye ile ateşkes antlaşması yapıldı. 6 gün süren bu savaştan İsrail galip olarak ayrıldı.

Savaşın Sonuçları

- İsrail Tiran Boğazı'nı ele geçirdi.

- İsrail, topraklarını dört kat daha genişletti.

- İsrail, Gazze'yi ele geçirdi fakat bu savaşta İsrail'in ele geçirdiği en önemli yer Kudüs oldu.

* Bu savaştan sonra SSCB Arap ülkelerine desteğini devam ettirdi, Bu konuyu Birleşmiş Milletler Genel kuruluna taşıdı, araplar lehine kararlar alınmasını sağlamaya çalıştı.

* ABD Ortadoğu'da aleyhine oluşan propagandaların önüne geçmek, kalıcı bir barış ortamı oluşturmak amacıyla çeşitli planlar oluşturdu. Fakat oluşturmuş olduğu bu planlar sonuçsuz kaldı.

III. 1973 Arap-İsrail Savaşı(Yom Kippur Savaşı)

* 1967 yılında Arapların aldığı yenilginin intikamını almak ve kaybettikleri toprakları İsrail'den tekrar almak amacıyla 1967 yılında Sudan'ın başkenti Hartum'da yapılan Arap Zirvesi'nde;

- İsrail ile hiçbir biçimde müzakere yapılmayacak

- İsrail ile barış antlaşması yapılmayacak

- İsrail Devleti hiçbir biçimde tanınmayacak

- Filistin halkının hakları sonuna kadar savunulacak kararları alınmıştır.

* Bu kararlardan sonra eğitim gören Filistinli komandolar İsrail sınırlarında ''Yıpratma Savaşı'' olarak isimlendirdikleri bir yöntemle İsrail'i sürekli olarak tahrik etmeye başladılar.

* Mısır ve Suriye askeri kuvvetleri 6 Ekim 1973 tarihinde habersiz olarak aniden İsraile Saldırdı. Fakat bu kuvvetler Suriye Cephesi'nde başarılı olamadı.

* ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger İsrail ve Arap devletleri arasında başlatmış olduğu diplomasinin sonucunda 18 Ocak 1974 tarihinde İsrail'in Sina'da önemli ölçüde çekilmesini sağlayan bir antlaşma daha imzalandı. Bu antlaşma Süveyş-Kahire yolunun 101. kilometresinde imzalandığı için ''101. Kilometre Antlaşması'' ismi verildi.

b) Türk - Sovyet İlişkileri

* 1964 yılına kadar olan süreçte SSCB, Türkiye'nin Kıbrıs'ı NATO'nun üssüne dönüştürmekten korktuğu için Kıbrıs konusunda Türkiye'nin aleyhine bir tutum içerisinde olmuş ve Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesine karşı çıkmıştır.

* ABD Başkanı Johnson'un Türkiye'ye göndermiş olduğu mektuptan sonra Türkiye ile SSCB arasındaki ilişkilerde yumuşama olmuşsa da Türkiye'nin Kıbrıs'a düzenlemiş olduğu harekattan sonra Türkiye'nin Kıbrıs'tan çekilmesi talebinde bulunmuştur.

* SSCB. 1974 yılının ağustos ayında Türkiye'ye bir mektup göndermiş ve mektupta şu görüşlere yer vermiştir:

- Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin Kıbrıs'a müdahalede bulunma hakkı yoktur.

- Kıbrıs Cumhuriyetinde bulunana yabancı askerler geri çekilmelidir.

- Kıbrıs sorununun uluslararası bir arenada ele alınması gerekmektedir.

* 1974-1978 yılları arasında Türkiye'de terör, anarşi marksist ve komünist 49 tür kuruluş ve grubun yer aldığı bir ortamın oluşmuş, Türkiye'deki bu durum Rusya'nın işine yaramış, bu gelişmelerden sonra SSCB 1978 yılında ABD'nin ambargosunun kaldırmasına karşı çıkmıştır.

* 12 Eylül1980 tarihinden sonra SSCB ile olan ilişkilerimiz düzelmeye başlamıştır.

c) Türk - ABD İlişkileri

* ABD, garantör devletlerin görüşmelerde bulunarak Kıbrıs sorununun çözüme kavuşmasını savunmuştur. Fakat 1974'ten sonra Türkiye'ye silah ambargosu uygulamış ve Türkiye'yi Kıbrıs'ta suçlu kabul etmiştir.

* Türkiye, ABD'nin bu silah ambargosuna misilleme olarak 1975 yılında ''Kıbrıs Türk Federe Devleti''ni kurmuştur.

* 1945-1960 yılları arasında Türkiye- ABD ilişkileri üyüyken 1960-1980 yılları arasında inişli çıkışlı, krizlerle dolu bir döneme girmiştir.

* 1960-1980 yılları arasında Türkiye-ABD arasındaki iişkilerin bozulmasının nedenleri şunlardır:

- 1962 yılında ABD'nin Türkiye'ye kurmuş olduğu Jüpiter füzelerini sökmesi

- 1964 yılında ABD başkanı Johnson'un İnönü'ye Kıbrıs Meselesi konusunda gönderdiği mektup

- 1964 yılında ABD'nin nükleer silah kullanmasında NATO'lu müttefiklerin de ortak edilmek istenmesine Türkiye'nin karşı çıkması

- Türkiye'nin; ABD'nin karşı çıkmasına rağmen 1974 yılında haşhaş ekimini serbest hale getirmesi

- ABD Senatosu ile Temsilciler Kurulu'nun Türkiye'ye yönelik farklı tutum izlemesi

- 1975-1978 yılları arasında ABD'nin Türkiye'ye silah ambargosu uygulaması karşısında Türkiye'nin de topraklarında bulunan ABD üslerine el koyması.

* ABD, Türkiye'ye uygulamış olduğu ambargoyu 1978 yılında kaldırdı. Bu ambargonun kalkmasında şunlar etkili olmuştur:

- Bülent Ecevit'in Kıbrıs'ta Rumlara karşı birtakım tavizler vermesi.

- Türkiye'nin SSCB aleyhine bir tutum içerisinde olması

- İran Humeyni Rejiminin Türkiye'de yayılmaya başlaması tehlikesinin olması

- ABD başkanı Jimmy Carter'in Türkiye'ye yönelik ambargonun kalkması için çalışmalar yapması

- Türkiye'de Komünizmin yayılmaya başlaması

- 1978 yılında Rauf Denktaş'ın 35 bin Rum göçmenin Maraş'a yerleşmesine müsaade etmesi

d) Türk-Yunan İlişkileri

* Türk - Yunan ilişkileri iki bölümde incelenir:

- 1974 yılından önceki Türk - Yunan ilişkileri Kıbrıs Meselesi üzerinde yoğunlaşmıştır.

- 1974 yılından sonraki Türk-Yunan ilişkileri ise Ege Denizi ve adalar üzerinde yoğunlaşmıştır.

* 1974 yılından sonra Türk- Yunan ilişkilerinin bozulmasının nedenleri:

- Yunanistan'ın Ege adalarını silahlandırması

- Türkiye'nin petrol aramak amacıyla Sismik-I gemisini Ege Denizine göndermesi

- Yunanistan'ın Sismik-I gemisinin çalışmalarına engel olmak istemesi

- Türkiye'nin, Yunanistan'ın Ege Denizinde aleyhimize izlemiş olduğu politikalardan dolayı Ege ordusunu oluşturmamız.

- Yunanistan'ın Ege'deki adaların çevresine mayın döşeme çalışmaları

I. Kıta Sahanlığı

* Yunanistan'ın Ege Denizindeki şirketlere petrol arama ruhsatı vermesi üzerine 1973 yılında Türk hükümetinin Ege'nin açık denizlerinde yani Türk kıta sahanlığının olduğu 27 bölgede TPAO'ya petrol arama ruhsatı verir.

Not: Kıtaların deniz altında devam eden ve derinliği 200 metreyi aşmayan sığ deniz kıyılarına kıta sahanlığı denir. Türkiye ile Yunanistan arasındaki kıta sahanlığına yönelik görüşmelerde ve müzakerelerde bir sonuç elde edilememiştir ve bu sorun günümüzde de devam etmektedir.

* Türkiye'nin TPAO'ya petrol arama ruhsatı vermesi Yunanistan'ın işine gelmez. Yunanistan TPAO'nun petrol aradığı yerlerin kendi kıta sahanlığı içinde olduğunu savunur.

* Bu durum üzerine 1976 yılında imzalanan Bern Deklarasyonu'yla Yunanistan ve Türkiye görüşmeler devam ettiği sürece Ege Denizinde hiçbir faaliyette bulunmayacaktır.

* Türkiye ve Yunanistan ikili ilişkilerinde birbirini küçük düşürücü her türlü aşağılayıcı sözlerde bulunmayacaklardır.

II. Ege'de Hava Kontrol Sahası

* Yunanistan ile olan Ege'deki hav kontrol sahası sorunu 1974 krizi sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu sorunun çıkmasının iki unsuru vardır:

- Ege'de Yunanistan'ın hava sahası yüksekliği

- FIR hattı yani Ege Denizi üzerindeki uçakların uçuş esnasındaki gerekli bilgileri İstanbul'a mı yoksa Atina'ya mı verecekleri sorunudur.

III. Karasuları Sorunu

* Lozan Barış Antlaşması'nda Ege karasularının genişliği 3 mil olarak kabul edilmişti.

* Yunanistan 1936 yılında bu genişliği 6 mile çıkardı.

* Yunanistan'ın bu tutumu üzerine Türkiye'de bu genişliği 1964 yılında 6 mile çıkardı.

* Ege Denizi'nde uluslararası sular %49, Yunanistan suları %43, Türkiye sularıysa %7'dir.

* Yunan sınırı 12 mile çıkarsa Ege Denizi'ndeki Yunan su oranı %64'e çıkacaktır.

* 1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra Yunanistan Ege Denizi'ndeki kara sularının genişliğini 12 mile çıkarmak istemiştir.

* Yunanistan'ın kara sularının genişliğini 12 mile çıkarma teşebbüsünü Türkiye savaş nedeni kabul etmiş bunun üzerine Yunanistan bu konuda geri adım atmak zorunda kalmıştır.

* Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarması durumunda Türkiye Yunanistan'ın bu girişimini kabul ederse;

- Ege Denizi Yunan Denizi olacaktır.

- Ege'de Türk balıkçılarının balıkçılık yapma faaliyetleri zorlaşacaktır.

- Türkiye'nin Ege kıyıları Yunan tehdidiyle karşı karşıya kalacak.

- İstanbul'dan kalkan bir gemi büyük oranda Yunan karasılarından geçecek.

e) Türk-Ermeni İlişkileri

* Ermenistan'ın Özgürlüğü için mücadele eden gizli Ermeni ordusu olan ASALA örgütü 1975 yılında kurulmuştur. Bu örgütün kurucuları 6-7 üyeden oluşmaktadır. Bu terör örgütünün kurucuları içinde en etkili iki üyesinden biri Agop Agopyan'dır. Bu kişi örgütün en çok tanınan üyesidir.

* İkinci en etkili üyesi ise cinayet eylemlerini özellikle kendisinin gerçekleştirdiği terör olaylarını gerçekleştiren ve Agop Agopyan olmadığı zamanlarda örgütü ayakta tutan Agop Tarakçıyan'dır.Bu örgüt lideri 1981 yılında ölmüştür.

* Agop Agopyan yaralandığı ve tedavi gördüğü sürelerin dışında örgütün lideri olarak örgütün başında kalmıştır.

* Agop Agopyan, Filistin Kurtuluş Örgütlerinin bir üyesi olarak tanınmış ''Mücahit'' ismiyle bilinmektedir.

* ASALA örgütünün kuruluş amacı;

- Bağımsız bir Ermenistan devletinin kurulmasını sağlamak

- 1915'te gerçekleştirildiği iddia edilen sözde Ermeni soykırımını kabul ettirmektir.

* Bu örgüt çalışmalarını Yunanistan ve Fransa'da sürdürmüştür.

* Bu örgütün gerçekleştirmiş olduğu bazı eylemler şunlardır:

- Dağlık Karabağ bölgesinde savaşmışlardır.

- 21 ülkenin 38 kentinde, 70'i bombalı 39'u silahlı biri de işgal olmak üzere toplamda 110 terör eyleminde bulunmuşlardır.

- Bu terör eylemleri sonucunda 42 diplomatımız ve 4 yabancı ülke vatandaşı yaşamını yitirirken 15 türk vatandaşımız ve 66 yabancı uyruklu kişi yaralanmıştır.

- Ermeni Devleti'nin 1991 yılında kurulması sonucunda ASALA örgütü hedeflerinden birini gerçekleştirmiştir.

- Ermeni hükümeti ve ordusu eski ASALA teröristleri yer edinmişlerdir.

Not: ASALA'nın kurucularından olan Agop Tarakçıyan'ın 1976 yılında Beyrut Türk Büyükelçiliği Başkatibi Oktay Cerit'i öldürmesi ASALA'nın ilk eylemini oluşturmaktadır.

* ASALA'nın izlemiş olduğu politikalar ve amaçları üç yön destek görmüştür. Bunlar;

- Sovyetler- Doğu Bloğu ve Sosyalizmle yönetilen ülkelerin desteği

- Türkiye'yi içerde ve dışarda terör faaliyetleriyle yıpratmayı jeopolitik beklentileri bakımından politikalarının temeli sayan Suriye, İran ve Yunanistan gibi ülkelerin destek vermesi

- Komünist partiler, dolaylı yoldan Ermeni Hınçak örgütü ve sempatizanları, Ermenilerle karşı görüşler de olsalar da Ermeni kiliselerinin destek vermesi.

Not: Türkiye ASALA ile uzun yıllar mücadele etmiştir. O dönemde iç politikamızın karışık olması, ABD'nin Türkiye'ye uygulamış olduğu silah ambargosu, öğrenciler arasında görüş yüzünden görüş farklılıkları yüzünden yaşanan olaylar, sağ -sol çekişmelerinin yanında Türkiye bir de bazı Avrupa ve Arap ülkelerinin ASALA'yı deklemesiyle uğraşmıştır.Bunun için MİT ve bazı gruplar devlet tarafından ASALA'nın olumsuz faaliyetlerini engellemek için görevlendirilmiştir. ASALA, PKK'nın en büyük destekçilerinden biri olmuş uzun yıllar boyunca PKK'yı desteklemiştir.

I. TÜRKİYE'DE MEYDANA GELEN SOSYAL, KÜLTÜREL, SİYASİ VE EKONOMİK GELİŞMELER

(Bunalımlı YIllar 1960-1980 Dönemi)

a) Siyasi Gelişmeler

* 1946 yılına kadar Türkiye tek parti tarafından yönetilmiştir.

* 1946 yılında Demokrat Parti kurulmuş ve 1950 yılında yapılan seçimlerde oyların büyük çoğunluğunu alarak Demokrat Parti iktidarın başına gelmiştir.

* Bu partinin ağırlık verdiği çalışmalar; özel teşebbüs ve yabancı sermayeye dayalı yatırımlardır. Dış ülkelerden yardım alınmıştır.

* Tarımda makineleşmeye önem verilmiştir.

* Demokrat Partinin ilk icraatları arasında; ezanı Türkçeden Arapçaya çevirmek,, ilkokullarda din dersini zorunlu hale getirmek, radyolarda dinsel yayınları başlatmak olmuştur.

* II. Dünya Savaşı'nın devam ettiği yıllarda ve savaş sonrasında ülkedeki yoksulluğun en yüksek seviyeye çıkması Demokrat Parti'ye olan ilgiyi artırmıştır.

* Dünya Bankası ve ABD'nin desteğiyle '' Liberal Ekonomik Anlayış'' Türkiye'ye yaygınlaşmaya başlamıştır.

* 1952 yılında Kore'ye asker gönderilmesi ve NATO'ya üye olunması uluslararası şartların Türkiye lehine dönmesini sağlamıştır.

* Türkiye'de 1953 yılında;

- Halkevleri kapatıldı.

- CHP'ye ait olan mallar hazineye devredildi.

- 1954 yılında Köy Enstitüleri kapatıldı.

- 1954 yılında Laiklikten uzaklaştığı gerekçesiyle Millet Partisi kapatıldı.

* 1954 yılından sonra ülke ekonomisi duraklamaya başladı. Enflasyon yükseldi, fiyatlar yükseldi. Yağ, şeker, gazyağı gibi bazı mallar karaborsaya düştü.

* 1957 yılından itibaren siyasi ortamda hoşgörünün az olması ve ekonominin kötüye gitmesi ortamın gerginleşmesine neden oldu.

* Bu koşulların yaşanması sonucunda 27 Mayıs 1960 tarihinde askeri müdahale gerçekleşti ve Demokrat Parti'nin iktidarına son verildi.

* 1924 Anayasası yürürlükten kaldırılarak TBMM kapatıldı.

* Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan ve çok sayıda milletvekili mahkemede yargılandı.

* Bu yargılamalar neticesinde; 1961 yılında Başbakan Adnan Menderes, Dıişleri bakanı Fatih Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi.

* 11 Nisan 1990 tarihinde çıkarılan bir kanunla idam edilen bu devlet adamlarının saygınlıkları geri verilmiş ve yine çıkarılan bu kanunla naaşları kendileri için İstanbul'da yaptırılan anıt mezara devlet töreniyle defnedilmiştir.

* 27 Mayıs 1960 tarihinde Alparslan Türkeş gibi bir grup subayın oluşturmuş olduğu Milli Birlik Komitesi iktidara el koydu.

I. 27 MAYIS ASKERİ MÜDAHALESİ VE MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ

* 38 subaydan meydana gelen Milli Birlik Komitesi 27 Mayıs 1960 tarihinde yönetime el koydu.

* Milli Birlik Komitesi 1924 Anayasasında değişiklik yaptı ve geçici bir anayasa düzeni oluşturdu. Geçici anayasanın maddeleri şunlardan olumaktaydı:

- TBMM'nin tüm yetkilerine Milli Birlik Komitesi sahiptir.

- Yasama ve yürütme yetkisi Milli Birlik Komitesi'ne aittir.

- Görevinden düşürülen Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanları ve ülkeyi yöneten partinin milletvekillerini yargılamak için '' Yüksek Adalet Divanı'' kurulacaktır.

Not: O dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı olan Cemal Gürsel'i Milli Birlik Komitesi Başbakan olarak atamıştır.

* Milli Birlik Komitesi,

- Adnan Menderes'in kapatmış olduğu üniversiteleri tekrardan açtırmıştır.

- Basın yasağını kaldırmıştır.

- İstanbul Üniversitesi Rektörü'ne yeni bir anayasa hazırlatmıştır.

* Milli Birlik Komitesi Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ı vatana ihanet suçundan dolayı mahkeme dava açtı.

* Milli Birlik Komitesi değişikliklere ve yeniliklere karşı olduklarını iddia ettiği, tembel ve yeteneksiz olduklarını ileri sürdüğü 147 öğretim görevlisinin üniversitenin görevlerine son vermesine neden oldu. Milli Birlik Komitesi'nin gerçekleştirmiş olduğu bu gelişmeler ülkede büyük tepkiyle karşılandı.

* 14'ler Olayı

Milli Birlik Komitesi yönetimin sivillere bırakılması konusunda acele edilmemesinin gerekliliğini savunan Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve 13 arkadaşını emekliye ayırarak yurtdışına gönderilmesi olayına 14'ler Olayı denmiştir.

* 12 Ocak 1961 tarihinde Milli Birlik Komitesi siyasi partilerin faaliyetlerine ve çalışmalarına izin verir. Fakat daha önceden kapatılan Demokrat Parti için propaganda yapılmasına izin vermez.

* Milli Birlik Komitesinin iktidara el koymasından sonra ülkede yapılan seçimlere Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi, Adalet Partisi ve Yeni Türkiye Partisi gibi partiler katıldı.

* 1961 Anayasasında Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olmak üzere iki memlisli bir yapı meydana getirilmiştir.

* 9 Temmuz 1961 tarihinde mecliste yapılan oylamada anayasa % 60,4 oyla kabul edildi. Demokrat Parti üyelerinin tutuklanıp yargılandığı ''Yassıada Mahkemesi'' ; 15 sanığa ölüm, 32 sanığa müebbet hapis diğer sanıklara ise 4 ile 15 yıl arasında hapis cezası verdi.

* 26 Ekim 1961 tarihinde cumhurbaşkanlığına Cemal Gürsel seçildi. Yapılan seçimlerde en çok oyu alan aday olan İsmet İnönü'ye Cemal Gürsel tarafından hükümeti kurma görevi verildi. İsmet İnönü, Adalet Partisi milletvekilleriyle koalisyon hükümeti kurdu.

* 20 Kasım 1961 tarihinde kurulan koalisyon hükümetinin programı şu maddelerden oluşmaktaydı:

- Özel teşebbüse destek olma

- Toprak Reformunu hayata geçirme

- Planlı kalkınma

- Enflasyon ve işsizlikle mücadele etme

- Yabancı sermayeyi destekleme

* 22 Şubat 1962 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilmesi planlanan ihtilal girişimi o dönemde harp Okulu komutanı olan Talat Aydemir tarafından engellendi. Bu engelleme sonucunda İsmet İnönü'nin ülkede olan itibarı daha da arttı. Üniversiteden uzaklaştırılan 147 öğretim görevlisinin görevlerine tekrar dönmesi sağlandı.

* 11 Nisan 1961 tarihinde Anayasa Mahkemesi kuruldu. 30 mayıs 1962 tarihinde İsmet İnönü hükümetten istifa etti.

* İsmet İnönü'nün istifası üzerine yeni hükümet Adalet Partisi dışında mecliste yer alan bütün partilerin katılımıyla kuruldu. Demokrat Parti'nin 1953 yılında el koyduğu CHP'nin malları 1963 yılında CHP'ye geri verildi.

* 1964 yılında Adalet Partisi'nin başına Süleyman Demirel getirildi. Adalet partisi seçimlere Demokrat partinin sembolünü kullanarak girdi. Yapılan seçimleri Adalet Partisi salt çoğunluğu alarak kazandı.

* 10 Ekim 1965 tarihinde yapılan genel seçimleri Adalet Partisi kazandı.27 Ekim 1965'te başlayan Adalet Partisinin iktidarı 12 Mart 1971 Askeri Muhtırasına kadar sürdü.

II. SÜLEYMAN DEMİREL DÖNEMİ(1965-1969)

* 10 Ekim 1965 tarihinde yapılan erken genel seçimlerde Adalet Partisi almış olduğu %52.87 oranındaki oyla 240 milletvekili, CHP almış olduğu %28.75 oranındaki oyla 134 milletvekili, MP almış olduğu %6.16 oranındaki oyla 31 milletvekili, CMHK almış olduğu %2.24 oranındaki oyla 11 milletvekili, YTP almış olduğu %3.72 oranındaki oyla 19 milletvekili, TİP almış olduğu %2.97 oranındaki oyla 15 milletvekili çıkararak meclise girmeyi başarmışlardır.

* Üniversiteli öğrenciler arasındaki sağ-sol kavgaları işçi grevleri bu dönemde başlamıştır.

* Süleyman Demirel döneminde sağ görüşlü olan olan öğrenciler komünizme karşı mücadele etmişlerdir. Sol görüşlü öğrenciler ise İstanbul'a gelen 6. Filo'ya karşı büyük tepki göstererek gösteriler düzenlemişlerdir.

* Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde patlak veren öğrenciler arasında çıkan olaylar ülke geneline yayılmaya başlamıştır.

* Sol görüşlü öğrencilerin 6. Filo'ya karşı düzenlemiş olduğu gösteriler sırasında bir öğrenci öldürülmüş bunun sonucunda sol görüşlü öğrenciler taşla sopalarla 6. Filo'ya saldırmışlardır.

* İzmir'de bir camide bomba patlatılmıştır.

* ODTÜ'ye ziyarette bulunan ABD Büyükelçisinin arabası yakılmıştır.

* Çıkan bu olaylardan dolayı İstanbul Üniversitesi süresiz kapatılmıştır.

* Bu dönemde Cemal Gürsel hastalanmış, hastalandığı için de 28 Mart 1966 tarihinde yeniden cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmış yapılan bu seçimi kazanan Cevdet Sunay Türkiye Cumhuriyeti'nin 5. cumhurbaşkanı olmuştur.

* Süleyman Demirel Döneminde yaşanan diğer gelişmeler şunlardır:

- 1968 yılında ilk televizyon denemesi başladı.

- 1970 yılında İstanbul boğaz köprüsünün temelleri atıldı.

- 1967 yılında ilk Türk otomobili olan ''Anadolu'' piyasaya çıktı.

* Bu dönemde terör ve anarşi olayları artmıştır. Süleyman Demirel bu terör ve anarşi olaylarına engel olabilmek için sert önlemler almıştır. Terör ve anarş olayları ülke ekonomisinin bozulmasının en önemli nedeni olmuş bunun sonucunda üretim azalmıştır.Türk parası %66 oranında değerini yitirmiş, ihtiyaç maddelerinin fiyatı da Türk parasının kaybettiği değer oranında yükselmiştir.

* 26 Ocak 1970 tarihinde Necmettin Erbakan, Milli Nizam Partisi'ni kurmuştur. Bu sayede sağ kesimde oluşan boşluğu doldurmaya başlamış bu amaçla siyasete başlamıştır.

* Ülke ekonomisinin gerek siyasi gerek ekonomik bakımdan kötüye gittiğini gören ordu 1970 yılında Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'dan bu konuda önlem alınmasını istedi.

* 1971 yılında terör ve anarşi olayları ülkenin tamamına yayıldı.

* Provakasyoncular ülkenin her yerinde ortaya çıkıp halkı kışkırtmaya başladılar. ABD'li 4 subay Ankara'da şehir gerillaları tarafından kaçırıldı. Bu olayı '' Türkiye Halk Kurtuluşu Ordusu'' üstlendi.

III. Nihat Erim Hükümetleri

* 12 Mart 1971 tarihinde saat 13.30'da ordu 12 Mart Muhtırası adı altında yönetime kafa tutmuştur.

* Bu olay sonucunda Süleyman Demirel görevinde istifa etmiştir.

* Süleyman Demirel'in istifa etmesine ve ordunun yönetime karışmasına İsmet İnönü büyük tepki göstermiştir. Fakat tepki göstermesine rağmen meclis dışından oluşan ve birbirinden farklı partilerin milletvekillerinden meydana gelen geniş tabanlı ve herhangi bir siyasi partiyle bağlantısı olmayan '' Nihat Erim Hükümeti'' kuruldu.

* Nihat Erim Hükümetinin ülkede yaptığı ilk icraat ülkede bozulan güvenliği tekrardan sağlamak oldu. Bu amaçla 11 ilde sıkıyönetim ilan etti.

* Sendikaların yaptığı toplantılar ve seminerler yasaklandı.

* Grev ve lokavt yasağı getirildi.

* Siyasi gençlik örgütleri kapatıldı.

* Gazetelere kısa süreli kapatma cezaları verildi.

* Propaganda yapan bazı uç basınve yayın organları kapatıldı.

* Hükümetin yapmış olduğu bu çalışmalardan rahatsız olan bazı sol örgütler İsrail İstanbul Başkonsolosu Ephraim Elrom'u kaçırdı. Bu kaçırma olayı Türkiye'nin dış ülkelerdeki saygınlığına darbe vurdu.

* Üniversiteler tutuklama dalgası başladı. Bu dalga sonucunda üniversitelerde birçok kişi tutuklandı.

* Yaşanan bu olaylar sonucunda 1961 Anayasası uygulamalarının Türkiye'ye fazla geldiği 12 Mart öncesi döneme dönülemeyeceği söylendi.

* 1971 yılında ülkede develüasyon yapıldı.

* Nihat Erim Hükümeti'nin prensipleri şunlardan oluşmaktadır:

- Ağır sanayi mutlaka kurulacak.

- Eğitim, toprak ve vergi reformlarına öncelik verilecek.

- Toprak reformu yapılacak.

- Bireyler tarımdan elde ettikleri servete vergi getirilecek.

- Özel sektörü teşvik etmekten vazgeçilmeyecek.

* Yapılan toprak reformuna Türkiye Odalar Birliği ve büyük toprak sahipleri büyük tepki gösterdiler.

* 4 Aralık 1971 tarihinde Nihat Erim Hükümeti'ni devirmek için Adalet Partisi hükümeti milletvekillerini geri çekti. Bu geri çekme sonucunda Nihat Erim hükümeti istifa etmek zorunda kaldı.

* Ülkede bozulan güvenliğin tekrardan sağlanması için göreve tekrardan partiler üstü teknokrat hükümet olan II. Nihat Erim Hükümeti kuruldu. Fakat Nihat Erim Hükümeti siyasi partilerin desteğini alamamıştır. Bunun sonucunda 17 Nisan 1972 tarihinde istifa etti.

* Bu dönemde Ülkede bozulan güvenliği tekrardan sağlamak için ve anarşi ve terörün önüne geçmek için cumhurbaşkanı ''Devlet Güvenlik Mahkemesi''nin kurulmasına karar verdi.

* İsmet İnönü 1972 yılında CHP'deki başkanlık görevini Bülent Ecevit'e bırakmak zorunda kaldı.

* 1972 yılının ekim ayında daha önceden kapatılan Milli Nizam Partisi'nin yerine ''Milli Selamet Partisi'' kuruldu.

* 1961 Anayasasında ordunun 1971 ve 1973 yıllarında müdahalede bulunması sonucunda büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişiklikler şunlardan olumaktadır:

- TRT'nin özerkliği kaldırıldı.

- Yürütme organı güçlendirildi.

- Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verildi.

- Temel hak ve hürriyetlere büyük sınırlamalar getirildi.

- Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kuruldu.

- Devlet Güvenlik Mahkemesi kuruldu.

IV. 1973 SEÇİMLERİ VE CHP-MİLLİ SELAMET PARTİSİ KOALİSYONU

* 1973 seçimlerine CHP Bülent Ecevit başkanlığında girdi.

* Seçimlerde sürekli başa geldikleri takdirde düzende değişiklik yapılacağını söyleyen CHP'nin slogan ve seçimlerden önce hazırlamış olduğu ayrıntılı bildirge ''Ak Günlere'' ismini taşıyordu.

* Yapılan bu seçimlerde %33.3 oy alan CHP birinci parti olarak seçimleri kazandı.

* TBMM'ye 185 milletvekili sokmasına rağmen CHP tek başına iktidar olamadı.

* Adalet Partisi'le koalisyon kuramayınca CHP, Necmettin Erbakan'ın başkanlığındaki Milli Selamet Partisi ile koalisyon hükümeti kurdu. İki partinin arasında yapısal uyuşmazlıktan dolayı koalisyon hükümeti ocak-ekim arasında 9 ay görev yaptı.

* Bu koalisyon hükümeti 9 ay gibi kısa bir süre iktidarın başında olmasına rağmen Kıbrıs barış Harekatı ve Kıbrıs Çıkarması Bülent Ecevit'e olumlu olarak yansısa da koalisyon bozulduğu için erken seçime gidilmiştir.

* Bu istifadan sonra hükümet krizi aylarca sürmüş ve daha sonra sağ partilerin meydana getirdiği Birinci Milliyetçi Cephe hükümeti kurulmuştur. Bu hükümet 1975-1977 tarihleri arasında görevini sürdürmüştür.

* Bu koalisyonun büyük ortağı Sülayman Demirel başkanlığındaki Demokrat Parti olmuştur.

* 1977 yılında yapılan seçimlerde CHP %41 oy almasına rağmen İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti seçimlerde çıkarmış olduğu 213 milletvekili hükümet kurmasına yetmediği için Adalet Partisinin başkanı olan Süleyman Demirel AP-MHP-MSP'den meydana gelen hükümet kurdu. Halk tarafından ve siyasi çevreler tarafından bu hükümet II. Milliyetçi Cephe Hükümeti olarak isimlendirildi.

* 1978 yılında Adalet Partisinin 11 milletvekilinin CHP'ye geçmesiyle bu koalisyon hükümeti düştü.

Not: Gensoru önergesi sonucunda düşürülen ilk hükümet İkinci Milliyetçi Cephe Hükümeti'dir.

* 5 Ocak 1978 tarihinde Adalet Partisinden istifa eden 11 milletvekilinin de katılımıyla III. Ecevit Hükümeti 229 sayısıyla kritik bir güvenoyu almış, bu güvenoyu sonucunda bakan sayısını 34'e çıkartmış ve bunun sonucunda yeni bir hükümet kurulmuştur.

V. 12 EYLÜL DÖNEMİ

* Türk Silahlı Kuvvetleri ülkede yaşanan terör ve anarşi olaylarını bahane ederek 12 Eylül 1980 tarihinde demokratik yönetime son vererek askeri müdahaleyi gerçekleştirmiştir.

* 12 Eylül 1980 tarihinden 24 kasım 1983'e kadar süren bu dönem Türk siyasi tarihinde ''12 Eylül'' dönemi olarak isimlendirilir.

* 12 Eylül 1980 Darbesinin Nedenleri

- 1970 ve 1980 yılları arasında siyasi amaçlı çok sayıda Abdi İpekçi, Mürsel Karataş, Fikret Ünsal, Nihat Erim gibi kimin yaptığı ya da yaptırdığı belli olmayan cinayetlerin işlenmesi.

- Konya'da şeriatı konu alan Kudüs mitinginin yapılması

- 1974 yılında ABD'nin ambargo uygulaması ve bunun sonucunda dışardan gelen yardımların ve desteğin durması

- TBMM'de yapılan birçok tura rağmen cumhurbaşkanı seçilememesi

- Dış ticaret açığının artması

- Döviz darboğazı

- İşsizliğin ve ekonomik sıkıntıların giderek artması

- Sağ-sol çatışmalarından dolayı ülkedeki terör, şiddet ve anarşi olaylarının artması.

Bütün bu nedenlerden dolayı Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğindeki ordu 12 Eylül 1980 tarihinde yönetime el koyduğunu açıkladı.

* Ordunun yönetime el koymasından sonra dönemin başbakanı olan Süleyman Demirel görevinden alındı. Bunun sonucunda TBMM görevinden feshedildi.1970'ten sonra değiştirilen 1961 Anayasası uygulanmadı. Türk siyasetinin yeniden oluşturulmak istendiği askeri dönem başlamış oldu.

* Genelkurmay Başkanı Kenan Evren milletvekillerin dokunulmazlığının kaldırılmasına, ülke genelinde sıkıyönetim ilan edilmesine, sivil toplum örgütünün başında bulunan kişilerin tutuklanmasına, yurtdışı yasağının uygulanmasına karar verdi.

* 12 Eylül 1980 tarihinde yönetimi ele geçiren Türk Silahlı Kuvvetleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren başkanlığında kuvvet komutanlarından kurulu Milli Güvenlik Konseyi'ni oluşturdu.

* Kenan Evren Devlet Başkanlığı görevini de kendisi üstlendi.

* Bakanlar Kurulu Bülent Ulus'un başkanlığında oluşturuldu.

* Profesör Orhan Aldıkaçtı başkanlığında oluşturulan komisyonun hazırlamış olduğu anayasa 7 Kasım 1982 tarihinde halkoyuna sunularak kabul edildi.1982 Anayasasında yer alan maddeler şunlardır:

- Türkiye Cumhuriyeti laik, sosyal ve hukuk devletidir.

- Devletin şeklini, dilini, başkentini ve rejimini belirleyen özelliklerinin yer aldığı ilk üç madde 4. maddede belirtildiği üzere değiştirilemez. Değiştirilmesi teklif bile edilemez.

- Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.(madde 6)

- Laiklik, kanun önünde eşitlik, sosyal eşitlik, cumhuriyet yönetimi ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ilk üç maddede belirtilmiştir.

- Yasama, yürütme ve yargı arasında yatay anlamda bir denkil meydana getirilmiş, bu üç organ birbirinden kesin çizgilerle olmasa da ayrılmıştır.

- Yasama yetkisi TBMM'ye aittir. B


13249
0
0

Hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
yorum yap

© 2013 KPSS.tv All Rights Reserved Facebook Twitter