İşlem Yapılıyor

XX. YÜZYIL BAŞLARINDA DÜNYA

I.DÜNYA SAVAŞI

I.Dünya Savaşı’nın Genel Nedenleri

1- Fransız İhtilali sonucunda ortaya çıkan milliyetçilik düşüncesinin hızla yayılması

2- Sanayi İnkılabı sonucunda hammadde ve Pazar ihtiyacının ortaya çıkması, hammadde ve Pazar ihtiyacının ise sömürgeci devletleri karşı karşıya getirmesi

3- Almanya ve İtalya’nın siyasi birliklerini geç kurmaları sonucunda Avrupa’nın siyasi dengesinin bozulması

4- Devletler arası bloklaşma ve silahlanma yarışının hızlanması

I.Dünya Savaşı’nın Özel Nedenleri

1- Almanya ile İngiltere arasındaki siyasi ve ekonomik rekabet

2- Fransa’nın daha önce Almanya’ya kaptırdığı Alses Loren bölgesini geri almak istemesi

3- Rusya’nın boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmek istemesi

4- Balkanlara hakim olmak isteyen Rusların Panslavizm, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun Pangermenizm politikası ile rekabet etmesi

5- Siyasi birliği geç tamamlayan Almanya ve İtalya’nın gelişen sanayileri için hammadde ve Pazar arayışı

6- Avusturya-Macaristan veliahtının Bosna-Hersek ziyareti sırasında Sırplı bir genç tarafından öldürülmesi, bu aynı zamanda savaşın başlaması için bir kıvılcım olmuştur.

I.Dünya Savaşı’ndaki Bloklaşmalar

  • İttifak Devletleri (Bağlaşma Devletleri)

1- Almanya

2- Avusturya-Macaristan İmparatorluğu

3- İtalya

4- Osmanlı Devleti

5- Bulgaristan

NOT: İtalya savaş başlamadan önce İttifak Devletleri blokundaysa da savaş başladıktan sonra isteklerine İtilaf Devletleri bolkunda ulaşacağına inandığı ve gizli antlaşmalarla kendisine yapılan teklifleri daha cazip bulduğu için 1925’ten itibaren İtilaf bolğuna geçmiştir.

  • İtilaf Devletleri (Anlaşma Devletleri)

1- İngiltere

2- Fransa

3- Rusya

4- İtalya

5- Japonya

6- Sırbistan

7- Romanya

8- Belçika

9- Karadağ

10- Yunanistan

11- Portekiz

12- Brezilya

13- ABD

BİLGİ NOTU: I.Dünya Savaşı’nın başlamasında, gidişatın ve sonucunda önemlş bir etkisi olmayan Yunanistan savaşa katılan en son devlettir.

İtilaf Devletlerinin galibiyeti ile sona eren I.Dünya savaşı sonunda bloklar arasında önce aşağıdaki ateşkes antlaşmaları imzalanmıştır.

  • Bulgaristan ile Selanik Ateşkes Antlaşması (29 Eylül 1918)
  • Osmanlı Devleti ile Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)
  • Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Villa Guiste Ateşkes Antlaşması (3 Kasım 1918)
  • Almanya ile Rethandes Ateşkes Antlaşması (11 Kasım 1918)

Ateşkes antlaşmalarından sonra barış görüşmelerine geçilmiştir.

PARİS BARIŞ KONFERANSI (18 OCAK 1919)

  • ABD’nin I.Dünya Savaşı’na girmesiyle beraber savaş İtilaf devletlerinin lehine dönmüş İttifak devletleri yenilgiye uğrayarak savaştan çekilmiştir.
  • Paris Barış Konferansı I.Dünya savaşına katılan devletler arasında yapılacak barışın esaslarını belirlemek amacıyla toplanmıştır.
  • Konferansa 32 devlet katılmış, İngiltere, ABD, Fransa ve İtalya konferans kararları üzerinde etkili olmuştur.
  • Konferansta Almanya ile Versay, Avusturya ile Saint Germen, Macaristan ile Trianon, Bulgaristan ile yapılacak Nöyyi antlaşmalarının hükümleri kabul edilmiştir.
  • İtilaflar Osmanlı Devleti üzerindeki çıkarlarında anlaşamadıkları için Osmanlılarla yapılacak barış antlaşması ertelenmiştir.
  • Konferansta Wilson İlkelerinde yer alan Milletler Cemiyetinin kurulması sağlanmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın Sonunda;

- İngiltere

  • Konferans kararları üzerinde doğrudan etkili olmuştur.
  • Sömürgeci politikasını Wilson ilkelerine uydurmak için mandacılık sistemini ortaya atmıştır.
  • Ele geçirdiği Orta Doğu toprakları ve diğer bölgeler üzerinde manda yönetimleri kurmuştur.
  • Konferanstan en karşı çıkan ülke İngiltere olmuş, ekonomik ve siyasi çıkarlarını büyük oranda korumuş, Osmanlıların Orta Doğu topraklarında yeni sömürgeler elde etmiştir.

- Fransa

  • İngiltere ile ortak hareket etmiş, Alman topraklarının bir kısmını almış ve Orta Doğu’da suriye ve Lübnan bölgelerinde İngiltere gibi manda yönetimleri kurmuştur.

- İtalya

  • Gizli antlaşmalarda kendisine vaat edilen toprakları tam anlamıyla ele geçirememiş, İzmir ve çevresinin Yunanistan’a verilmesi üzerine İngiltere ile anlaşmazlığa düşerek konferansı terk etmiştir.

- ABD

  • ABD konferansta Milletler Cemiyetinin kurulmasını sağlamıştır. Ancak savaş sonrası düzende Wilson İlkelerine uyulmadığını görünce isteklerine ulaşamayacağını anlamış, Monroe Doktrinine göre tekrar yalnızlık politikasına dönmüştür.

BİLGİ NOTU: 2 Aralık 1823’te ABD Başkanı Monroe, kongrede yaptığı konuşma ile ABD’nin dış politika esaslarını belirlemiş ve bu esaslar Monroe Doktrini olarak tarihe geçmiştir. Bu doktrine göre;

  • ABD, Avrupa devletlerinin Amerika kıtasında yeniden sömürgecilikfaaliyetlerine girişmelerine ve kendi sistemlerini kıtanın herhangi bir yerinde uygulamalarına izin vermemiştir.
  • ABD, Avrupalı devletler arasında geçen ve sadece kendilerini ilgilendiren savaşlara ya da politikalara karışmamayı esas almıştır.
  • Bu doktrin ile ABD yalnızlık politikası benimsemiştir.

I.Dünya Savaşı’nı Bitiren Barış Antlaşmaları

  • Almanya – Versay Antlaşması (28 Haziran 1918)

- Almanya:

  • Alsace- Lorraine’i Fransa’ya
  • Eupen, Malmedy ve Monschau’nun bir bölümünü Belçika’ya
  • Memele, yeni kurulan Litvanya’ya
  • Doğu Şilezya ve Batı Prusya’nın bir bölümünü Polonya’ya
  • Yukarı Şilezya’nın bir parçasını Çekoslavakya’ya bırakmıştır.
  • Danzing, Milletler Cemiyeti’nin himayesinde serbest bir şehir olarak kalmıştır.
  • Saar bölgesi Fransa’ya bırakılmakta, bölgenin esas kaderi ise on beş yıl sonra planlanan halk oylaması ile belirlenmiştir.

- Almanya, Ren kıyılarındaki ve Helgoland’da mevcut tahkimatları yıkmayı ve Avusturya ile birleşmemeyi taahhüt etmiştir.

- Almanya Alses Loren bölgesi ve Fransa’ya Saar blgesini; deniz aşırı bölgelerini İngiltere, Fransa, Belçika ve Japonya’ya bırakmıştır.

- Almanya’nın, Çin’deki hakları ve Büyük Okyanustaki adaları Japonya’ya devredilmiştir.

- Almanya denizaltı ve uçak da yapamamayı kabul etmiştir.

- Almanya, Yugoslavya ve Çekoslovakya’yı tanımıştır.

- Almanya ekonomik yükümlülüklere uyacağını ve savaş tazminatını vereceğini kabul etmiştir.

- Askerlik mecburi olmaktan çıkarılmıştır.

  • Antlaşmanın Önemi:
    • İngiltere en güçlü rakibi olan Almanya’dan kurtulmuştur.
    • Almanya uzun süre savaşamayacak hale getirilmiştir.
    • Antlaşma hükümlerini uygun bulmayan Almanya, II.Dünya Savaşı’nın çıkmasında etkili olmuştur.
    • Alman sömürgeleri İngiltere, Fransa, Belçika ve Japonya arasında paylaşılmıştır.

  • Avusturya – Saint Germain Antlaşması (10 Eylül 1919)

  • Avusturya ile İtilaf Devletleri arasında imzalandı.
  • Bu antlaşma ile;
    • Avusturya – Macaristan iki ayrı devlet durumuna getirildi.
    • Avusturya ve Macaristan toprakları üzerinde Çekoslovakya ve Yugoslavya kuruldu.
    • Avusturya; Macaristan, Çekoslovakya ve Yugoslavya’nın bağımsızlığını tanımaktadır.
    • Avusturya ayrıca, Galiçya’yı Polonya’ya, Bosna-Hersek ve Hırvatistan’ı Yugoslavya’ya, Tirol ve Trieste’yi İtalya’ya Bukovina’yı da Romanya’ya bırakmıştır.
    • Avusturya’da mecburi askerlik kaldırılmış Avusturya ordusu 30 bin kişiye indirilmiştir.
    • Avusturya, Almanya gibi ağır ekonomik yükümlülükler altında bırakılmış ve mağlubiyetin gerektirdiği yükümlülükleri kabul etmiştir.

  • Macaristan – Trianon Antlaşması (4 Haziran 1920)
    • Macaristan ile İtilaf Devletleri arasında imzalandı.
    • Avusturya gibi Macaristan da, I.Dünya Savaşı’nın sorumlu sayılmış, bunun sonucu olarak da büyük arazi kaybına uğramıştır.
    • Bu barış antlaşması ile 3,5 milyon Macar, yabancı devletlerin egemenliğine girmiştir.
    • Trianon Antlaşması ile Macaristan, Presburg bölgesini Çekoslovakya’ya, Bosna- Hersek’i Yugoslavya’ya vermiştir.
    • Bu antlaşmayla Macaristan, denize bağlantısı olmayan küçük bir devlet haline gelmiştir.
    • Almanya ve Avusturya gibi mali yükümlülük altına sokulmuş ve Macaristan, ağır bir savaş tazminatı demeyi kabul etmiştir.

  • Bulgaristan- Nöyyi Antlaşması (27 Kasım 1919)
    • Bulgaristan ile İtilaf Devletleri arasında imzalandı.
    • Nöyyi Barış Antlaşması ile Bulgaristan, müttefikleri gibi toprak kaybına uğramıştır.
    • Bu antlaşma ile Bulgaristan, Güney Dobruca’yı Romanya’ya, Gümülcine ve Dedeağaç’ı Yunanistan’a, Tsaribrob ile Strumitsa bölgesini de Yugoslavya’ya bırakmıştır.
    • Antlaşma, Bulgaristan’ın Ege Denizi ile bağlantısını kesmişti.
    • Antlaşmaya göre, Bulgaristan’ın Deniz ve Hava kuvvetleri bulunmayacak, ordu mevcudu da 25 bin kişi olacaktı.
    • Bulgaristan’da da mecburi askerlik kaldırılmaktaydı.

Osmanlı Devleti – Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920)

  • Sevr Antlaşması, I.Dünya Savaşı’ndan sonra İtilaf Devletleri ile Osmanlı Devleti arasında 10 Ağustos 1920’de imzalanan antlaşmadır.
  • Bu antlaşma Yunanistan dışında hiçbir devlet tarafından onaylanmamış ve yürürlüğe girmemiştir.
  • Bunun yerine İtilaf Devletleri ile Osmanlı arasındaki savaş hali 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile sona ermiştir.

Sevr Antlaşması’nın Maddeleri:

Sınırlar:

  • Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’a bırakılacak
  • Ceyhan, Antep, Urfa, Mardin, Cizre kent merkezleri Suriye’ye bırakılacak
  • İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacak

Boğazlar:

  • İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak
  • Savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak
  • Boğazlar 10 ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek
  • Komisyon gerekli gördüğünde Müttefik Devletlerin donanmalarını yardıma çağırabilecek

Kürt Bölgesi:

  • İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak
  • Bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabilecek

İzmir:

  • Yaklaşık olarak bugünkü İzmir ili ile sınırlı alanda Osmanlı devleti egemenlik haklarının kullanımını 5 yıl süre ile Yunanistan’a bırakacak
  • Bu sürenin sonunda bölgenin Osmanlı veya Yunanistan’a katılması için halk oylaması yapılacak

Ermenistan:

  • Osmanlı, Ermenistan Cumhuriyetini tanıyacak
  • Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD başkanı belirleyecek

Arap ülkeleri ve Adalar:

  • Osmanlı savaşta veya daha önce kaybettiği Arap ülkeleri, Kıbrıs ve Ege adaları üzerinde hiçbir hak iddia etmeyecek

Azınlık Hakları:

  • Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek
  • Tehcir edilen gayrimüslimlerin malları iade edilecek
  • Azınlıklar her seviyede okullar ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak
  • Osmanlı’nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek

Askeri Konular:

  • Osmanlı’nın askeri kuvveti, 15.000’i jandarma olmak üzere 50.000 personelle sınırlı olacak
  • Türk donanması tasfiye edilecek
  • Marmara Bölgesinde askeri tesis bulunduramayacak
  • Askerlik gönüllü ve paralı olacak
  • Azınlıklar orduya katılabilecek
  • Ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek

Savaş Suçları:

  • Savaş döneminde katliam ve tehcir suçları işlemekle suçlananlar yargılanacak

Borçlar ve Savaş Tazminatı:

  • Osmanlı’nın mali durumundan ötürü savaş savaş tazminatı istenmeyecek
  • Türkiye’nin Almanya ve müttefiklerine olan borçları silinecek
  • Ancak Türk maliyesi müttefikler arası mali komisyonun denetimine alınacak

Kapitülasyonlar:

  • Osmanlı’nın 1914’te tek taraflı olarak feshettiği kapitülasyonlar müttefik devletler vatandaşları lehine yeniden kurulacak

Sevr Antlaşması’nın Önemli Sonuçları:

  • Sevr Antlaşması Türk milletine hayat hakkı tanımayan bir antlaşmadır.
  • Sevr Antlaşması ile Osmanlı Devleti’ne Anadolu’da küçük bir toprak parçası bırakılmış ve bağımsızlığı elinden alınmıştır.
  • Ancak Anadolu’da Milli mücadeleyi başlatmış ve başarıya ulaşmıştır.
  • Bu antlaşma Osmanlı Mebusan Meclisi’nde onaylanmadığı için hukuken geçersiz antlaşma olup hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir.

NOT: Osmanlı Devleti’nde Ayestefanos ile Sevr Antlaşmaları yürürlüğe girmemiştir.

Brest-Litowsk Antlaşması (3 Mart 1918)

  • Sovyetler Birliği ile Osmanlı Devleti’nin içinde olduğu İttifak Devletleri arasında yapıldı.
  • Bolşevik İhtilali Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği bu antlaşma ile Ukrayna, Polonya ve Baltık topraklarıyla Finlandiya’dan çıkmayı kabul etmiştir.
  • I.Dünya Savaşı’ndan ayrılarak, işgal ettiği yerleri ve daha önce aldığı Kars, Ardahan ve Batum’u Osmanlı Devleti’ne geri vermiştir.
  • Önemi:
    • Brest-Litowsk Antlaşması’nı İtilaf Devletleri onaylamadı.
    • Ruslar Kafkaslardan çekilince; Gümrü civarında, İngilizlerin desteğiyle Ermeni Devleti kuruldu.
    • Türkler antlaşmadan sonra geçici olarak Hazar’a kadar ilerlemiştir.
    • Ruslar Elviye-i Selase’de halk oylaması yapılmasını istemiştir.

SOVYETLER BİRLİĞİNİN KURULUŞU, ORTA ASYA’DAKİ TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARI

SSCB’nin Kuruluşu:

  • I.Dünya Savaşı’nın olumsuz etkilerinden dolayı halk isyan etti.
  • Petersburg’da kadın işçilerin başlattığı grev yayıldı ve askerlerin de katılmasıyla devrime dönüştü.
  • Çar II.Nikola tahtan çekildi. Duma denilen Rus meclis üyeleri yetkiyi devraldı.
  • SSCB Vladimir İlyiç Lenin’in başkanlığındaki Bolşevik Partisi’nin 1917’de Bolşevik İhtilali’nen sonra iktidarı ele geçirmesiyle kuruldu.

Lenin Dönemi:

  • Kurulan Sovyet Rusya ilk olarak 3 Mart 1918 Brest Litowsk Antlaşması’nı imzalayarak I.Dünya Savaşı’ndan çekildi.
  • Ekonomi politikası:
    • Tarım ürünlerine el koymaktan vazgeçilerek köylülere ürünlerini pazarlama özgürlüğü ile küçük esnafa ve tüccara kolaylıklar sağlandı.
    • Küçük sanayi işletmelerinin devletleştirilmesinden vazgeçildi.
    • Yabancı sermayeye çeşitli imkanlar sağlandı. Buna karşılık devlet; bankalar, büyük sanayi kuruluşları ve ulaşım üzerindeki egemenliğini koruyarak ekonominin hızla düzelmesini sağladı.

NOT: Lenin ekonominin güçlenmesi için NEP adı verilen yeni ekonomi politikasını ilan etti ve ekonomi düzelmeye başladı.

Stalin Dönemi:

- 1924’te Lenin’in ölümü ile iktidar mücadelesini kazanan Joseph Stalin olmuştur.

- Ekonomi Politikası:

  • Birinci beş yıllık kalkınma planını uygulamaya koyarak Rusya2nın kendi öz kaynaklarıyla kalkınmasını sağlamayı amaçladı.
  • Tarım devrimini gerçekleştirmek için köylülerin küçük topraklarını makinelerle donatılmış büyük çiftlikler şeklinde birleştirerek “kollektifleştirme” politikası izledi.
  • Zorunlu kollektifleştirme sırasında izlenen sert politikalar 4 milyon civarında köylünün ölümüne ve tarımsal üretimde düşüşe neden oldu.
  • Ağır sanayide hızlı bir ilerleme görüldü.
  • Eski fabrikalar modernleştirildi. Özellikle traktör imalatı ve demir-çelik alanlarında yeni fabrikalar kuruldu.
  • 1950’den sonra Sibirya’daki petrol, gaz ve maden rezervleri işletilmeye başlandı.

Sovyetlerin Orta Asya Politikası:

  • Altın Orda Devleti’nin yıkılmasının ardından Kazan, Kırım, Ejderhan, Kasım ve Sibir Hanlıkları kurulmuştur.
  • Rus Çarlığı Dönemi, XVI. yüzyılda IV.İvan Dönemi’nde Kazan Hanlığı işgal edilmiş ve XVII.yüzyılda bölgenin Osmanlı Devleti’ne bağlı tüm hanlıkları Rus Çarlığı hakimiyetine girmiştir.
  • XIX.yüzyılda Uygur Türklerinin yaşadığı Doğu Türkistan haricindeki Türk ülkelerinin hepsi işgal edilmiştir.
  • XX.yüzyılda çarlık yönetiminin baskıcı yönetimine karşı harekete geçilmiş, 1905’te Yusuf Akçura ve İsmail Gaspıralı’nın çalışmalarıyla “Rusya Müslümanları I. Kongresi ” toplanmıştır.
  • 1906’da Müslüman Birliği Partisi kurulmuş ve Duma’ya temsilciler gönderilmiştir.
  • Türk isteklerinin kabul edilmemesi üzerine 1916’da Milli İstiklal Ayaklanması başlamıştır.

  • 1917’de bağımsız olan devletler şunlardır:
    • İdil-Ural Devleti
    • Alaş OrdaÖzerk Cumhuriyeti
    • Özerk Türkistan Devleti
    • Başkurdistan Sovyet Cumhuriyeti
    • Harezm Halk Cumhuriyeti
    • Türkistan Cumhuriyeti
    • Kırgız Cumhuriyeti
    • Sovyetler bu amaçlara ulaşmak için Orta Asya’da; devlet otoritesini güçlü tutma, bölgeyi ekonomik bakımdan dışarıya bağımlı hale getirme, kültürel ve ideolojik baskı uygulama gibi yöntemlere başvurmuştur.
    • Sovyetler, Türkistan bölgesinde “Sovyet Milletleri” anlayışı çerçevesinde suni sınırlar meydana getirerek çok sayıda devlet meydana getirmiş ve Türkistan’ı parçalamaya çalışmıştır.

  • Sovyetler amaçlarını gerçekleştirmek için;
    • Bölgeyi dünyanın diğer bölgelerinden özellikle Türk ve Müslüman bölgelerinden tecrit etmeye çalıştı.
    • Ekonomik kalkınmayı sağlamak iddiasıyla, yüzbinlerce Türk, işçi sıfatıyla Azerbaycan ve Türkistan’dan alınıp Sovyetlerin diğer bölgelerine yerleştirilirken buralara Rus ve Rus olmayan başka milletleri yerleştirdiler.
    • Orta Asta Türk kültürü ve tarihine ait izleri silmek istedi.
    • Bölge halklarının farklı alfabeler kullanması sağlayarak birbirleriyle anlaşmasını engellemek istedi.
    • SSCB Dönemi’nde Türk illeri ele geçirildikten sonra Rus harita ve kitaplarında “Türkistan” isminin kullanımı yasaklandı.
    • Türkistan beş ayrı cumhuriyete bölündü.
    • Özbek, Kazak, Kırgız veTürkmenlerin zorla Türkleştirildikleri ileri sürüldü. Buna bağlı olarak da bu milletlerin dillerinden, kendine has tarihlerinden ve edebiyatlarından sistemli bir şekilde bahsedildi.
    • Bölgede Rus okulları açılarak Türklerin kültür ve dillerini değiştirmeyi amaçladı.
    • İslam kültürü ve kurumlarını ortadan kaldırma gibi uygulamalara başvurmuşlardır.
    • Din adamı yetiştiren okul ve medreseleri kapatıp ileri gelen Müslüman din adamlarını hapis ve sürgün ettiler.
    • Edebiyatta milli ruhu konu alan eserler yasak edildi.

NOT:

1- 1924’te Arap alfabesinden Latin alfabesine geçerken 1928’de Türkiye’nin Latin alfabesini kabul etmesi üzerine Türkler için “Rus Kiril” harfleriyle karışık bir Latin harf sistemine geçiş yaptılar.

2- 1936’da Batı Türkistan’da SSCB’ye bağlı Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan cumhuriyetleri kuruldu. Bu cumhuriyetlerin milli bir askeri güce sahip olma hakları kaldırıldı.

3- II.Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler, savaş sırasında değişik Türk ve Müslüman topluluklarını, düşmanla işbirliği yapmakla suçladılar. Bunun sonucunda Kırım Türklerini ve Kafkasya’da yaşayan Karaçay, Balkar, Ahıska, Çeçen ve İnguş Türklerini, Orta Asya ve Sibirya’ya sürdüler.

Basmacı Hareketi:

  • 1918’den itibaren Türkistan’nın bağımsızlığı için ortaya çıkan milli ayaklanmalara ve mücadeleye Basmacı hareketi denir.
  • Bolşevik İdaresi bu mücadeleye katılanların daha önce “çete ve basmacılık” faaliyetlerine katıldığını öne sürerek bu milli mücadeleye “basmacılık” demişlerdir.
  • Basmacı hareketlerinin gayesi, “Türkistan Türkistanlılarındır” sloganında ifadesini bulan, Türkistan’ı Ruslar’dan kurtararak istiklaline kavuşturmaktı.
  • Basmacı hareketi 1918 yılında Korbaşı Ergaş’ın liderliğinde Hokand şehrinde başladı ve kısa zamanda tüm Türkistan’a yayılmıştır.
  • 1921’e kadar Türkistan’da geçici hükümetler kurulmuş ancak başarı sağlanamamıştır. Enver Paşa’nın 8 Kasım 1921’de Türkistan’a gelip başa geçmesiyle daha da şiddetlenmiştir.
  • Enver Paşa’nın Türkistan’daki milli mücadelelerin başkumandanı olmasından sonra Ruslar önemli kayıplar verdiler ve 1922’de barış istemek zorunda kaldılar.
  • Fakat Enver Paşa “Barış antlaşmasının ancak Türkistan topraklarındaki Sovyet askerlerinin çekilmesinden sonra söz konusu olabileceğini belirterek” bu teklifi reddetti.
  • Bu sıralarda Semerkant şehrinde Türkistan Türk Müstakil İslam Cumhuriyeti kurulmuştur.
  • 1922’de başlayan Sovyet genel saldırısında Enver Paşa’nın şehit edilmesi üzerine mücadele zayıflamıştır.
  • 1924’te başlayan Basmacı Hareketi’nin ikinci devresinde mücahitler silah buldukça mücadeleye devam ettiler. Bu mücadeleler de 1935’e kadar sürdü ve bu tarihte Ruslar basmacılık hareketine kesin olarak son verdiler.

Basmacılık Hareketi Neden Başarıya Ulaşamamıştır?

  • Korbaşı denen Türkistanlı liderlerin kendi aralarında düzenli bir birlik ve merkezi bir kumandanlık kuramamaları
  • Savaşlarda tank, uçak, top ve zehirli gaz gibi silahlar kullanan Ruslara karşı mücahitlerin makineli tüfeklerinin bile olmayışı
  • Dışarıdan yardım alamamaları başarılı olamamalarında etkili olmuştur.

ORTA DOĞU’DA MANDA YÖNETİMLERİNİN KURULMASI

  • Avrupa’yı 1890’lardan itibaren sömürgeciliğe iten faktör tamamen ekonomiktir.
  • 1870’lerden sonra endüstrinin gelişmesi başlıca ekonomik faktör olarak görülmektedir.
  • Endüstrinin gelişmesi orta bir takım önemli problemler çıkartmıştır.
  • Endüstri geliştikçe üretim artmıştır, üretim arttıkça endüstri ülkelerinin kendi nüfusları bu üretimi tüketemez olmuştur.
  • Bu üretim fazlasını dağıtacak alanlar aramaya başlamışlardır.
  • Öte yandan da endüstrinin hammadde problemi ortaya çıkmıştır. Avrupa’nın sınırlı hammadde kaynağı karşısında yeni hammadde kaynağı bulma zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
  • Petrol üretimi de yeni mücadelelere yol açmıştır.
  • XIX.yüzyılın başlarının en önemli vasıtalarından biri demiryoludur. Demir yolları Asya, Afrika ve Uzak Doğu’ya ulaşımda kullanılmıştır.

ORTA DOĞU

  • İngiltere Şerif Hüseyin’e bir Arap İmparatorluğu veya bir Arap Devletleri Federasyonu kurmayı vaat etmek suretiyle arapların bağımsızlık duygularını kışkırtmıştı.
  • Dünya savaşında İngiltere, Fransa, Rusya 1916 Sykes- Picot Antlaşması ile Orta Doğu’yu paylaşmışlardır.
  • ABD Başkanı Wilson, gizli antlaşmaları tanımayacağını belirtince olayların bu baskısı karşısında İngiltere ile Fransa 7 Kasım 1918’de Orta Doğu hakkında bir bildirge yayınladırlar.
  • Orta Doğu memleketlerinde kendi halkları kendi serbest seçimlerine dayanan milli hükümet ve idareler kuracaklarını bildirdiler.

BİLGİ NOTU: Hicaz kralı Hüseyin oğlu Faysal Paris Barış Konferansı’nda Arap bağımsızlığını hararetle savunmuş olmasına rağmen İngiltere ve Fransa Hüseyin’in Suriye üzerindeki monarşisini tanımakla beraber Arap memleketlerinde manda rejiminin kurulmasına karar verdiler.

SAN REMO KONFERANSI (18-26 NİSAN 1920)

  • Dünya savaşından sonra Osmanlı topraklarının paylaşılması ve Osmanlı ile yapılacak olan Sevr Barış Antlaşması’nın şartlarını hazırlamak için İtalya’nın San Remo şehrinde toplanan milletler arası konferanstı.
  • İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan ve Belçika temsilcilerinin katıldığı konferansta Osmanlıyı tasfiye ve petrol meselerini çözümlemek amacıyla toplanmışlardır.
  • San Remo Konferansı’nda;
    • Osmanlı Devleti’nin Asya ve Kuzey Afrika’da bulunan Arap toprakları üzerindeki bütün haklardan vazgeçmesi
    • Bağımsız bir Ermenistan ile özerk bir Kürdistan’ın kurulması
    • Suriye ve Lübnan’ın Fransa’ya bırakılması
    • Irak ile Filistin’in İngiltere’nin mandasına girmesi kararlaştırıldı.

IRAK

  • I.Dünya Savaşı’nı bu bölgede sona erdiren Mondros Mütakeresi imzalandığında, Irak-Musul hariç- İngiliz işgali altına girmiş bulunuyordu.
  • San Remo Konferansı ile Musul dahil Irak’ın İngiliz mandasına girmesi kabule dilmiştir.
  • Buna karşılık İngiltere, Musul petrollerinden Fransa’ya pay vermeyi, bu devlet de Suriye’den petrol boru hattının geçmesni kabul etti. Böylece Irak üzerinde iki devletin çıkarları birleşmiş oldu.
  • İngiltere Irak’a tam olarak egemen olmak için Hicaz kralı Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı krallığa getirerek, bu ülkede feodal sistemi devam ettirmeye çalıştı.
  • Ancak Irak’ta feodal bir yönetim sürdürmek isteyen İngiltere’nin bu amacı milliyetçiler tarafından tepkiyle karşılanınca bu tutumundan vazgeçerek 1922’de Irakla bir antlaşma imzalamıştır.
  • Bu antlaşma İngiltere’ye Irak’ın iç ve dış işlerinin idaresinde geniş yetkiler vermekteydi. Ancak Irak milliyetçilerinin baskısını hafifletmeyince 14 Aralık 1927’de, Irak üzerindeki kontrolü biraz daha gevşeten ikinci bir antlaşma yaptı.

  • Nihayet 30 Haziran 1930 Antlaşması ile Irak’a tam bağımsızlık verdi.
  • Buna antlaşmaya göre;
    • İngiltere ile Irak dış politikada birbirine daima danışacaklar
    • Bir saldırı halinde İngiltere Irak’a yardım edecek ve Irak ordusunu yetiştirecekti.

  • Ayrıca İngiltere, çıkarlarını korumak için Irak’taki bazı askeri üslerini koruyacaktı. Böyleve İngiltere, dolaylı yollardan yine Irak üzerideki egemenliğini sürdürdü.
  • 1938’de yönetime İngiliz yanlısı Başbakan Nuri Sait Paşa’nın geçmesiyle, İngiltere bölgedeki etkisini II.Dünya Savaşı öncesi sürdürdü.

SURİYE VE LÜBNAN

  • San Remo Konferansı’nda Filistin’in Suriye’den ayrılması ve Suriye ve Lübnan’ın Fransız mandasına verilmesi kabul edilmiştir.
  • 1920’de Fransız mandası altında “Suriye Krallığı” kurulmuş, başına Kral Faysal getirilmiştir.
  • Fransa, mandası altındaki yerlerde Arap birliğini parçalamak için, Fransa’ya tarihi bağlarla bağlı bulunan Lübnan’ı, topraklarını Osmanlı İmparatorluğu dönemindekinin iki misline çıkartarak Suriye’den ayırdı.
  • Geri kalan Suriye topraklarını da eyaletlere ayırarak bir federal düzen kurdu. Bu da, Araplar arasında Fransa’ya karşı duyulan öfkeyi, daha çok arttırdı.
  • Mayıs 1926’da Lübnan’a ve Mayıs 1930’da da Suriye’ye görünüşte bağımsızlık vererek, buralarda cumhuriyeti ilan etti.
  • Ancak her iki ülkenin de anayasasında, Fransız mandasını sürdüren geniş yetkiler vardı.
  • Ancak Faşizmin iktidara geldiği İtalya’nın Akdeniz’deki tehdidi artınca Fransa 1936 Eylülünde Suriye ve 1936 Kasımında da Lübnan ile ittifak antlaşmaları yaparak her iki memleketten çekilmeyi kabul etti.

FİLİSTİN

  • Yahudiler de, I.Dünya Savaşı’ndan itibaren büyük kitleler halinde Filistin’e göçe başladılar.
  • İngiltere San Remo Konferansı’ndan sonra Filistin’in Suriye’den ayırarak manda altına almıştır.
  • Savaştan sonra, Milletler Cemiyeti’nin 24 Temmuz 1922’de aldığı kararlarla Filistin’in İngiliz manda yönetimi altına verilmesi ve bu devletin göz yumması üzerine, bu göç daha da hızlandı.
  • Araplar ile Yahudiler arasında, 1921 yılından itibaren çarpışmalar başladı. Bütün bunlara rağmen İngiltere, Arapların itirazlarını dinlemedi.
  • Amerika Birleşik Devletleri de, 1924’te İngiltere ile yaptığı özel bir sözleşmeyle bunu uygun buldu.
  • 1929, 1933, 1937 ve 1939 yıllarında Araplar ile Yahudiler arasında şiddetli çarpışmalar oldu.
  • Filistin’in iki taraf arasında bölünmesi düşüncesi ortaya atıldı. Fakat bundan bir sonuç alınamadı. Ancak bu dönemde Filistin’e Yahudi göçü devam ett.
  • Bunun sonucunda da, 1939 yılı sonlarında Filistin’in toplam 1.435.145 olan nüfusu içinde 883.293 Müslümana karşılık Yahudi nüfusu 463.535’e ulaştı.
  • Mayıs 1939’da ise İngiltere yayınladığı bir planda, on yıl içinde Filistin’e bağımsızlık vereceğini bildirdi ve buraya Yahudi göçünü sınırlandırdı.
  • Ancak bu uygulama Araplar ile Yahudileri memnun etmedi. Filistin’deki anlaşmazlık bu haliyle II.Dünya Savaşı’na kadar geldi.

BİLGİ NOTU: Balfour Deklarasyonu’ndan sonra İngiltere’nin bölgede Yahudi Devleti’nin kurulmasını destekleyen tutum izlemesi günümüze kadar süren Filistin Sorunu’nu ortaya çıkarmıştır.

MISIR

  • İngiltere, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ve I.Dünya Savaşı sırasında Mısır üzerinde hakimiyet kurma çabası Mısır milliyetçilerinin muhalefetiyle karşılaşmıştır.
  • Saig Zaglül’ün 1919 başlarında kurduğu Vafd Partisi bütün memlekette ayaklanma ve gösterilere başvurarak, İngiltere’ye karşı milliyetçi hareketin öncülüğünü ele almıştır.
  • Ancak Zaglül ve diğer ayaklanma liderlerinin sürgüne gönderilmesi İngiltere’ye bir yarar sağlamayınca 28 Şubar 1922’de yayınladığı bir deklorasyonla, Mısır’ın bağımsızlığını ilan etti.
  • İngiltere Mısır’ın bağımsızlığını ilan etmekle beraber, Mısır’ın Süveyş Kanalı’nın ve Mısır’daki yabancıların haklarının savunmasını üzerine alıyor ve Sudan üzerindeki kontrolünü elinde tutuyordu.

ARABİSTAN

  • 19.yüzyılda Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan Vahhabi mezhebine bağlı olan Suud’lar I.Dünya Savaşı’ndan sonra Mekke şerifi Hüseyin ve oğlu Ali ile mücadele ederek Arabistan’a egemen olmuşlardır.
  • Abdülaziz İbni Suud, 1926 Ocak ayında kendisini “Hicaz Kralı” ilan etti.
  • 1932’de bütün topraklar üzerindeki Suud egemenliği Suudi Arabistan Krallığı adını aldı.
  • Suudi Arabistan 1933 ve 1936 da Amerikan petrol şirketi Aramco’ya petrol imtiyazları vermiştir, Birleşik Amerika’nın Orta Doğu’ya girmesi bu şekilde olmuştur.
  • Yemen ise Osmanlı Devleti’nin yıkılmasından sonra fiilen bağımsız olmuştur.

İRAN

  • 1907 Anlaşması ile İran, İngiltere ile Rusya arasında nüfuz bölgelerine paylaşılmıştı.
  • Çarlık Rusya’nın yıkılmasından sonra İngiltere tek başına İran üzerinde nüfuz kurma yoluna gitti ve İran’la 9 Ağustos 1919’da bir antlaşma imzaladı.
  • Bu antlaşma ile;
    • İngiltere, İran’ın idare ve askeri teşkilatını düzenleme görevini üzerine alıyordu.
    • Ayrıca İran’a teknik ve mali konularda yardım vaat ediyordu.

  • Ancak 1925’te Kaçar ailesinin egemenliğine son veren Ahmet Rıza Pehlevi kendisini Han ilan etti.
  • Bundan sonra Rıza Şah geniş ve köklü reformlar yaparak memleketi Batılılaştırma politikası izlemiş, din adamlarının etkisini kıramamakla beraber eğitimde ve askeri alanda önemli reformlar yapmış ve kapitülasyonlara son vermiştir.

NOT: Kendisine Türkiye’yi örnek alan Rıza Şah, Atatürk ve Türkiye ile yakın ve samimi münasebetler kurdu.

  • 1932 yılında Abadan petrolleri yüzünden İngiltere ile İran’ın arası açıldı.
  • Ancak 1933’te yapılan bir anlaşmayla İran’ın İngilizlerin çıkardığı petrolden alacağı pay çoğaltıldı.
  • Bu tarihten itibaren de İran Almanya’ya doğru kaymaya başladı.

ÜRDÜN

  • Ürdün, İngiltere’nin böl ve yönet prensibine göre, Milletler Cemiyeti’nin kararıyla 1922’de kurulan ve İngiltere’nin mandası altına verilen bir devletti.
  • Buradaki manda yönetimi, doğrudan doğruya Filistin’deki İngiliz komiserine bağlıydı.
  • Başına da Hicaz Kralı Şerif Hüseyin’in diğer oğlu Abdullah getirilmişti.
  • İngiliz yardım ve desteği ile ayakta durabilen Ürdün ile İngiltere arasında, 1928’de bir anlaşma yapılarak, bu devletin statüsü çizildi.
  • Ürdün, 1948’de bağımsızlığını kazanmıştır.

İTALYA VE ORTA DOĞU

  • İtalya, 1912 yılında Libya’yı geçici olarak da on iki adayı ele geçirerek, Doğu Akdeniz’e sokulmuştu.
  • I.Dünya savaşından sonra galip gelen devletler arasında katıldığı 1919 Paris Barış Konferansından, İngiltere ve Fransa’nın oyununa gelerek, istediği kazançları sağlayamadı. Bu İtalyanlar arasında tepkilere yol açtı.
  • Bununla birlikte İtalya, savaştan sonra On iki Ada’ya sürekli olarak yerleşti ve Anadolu’da payına düşen yerleri işgal etti. Ancak Anadolu’da tutunamadı ve buradaki iddialarından vazgeçmek zorunda kaldı.
  • İtalya, 1922’de Mussolini’nin iktidara gelemsinden ve Faşist yönetimi kurmasından sonra yeniden sömürgecilik politikasına ağırlık vermeye başladı.
  • Dış politikasını; özellikle Mussolini’nin “ Bizim Deniz” dediği Akdeniz’de yayılma ve genişlemeye dayattı. Bu amaçla da Doğu Akdeniz ve yeniden Anadolu üzerinde iddialarda bulunmaya başladı.
  • Ancak, diğer sömürgeci devletler Orta Doğu’yu daha önce aralarında paylaşmışlardı. Bu nedenle İtalya, bölgede giriştiği, örnek olarak Süveyş’te söz sahibi olmak gibi hareketlerden bir sonuç alamadı.
  • Bunun üzerine de, Kızıldeniz çevresinde girişimlerde bulunmaya başladı.
  • 1935 yılında, henüz sömürgecilerin eli değmemiş ve doğal zenginlikleri bol olan Habeşistan’a yerleşmekle, Nil nehrinin kaynaklarına sahip olduğundan, Mısır için de tehlike olmaya başladı.
  • Diğer yandan İngiliz ve Fransız sömürgeciliğine karşı, Araplara her çeşit yardımı yaparak ve onları destekleyerek, Orta Doğu’da etki sahibi olmaya çalıştı. Böylece Doğu Akdeniz’e sokulmaya başladı.
  • Bunlar da, özellikle 1935’ten sonra İtalya ile İngiltere ve Fransa arasındaki ilişkilerin gittikçe bozulmasına neden oldu.

ALMANYA VE ORTA DOĞU

  • I.Dünya savaşından yenik olarak çıkan Almanya, savaş öncesinde ele geçirdiği sömürge ve nüfuz bölgelerinin bütününü galip devletlere terk etmişti.
  • Böylece aynı zamanda Orta Doğu’daki çıkarlarını ve etkisini de kaybetmişti.
  • Almanya, 1933’te Hitler ile Nazi Partisi’nin iktidara gelmesinden ve güçlenmeye başlamasından sonra, dış politikada yeniden atılımlara girişti.
  • “Hayat Alanı” politikasıyla Nazi emperyalizmi başladı. Almanya, savaş sırasında ve sonrasında kaybettiği sömürge ve toprakları yeniden elde etmeye çalıştı.
  • Ancak, dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Orta Doğu da, İngiltere, Fransa, İtalya’nın etkisi veya egemenliği altındaydı.
  • Bu nedenle Almanya, bu bölgedeki İngiliz ve Fransızlara karşı olanları destekleyerek, Orta Doğu’da hem onları zayıflatmak, hem de kendi nüfuzunu yerleştirmek çalışmalarına girişti.
  • Bölgede Türkiye de dahil olmak üzere, ekonomik üstünlük kurmak yolunu tuttu.

SOVYET RUSYA VE ORTA DOĞU

  • Sovyet Rusya, 1917 İhtilali’nden ve özellikle 1920’den itibaren, çevresini saran Batılıların çemberini yıkmayı ve iç sorunlarını çözümlemeyi esas alan bir politika izlemeye başlamıştı.
  • Bu nedenle de komşularıyla iyi ilişkiler kurmak yolunu tutmuş ve Orta Doğu’da da aktif bir politika güdememişti.
  • Ancak Sovyet Rusya, 1933’ten itibaren, Orta Doğu bölgesinde nüfuz sağlayabilmek için çalışmalara başlamış, fakat bundan kesin bir sonuç alamamıştır.
  • Özellikle, Avrupa’da gittikçe büyüyen Alman tehlikesine karşı, İngiltere ve Fransa ile işbirliğine doğru kayması, onun Orta Doğu’da aktif bir politika izlemesini önlemiştir.

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ VE ORTA DOĞU

  • ABD’nin Orta Doğu’ya verdiği önemin nedenlerini ve bölgenin durumunu Başkan Truman, o günlerde şöyle açıklamaktaydı: “Bu bölgedeki ulusların hiçbiri ne yalnız, ne de beraberce, kendilerine yöneltilecek bir saldırıya karşı koyabilecek kadar güçlüdür.
  • Böyle olunca da Yakın ve Orta Doğu’nun bu bölgenin dışındaki büyük devletler arasında bir rekabet alanı olacağını ve bu rekabetin birden bire bir çatışmaya yol açabileceğini kestirmek güç değildir.”
  • Bu nedenlerden dolayı Amerika, bölgede bir denge kurarak, hem bir çatışmayı önlemek, hem de bir dünya devleti olarak buralardaki çıkarlarını koruyacak bir politika gütmeye başlamıştır.

UZAK DOĞU’DA YENİ BİR GÜÇ : JAPONYA

  • Japonya, çok sayıda adadan oluşan dağlık, verimsiz yerlerden meydana gelmekteydi.
  • Stratejik bir özelliği de yoktu. Dolayısıyla Japonya, yüzyıllar boyu hiç bir dış temas olmadan içe kapalı yaşadı.
  • Japonta toprak beylerinin ve aristokrat bir savaşçı kastın (samurai) oluşturduğu dağınık düzenleri vardı. Merkezileşemeyen bir feodal oligarşi tarafından yönetildi.
  • 19.yüzyıla kadar derebeylik hakim olmuştur. “Şogun” adı verilen ordu komutanı bu derebeylerin en güçlüsünden seçilirdi.
  • Asıl güç Şogun’un elinde olup imparator sembolikti.
  • Batılı devletler ticari antlaşmalar için Japonya’yı zorlayınca 1954’te ticari antlaşmalar yapıldı.
  • Ancak bu açılımlar ülkede tepkiyle karşılaşınca Şogun’ların ülke yönetimindeki etkisi azaldı.
  • 1967’de başa geçen İmparator Mutsihito Batı tarzı yenilikler yaparak (Meiji Restarasyonu) yeni bir dönem başlattı.

Meiji Restorasyonu ( Aydın Hükümet ) – (1868-1912)

  • Mutsihito tahta geçtikten sonra Japonya’yı Batı’ya açacak köklü ve kalıcı reform süreci başlamıştır. Bu yüzden bu döneme Meiji Restorasyonu denir.
  • Bu dönemdeki önemli gelişmeler;
    • Takvim değiştirildi. Giyinme şekli batı tipine göre düzenlendi.
    • Avrupa’nınkine benzer bir bankacılık sistemi getirildi.
    • Bilhassa İngiltere ile yaptıkları mal ithalatı antlaşmalarına bazı stratejik maddeler koydurdular. Örneğin; belli bir miktar dış alım için, belli sayıda Japon vatandaşına İngiltere’de eğitim verilmesini istediler.
    • Çağdaş bir düzenli ordu kurulmuş, subaylar eğitim için Batılı ordu ve donanma akademilerine gönderilmiştir.
    • 1873’te mecburi askerlik sistemi kabul edildi.
    • 1872’de çıkarılan bir kanunla kadın ve erkek her Japon için ilköğretim zorunlu oldu.
    • 1871’de ilk gazete yayımlandı.
    • 1871’de “Daymiyo” yani Şogun denen derebeylik sistemine son verilerek ülke çağdaş bir şekilde idari bakımdan organize edildi.
    • 1870’de ilk demiryolu yapımına başlanmış iken, yirmi yıl sonra 1890’da demiryollarının uzunluğu 7200km idi.
    • 1868-1898 arasındaki otuz yıllık devrede 2190 fabrika yapıldı.
    • Yeni Anayasa, Almanya devlet yapısı ve Fransa Anayasasına göre uyarlanmış 1889’da ilan edilmiştir.
    • Ağır sanayi, demir-çelik ve gemi yapımcılığı geliştirilirken tekstil sanayii de çağdaş seviyeye getirildi.
    • Kast düzeni kaldırılmış, toprak ve vergi düzeltimi gerçekleştirilmiştir.
    • Millet Meclisi, siyasal partiler ve Danışmanlar Kurulu oluşturulmuştur.
    • Devlet Japon girişimcilerle ortak çalışarak ihracatçılara, sanayicilere ve deniz taşımacılığına her türlü desteği sağladı.
    • Şintoculuk dini yaygınlaştırılmaya Budacılık bastırılmaya çalışılmıştır.

Çin-Japon Savaşı (1894-1895)

Nedenleri:

  • Sömürgeci Japonya’nın Kore’nin yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarını ele geçirmek istemesi
  • Japonya’nın Asya’ya geçişte Mançurya ve Çin’e yapacağı girişimler için Kore’yi bir atlama noktası olarak görmesi
  • Japonya’nın güvenliği açısından Asya kıtasının kendi adalarına bakan kıyılarını ele geçirmek istemesi
    • Bu nedenlerden dolayı Japonya, 1873’ten itibaren Kore ile ilgilenmeye başladı. Bunun üzerine 1894’te Çin, Japonya’ya savaş açtı.
    • Japonya Çin’e karşı üstünlük sağladı.
    • Çin, ABD’nin aracılığıyla 1895’te Japonya ile Shimonoseki Antlaşmasını yaptı. Buna göre;

- Çin ve Japonya, Kore’nin bağımsızlığını kabul edecekti.

  • Bu savaş ve antlaşma sonucunda Japonya, Asya’ya ayak basmış ve dünyaya gücünü göstermiş oldu.

Japon- Rus Savaşı (1904-1905)

Nedenleri:

  • Rusya’nın Uzak Doğu’da yayılmacı bir siyaset izlemesi ve Japonya’nın Rusya’yı bu politikasından vazgeçirmek istemesi
  • Rusya ile Japonya’nın Kore ve Mançurya üzerinde nüfuz kurmak istemeleri
    • Rusya, Çin’deki Boxer Ayaklanması sırasında Mançurya’yı işgal etti ve buradan askerini çekmedi.
    • Japonya bu duruma tepki gösterdi. Japonya, Rusya’yı Mançurya’dan diplomatik yollarla çıkartmaya çalıştı.
    • Sonuç alamayınca da İngiltere ittifak antlaşması yaptı ve Japonlar, 1904’te Rusya’ya savaş açtı.
    • Rusya karada ve denizde yenilgiler sonucunda Japonya ile barış yaptı. ABD Başkanı Theodore Roosevelt’in aracılığı ile Japonya ile Rusya arasında 5 Eylül 1905’te Porstmouth Antlaşması imzalandı. Buna göre;
      • Rusya, Mançurya, Kore ve Kuzeydoğu Çin’deki etkisini kaybederek buralarda Japonya söz sahibi oldu.
      • Japonya bu antlaşmadan sonra 1910’da Kore’yi ülkesine kattı.

Sonuçları:

  • Japonya’nın bu savaşta büyük bir Avrupa Devleti olan Rusya’yı yenmesi, Uzak Doğu’da yeni bir güç olarak ortaya çıktığını gösterdi ve dünya politika alanına büyük devlet olarak katılmasını sağladı.
  • Japonlar “Güçlü ordu, zengin ülke” sloganını geliştirdiler.
  • Rusya, Japonya’nın Kore ve Mançurya üzerindeki haklarını kabul etti.
  • Rusya, bu savaşın sonucunda Uzakdoğu ve Güney Asya’da genişleme girişimlerini durdurdu ve dikkatini Balkanlara ve Türk boğazlarına çevirdi.
  • Osmanlı Devleti’ne karşı İngiltere ile ittifak yaptı ve İtilaf Devletleri grubunda yer aldı.
  • Japonya’nın Uzak Doğu Asya’da yeni bir güç olarak ortaya çıkması İngiltere ve ABD’nin bu ülkeyle ilişkilerine belirleyici bir etki yapmış, Japonya’yla ilişkilerini güçlendirmeye özen göstermelerine yol açmıştır.
  • Bu durumun etkisiyle Japonya yabancı devletlere verdiği kapitülasyonları kaldırma fırsatı bulmuştur.
  • Aynı zamanda I.Dünya Savaşı’nda bu durumdan yararlanarak Alman sömürgelerini ele geçirmeyi başarmıştır.
  • Japonya’nın Uzakdoğu’da güçlenmesi, Asya’da Avrupa devletleriyle, okyanusta ise ABD ile çıkar çatışmalarına girmesine neden oldu.

1929 DÜNYA EKONOMİK BUHRANI

1929 yılında Amerika’da başlayan ve tüm dünyayı etkileyen uluslararası ekonomik durgunluk ve krize denir.

Krizin Sebepleri:

  • Amerikan ekonomisinin büyük bölümünün tröst tekellere dayanması
  • Bankacılık sisteminin kötü yapılandırılmış olması, şirket ve bankalarda yeterli denetimin yapılmaması
  • Başkan Hoover yönetiminin tecrübesiz olmasından dolayı krize zamanında ve etkili şekilde müdahele edememesi
  • Amerika ise 1924-1929 yılları arasında bir stabilizasyon devresi geçirmesi
  • Amerika’nın o dönemde dünyanın en önemli kredi veren ülke durumunda bulunması ve I.Dünya Savaşı’nda verdiği kredileri geri alamaması
  • Otomobil, yapı, elektrik gibi endüstriler gelişmeye başladı. Endüstri talebinin fazlalığı borsanın yapay olarak yükselmesine neden oldu.

Krizin Gelişmesi:

Florida Gayrimenkul Spekülasyonu:

  • Floridalılar bölgede kış şartlarının kuzeydeki eyaletlere göre daha iyi olmasına, taşımacılık problemlerinin çözülmüş olmasına dayanarak Florida’daki gayrimenkullerin değer kazanacağını düşündüler.
  • Halkın büyük çoğunluğu bu inançla gayrimenkule yatırım yaptı.
  • Ancak 1928 yılının 18 Eylül’ünde hiç hesapta olmayan bir tropik kasırga 400 insanın ölümüne, binlerce evin hasar görmesine ve tonlarca deniz suyunun yatları parçalayıp sokaklara taşmasına neden oldu.
  • Satın alınmış olan gayrimenkuller satılmaya çalışıldı ancak değerinin ço altınabile satılamadı. Bu durum bir spekülatif balonun patlayışıydı.

Kara Perşembe:

  • New York borsası 1928 yılının başından 29 yılı Ekim ayının başına kadar olan süreçte gittikçe yükseliyor ve yüksek fiyat/kazanç oranı getiriyordu.
  • Ancak 3 Ekim 1929 tarihine gelindiğinde, yukarıda sayılan sebepler doğrultusunda borsanın ilerlemesi durmuş hatta birkaç büyük holdingin hisse senetleri düşmüştü.
  • Bu düşüş 21 Ekim günü yabancı yatırımcıların hisse senetlerini ellerinden çıkarmalarıyla hızlandı.
  • “Kara Perşembe” olarak anılan 24 Ekim 1929 Perşembe günü borsa dibe vurdu.

New York Borsası’nın çökmesinin sonuçları:

  • 4000 kadar bankanın batmasına, birçok insanın mal varlığını kaybetmesine sebep oldu.
  • Amerika’da 4,2 milyar dolar yok oldu.
  • Çok sayıda banka batmış, binlerce insanın mal varlığı yok oldu.
  • Ekonomik kriz dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına neden oldu.
  • Bu insanlar, açlığa sürüklendi, sebze ve meyve yetiştirip satarak yaşamaya çalıştılar.
  • Piyasadaki para bir anda yok olduğu için insanlar ihtiyaçlarını takas yoluyla karşılamaya çalıştılar.
  • Maddi varlıklarıyla beraber sosyal konumlarını ve ruh sağlıklarını da kaybettiler.

Krizin Sonuçları


6541
0
0

Hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
yorum yap