İşlem Yapılıyor

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ

BLOKLARIN KURULMASI

  • II.Dünya Savaşı’ndan İngiltere ve Fransa’nın yıpranması ve SSCB ile ABD’nin süper güç olarak çıkması Soğuk Savaş sürecini başlatmıştır.
  • II.Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ile SSCB arasında Küba krizine kadar sürekli bu olaydan SSCB’nin dağılmasına kadar dönem dönem görülen gerginlik ve sınırlı çatışmaya Soğuk Savaş denir.
  • Soğuk savaş özellikle siyasi, psikolojik, ekonomik, bilimsel ve teknoloji alanlarda görülmüştür.

NOT: Soğuk savaş deyimi ilk kez 1947 ‘de ABD’li Bernand Baruch tarafından kullanılmıştır.

  • II.Dünya savaşından sonra Orta Doğu ve Güneydoğu Avrupa’da SSCB’nin etkisi artmaya başlamış ve bu bölgedeki ülkeleri bir ölçüde kendi bünyesinde toplamıştır.
  • Bundan korkan ABD ve İngiltere,Batı Avrupa’da ve başka yerlerde Sovyet yanlısı komünist partilerin iktidara gelmemesi için çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır.
  • Bu gelişmeler iki taraf arasında NATO ve Varşova Paktı gibi karşılıklı ittifakların ortaya çıkmasına ve gerginliğin giderek tırmanmasına yol açmıştır.

NOT: 1947’de komünist rejim altında bulunan ülkeler, Moskova’dan yönetilen bir blok haline gelmişti. Bu bloklaşmaya Winston Churchill’in kullandığı deyimle Demir Perde denilmekteydi.

  • Kore ve Vietnam savaşları, Berlin sorunu, 1956-59 yılları arasında Orta Doğu’daki çekişme, U-2 casus uçağı olayı, Küba krizi gibi olaylar Soğuk Savaş’ın bunalımlı süreçlerini oluşturmuştur.
  • Ancak Küba krizi Soğuk Savaş için bir dönüm noktası oluşturmuş, nükleer savaş tehlikesinin ne kadar yakın olduğunu ortaya koymuştur.

II.Dünya Savaşı’ndan Sonra Dünya Siyasetini Şekillendiren Gelişmeler

  • Bu dönemde uluslararası siyaseti şekillendiren dört önemli gelişme yaşanmıştır:

1- Geleneksel güç dengesinin merkezi ve en önemli öğesi olan Avrupa’nın ve Avrupa devletlerinin savaşta büyük bir tahribatla çıkması,

2- Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği’nin savaştan sonra süper güç haline gelmiş olmaları

3- Nükleer silahların geliştirilmesi

4- Dünyanın çeşitli bölgelerindeki sömürgeci devletlere karşı ulusal bağımsızlık harekerlerinin başlaması

İki Kutuplu Dünya Düzeni

  • II.Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın bir güç merkezi olarak dünya politikası sahnesinden çekilmesinden sonra, dünya en az yirmi yıl kesin çizgiyle ABD ve Sovyetler Birliği’nin çevresinde “iki kutuplu” bir nitelik kazanmıştır.
  • Bu iki kutuplu dünya, “kapitalizm-liberalizm-demokrasi” ile “komünizm” veya ABD ile SSCB etrafında arasında meydana gelmiştir.
  • Bu düzende dünya devletleri ya iki bloktan birisini seçmiş ya da Bağlantısızlar harekatına katılan devletler gibi her iki bloğa da eşit mesafede durmaya çalışmıştır.

SOĞUK SAVAŞA YOL AÇAN GELİŞMELER

Yüzdeler Antlaşması

  • Tarihte “Yüzdeler Antlaşması” olarak geçen bu antlaşmada, Churchill ve Stalin arasında Ekim 1944’te gerçekleşen ve amacı Doğu Avrupa’da etki alanlarının kesin olarak saptanması olan antlaşmayla İngiltere ve Rusya, Doğu Avrupa’da sahip olacakları üstünlüğü yüzdelerle belirlemişlerdir.
    • Macaristan’da İngiltere %50, Sovyetler %50
    • Bulgaristan’da İngiltere %25, Sovyetler %75
    • Romanya’da İngiltere %10, Sovyetler %90
    • Yugoslavya’da İngiltere %50, Sovyetler %50
    • Yunanistan’da İngiltere %90, Sovyetler %10

  • Hemen savaş sonrasının bu karar ve gelişmeleri, Avrupa’nın komünizmin kıtada çökmesine kadar süren, bölünmüşlüğünü başlatmıştır.
  • Bu kararlar, Batı’nın Doğu Avrupa’daki gücünün sınırının vebölgedeki Sovyet üstünlüğünün önemli bir göstergesidir.

Berlin Buhranı

  • II.Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’nın tümünde yapıldığı gibi Berlin şehri de dört işgal bölgesine ayrılmıştır.
  • Batılıların, Sovyet işgal bölgesi içerisindeki Berlin’de bulunmaları Batılılara bir çok yararlar sağladığı gibi bu durum SSCB adına sıkıntı yaratmakta ve Sovyetlerin kendi işgal bölgeleri içindeki hareket serbestisini kısıtlamaktaydı.
  • Bu durum Almanya’nın birleşmesini önlemiş, iki taraf arasında anlaşma bir türlü sağlanamamıştır.
  • Amerika ile İngiltere Aralık 1946’da Almanya’daki işgal bölgelerini birleştirerek buna Bizonia adını verdiler.
  • Berlin Buhranı çıkınca, Fransa da Haziran 1948’de kendi işgal bölgesini Bizonia ile birleştirdi ve böylece üç müttefikin işgal bölgeleri Trizonia adını aldı.
  • Eylül 1948’de Bonn’da toplanan bir Kurucu Meclis anayasa çalışmalarına başladı. 23 Mayıs 1949’da da Federal Alman Anayasası ilan edilerek Batı Almanya veya resmi adı ile Federal Alman Cumhuriyeti ortaya kuruldu.
  • Buna karşılık Sovyetler de 30 Kasım 1948’de Doğu Berlin’de komünistlere ayrı bir belediye meclisi kurdurarak bunu tanıdılar.
  • Bunun üzerine Batı Berlin’de de 5 aralık 1948’debelediye seçimleri yapıldı ve orada da ayrı bir belediye kuruldu.
  • Almanya gibi Berlin de ikiye ayrılmıştı.
  • Öte yandan, Federal Alman Cumhuriyeti’nin kurulmasına karşılık olmak üzere Sovyetler de kendi işgal bölgelerinde Ekim 1949’da Demokratik Alman Cumhuriyeti’ni kurdular.

BİLGİ NOTU: ABD, İngiltere ve Fransa kendi işgal bölgelerinde Federal Alman Cumhuriyeti, SSCB ise kendi işgal bölgesinde Demokratik Alman Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Nükleer Silah Denetiminde Anlaşmazlık

  • II.Dünya savaşından sonra ABD Baruch Planı’yla atom enerjisinin geliştirilmesi ve kullanımının tüm aşamalarını denetleyecek olan bir uluslararası Atom Geliştirme Kuruluşu’nun kurulmasını kararlaştırmıştır.
  • Baruch Planı’na göre ;
    • İhlallere karşı bu kuruluşa sınırsız denetleme yetkisinin tanınması
    • Atom silahının yapımıyla ilgili her türlü ihlalin en sert biçimde cezalandırılması
    • Kuruluş tam denetim kurduktan sonra atom silahının yapımının yasaklanması ve mevcut atom stoklarının yok edilmesini istemiştir.
    • Bununla beraber anlaşmayı ihlal edenlerin cezalandırılmasını engellenmemesi için Güvenlik Konseyi’ndeki veto sisteminin değiştirilmesini istemiştir.

UYARI: Baruch Planı, sovyetler Birliği tarafından kabul edilmemesine rağmen, daha sonra ABD tarafından nükleer silahsızlanma konferasnlarında ortaya konan önerilerin temelini oluşturması açısından önemlidir.

DOĞU BLOĞU

SSCB’nin Komünizmi Yayma Çabaları

  • II.Dünya Savaşı’nın doğrultusunda Avrupa’nın doğusu ( Yugoslavya ve Arnavutluk dışında) Sovyet ordusu tarafından kurtarılmış, Fransa, İtalya ve Almanya’nın batısı ise İngiliz ve ABD ordularının denetimi altında kalmıştır.
  • Böylece siyasal iktidarı ele geçirebilecek güçlü komünist partilerin bulunduğu Fransa ve İtalya’da bu partiler iktidardan uzak tutulabilmişken, savaşı izleyen ilk 3 yıl içinde Sovyetler Birliği’nin etki alanı içinde kalan sekiz ülkede (Doğu Almanya, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Arnavutluk, Yugoslavya) Marksist-Leninist partiler siyasal iktidarı ele geçirmişlerdir.

BİLGİ NOTU: Komünist partisinin büyük ölçüde oy alabildiği Çekoslovakya ve işgalden kurtuluşlarını Sovyet ordularına borçlu olmayan, Yugoslavya ve Arnavutluk dışında, komünist hareketin zayıf olduğu bu ülkelerde, sosyalist rejimlerin kuruluşunda Sovyet askeri varlığı önemli pay sahibi olmuştur.

  • Savaşın yarattığı güç dengesi ve savaştan hemen sonra Sovyetler Birliği ile Batılı güçler arasında gerginleşen ilişkiler, yani soğuk savaş, Yugoslavya ve Arnavutluk dışında bu ülkelerin sürekli olarak Sovyetler Birliği’nin yörüngesinde kalmasına yol açmıştır.

Avrupa Dışında Komünizm’in Yayılması

  • Küba Devrimi

  • 26 Temmuz 1953 Moncada Kışlası isyanıyla başlar, 1 Ocak 1959’da Batista’nın kovulması ve Santa Clara, Santiago de Cuba şehirlerinin Fidel Castro, Che Guevara, Raul Castro liderliğindeki isyancılar tarafından ele geçirilmesiyle son bulur.
  • ABD’nin Castro’yu iktidardan uzaklaştırmak istemesi Küba’nın SSCB’ye yakınlaşmasına neden olmuştur.

  • Çin Devrimi

  • 1934’te komünist devrimi amaçlayan Mao-Tse-Dung’un kuvvetleriyle milliyetçi Çay Kay Şek arasında başlayan ve II.Dünya Savaşı’nı da kapsayan iç savaş, Mao Tse Dung 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etmesiyle sonuçlanmıştır.
  • Çin’de komünizmin kurulması SSCB’nin Asya’da büyük bir müttefike kavuşmasını sağlamıştır.

  • Kuzey Kore Devrimi

  • Kim il Sung önderliğindeki komünistler 1946’da Kore İşçi Partisi’ni kurmuş, 25 Ağustos 1948 yılında hem güney hem de kuzey bölgelerinde yapılan genel seçimlerde Kore Demokratik Halk Cumhuriyetini kurmuşlardır.

  • COMİNFORM (5 Ekim 1947)

  • Stalin, 5 Ekim 1947’de “Amerikan emperyalizminin bir aleti” olarak tanımladığı Marshall Planı’na karşıt bir girişim olarak; SSCB, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Romanya, Macaristan, Yugoslavya, Fransa, İtalya komünist partileri liderlerini bir araya getiren Cominform’u kurmuştur.
  • Cominform, görünüşte Marshall Planı’nın amacına yönelik bir adım olarak görülmüşse de, gerçekteki amacı, dünya ve özellikle Avrupa Komünist hareketinin koordinasyonu ve Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı ertesinde yürürlükten kaldırılan III.Enternasyonel’in işlevlerini üstlenmekteydi.

  • COMECON ( Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi – 25 Ocak 1949)

  • Sosyalist ülkeler arasında ekonomik işbirliği ve dayanışma amacıyla kurulan ve Batı’da COMECON olarak adlandırılan uluslararası örgüttür.
  • 5-8 Ocak 1949’da Moskova’da yapılan görüşmelerden sonra kurulan Comecon’un merkezi Moskova’dadır.

  • Örgütün temel amaçları;
    • Ekonomik gelişme için uzmanlaşma ve işbirliğine dayalı planlar hazırlamak
    • Hammaddelerin üretim ve dağıtımını yönlendirmek
    • Üye ülkeler arasında ve öbür ülkelerle ticareti geliştirmek için ortak girişimde bulunmak
    • Bilimsel ve teknik araştırmalarla işbirliği yapmaktır.

Üyeleri ve ortakları:

  • Sovyetler Birliği, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Macaristan, Romanya (kurucu üyeleri)
  • Demokratik Almanya (1950’de örgüte katıldı)
  • Arnavutluk (Şubat 1949’da örgüte katıldı, 1961’de örgütten çekildi.)
  • Moğolistan (1962’de üye oldu)
  • Küba (1972’de üye oldu)
  • Vietnam (1978’de üye oldu)
  • Yugoslavya ( Örgüte kısıtlı olarak katıldı)
  • Laos, Finlandiya, Güney Yemen, Afganistan, Irak, Angola, Mozambik, Etiyopya, Meksika, Nikaragua COMECON ile işbirliği antlaşması yaptılar.

Varşova Paktı (14 Mayıs 1955)

  • 14 Mayıs 1955’te SSCB, Çekoslovakya, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Demokratik Almanya ve 1968’de pakttan çekilen Arnavutluk tarafından kurulmuştur.
  • Kurulma amacı: NATO saldırısına karşı Doğu Avrupa ülkelerini savunmaktır.
  • Varşova Paktı, Londra ve Paris Antlaşmaları ile Federal Almanya’nın NATO’ya girmesi ve NATO’ya bağlı olarak Batı Avrupa Biirliği’nin kurulmasıyla Avrupa’da doğan ve giderek artan savaş tehlikesine karşı biçimlendi.
  • Pakt kurucularına göre bu gelişmeler, barışsever devletlerin güvenliği bakımından bir tehdit oluşturuyor ve savınma sağlayıcı karşı önlemlerin alınmasını gerektiriyordu.
  • Varşova Paktının kuruluşunu izleyen süreçte, SSCB ile üye ülkeler arasında zincirleme bir biçimde ikili yardım anlaşmaları imzalandı.
  • SSCB aynı zamanda Polonya, Macaristan, Romanya ve Demokratik Almanya ile 1956 Aralık-1957 Mayıs döneminde bir dizi kuvvet statüsü antlaşması imzaladı.
  • Aynı tür bir antlaşma, Çekoslovakya ile 1968’de imzalandı.
  • Anlaşmada uluslararası ilişkilerde tehdit ve kuvvete başvurma kınanarak, üyelerin bunu önlemek konusunda gerekli tüm çabayı gösterecekleri belirtilmişti.

  • Varşova Paktı’nın özellikleri;
    • Üyelerin ortak çıkarlarını ilgilendiren tüm sorunlarda birbirlerine danışacaklardır.
    • Avrupa’da silahlı bir saldırı durumunda üyelerin tek tek ya da ortak bir biçimde kendilerini savunacaklardır.
    • Birleşik komutanlık kurulacaktır.
    • Siyasal Danışma Komitesi kurulacaktır.
    • Üyeler bu anlaşmanın amaçlarıyla uyuşmayan herhangi bir uluslararası bağlantıya girmeyecekler ve girişimde bulunmayacaklardır.
    • Taraflar birbirleriyle ekonomik ve kültürek ilişkilerinde daha ileri boyutlarda bir dostluk ruhu içinde davranacaklardır.
    • Bu sözleşmenin toplumsal ve siyasal sistemleri gözönüne alınmaksızın öteki tüm devletlere açıktır.
    • Antlaşma 20 yıl geçerli olacaktır. sürenin bitiminden bir yıl önce, anlaşmayı sona erdirme isteğinin belirtilmemesi durumunda, anlaşma 10 yıl daha uzayacaktır.
    • Varşova Paktı’nın en yüksek siyasal organı Siyasal Danışma Komitesi’dir.

Sosyalist Blokta Sarsıntılar

Yugoslavya’nın Cominform’dan Çıkarılması

  • Yugoslavya’nın Cominform’dan ve Moskova’dan kopmasında, diğer uydu ülkelerde olduğu gibi Sovyetler,Yugoslavya’yı tam manasıyla kontrolleri altına almak istemişler, fakat Yugoslav lideri Tito buna müsade etmemiştir.
  • Çünkü Yugoslavya’nın komünist rejim altına girmesi, Sovyet askerleri veya Sovyet Rusya’nın sayesinde değil, Tito ve partizanlarının Almanlara karşı yaptığı silahlı mücadele sonunda olmuştur.
  • Tito’nun Yogoslavya’da kendine özgü komünist rejimi tasarıları vardı.
  • Sovyetleri Tito’nun da aynen Sovyet komünizmini ve sistemini uygulamasını istemişler, Tito ise buna karşı gelerek, komünizmi Yugoslavya’nın milli şartlarına göre tatbik etme çabasına girmiştir.
  • Tito’nun bu hareketi, milletlerarası komünizm hareketinde ilk milli komünizm çabası olarak kabul edilir.

Çin-SSCB Anlaşmazlığı

  • SSCB’nin 1956’da Cominform’u kaldırması kararını alması komünizmin dünya çapındaki zaferini isteyen komşu komünist Çin Halk Cumhuriyeti ile Sovyetler Birliği’nin arasını daha da açmıştır.
  • Bu Çin-Sovyet görüş ayrılığı 1967’de Muhafızların Pekin’deki Sovyet elçiliğini kuşatmasıyla daha da artmıştır.
  • 1969’da Çin-Sovyet sınırında anlaşmazlıklar yaşanmıştır.

Macaristan’da Tepkiler

  • Macarlar Sovyet Rusya destekli komünist idareyi kaldırmak üzere 23 Ekim 1956’da başkaldırdılar.
  • Bir öğrenci mitingi şeklinde başlayan olaylar bir anda tüm ülkeye yayıldı. Fakat Rus tankları devreye girerek İhtilali kanlı bir şekilde bastırdı.
  • Ruslar Orta Avrupa’da kontrollerini böylece sağlamlaştırdılar.

Çekoslovakya’da Tepkiler

  • 1967’de Çekoslovakya Komünist Partisi Genel Sekreterlşpşne Alexander Dubçek’in getirilmesiyle Prag Baharı denilen olaylar başlamıştır.
  • Dubçek ile başlayan milli komünizm, insancıl komünim gibi liberal sayılabileek hareketler Sovyetlerin Ağustos 1968’de bu ülkeyi askerleriyle işgal etmesiyle sona ermiştir.

BATI BLOĞU

  • SSCB’nin II.Dünya savaşı’ndan sonra yayılmacı politika izlemesi, Türkiye’den toprak ve üs istemesi, İngiltere’nin Avrupa’da etkinliğini kaybetmesi, kabuğuna çekilmeyi düşünen ABD’nin yeniden Avrupa siyasetinde aktif rol oynamasında etkili olmuştur.
  • ABD, 1946’dan sonra Doğu Blok’unu kuşatmaya yönelik Çevreleme Politikası siyaseti izlemiştir.
  • Bu doğrultuda Truman Doktirini ve Marshall Plan uygulamaya konulmuştur.
  • Buna paralel asleri antlaşmalar (NATO) ve ittifaklar kurulmuştur.

Truman Doktrini

  • Sovyet Rusya’nın II.Dünya Savaşı sonrası Orta Doğu, Boğazlar, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz gibi bölgelerde hedeflediği yayılmacı politikayı önlemek amacıyla yayımlanmıştır.
  • ABD Başkanı Truman tarafından onaylanan doktirinde Türkiye ve Yunanistan’a ekonomik yardım yapılması ve ortak hareket edilmesi konularında uzlaşma sağlanmıştır.
  • Bu doktrin çerçevesinde Yunanistan’a 300 milyon, Türkiye’ye 100 milyon dolarlık yardım yapılması kararı alınmıştır.

Marshall Planı

  • II.Dünya savaşı sonrasında, ABD tarafından Avrupa ülkelerine yardımda bulunmak ve bu ülkeleri kısa zamanda geliştirip güşlenmeleri sağlamak amacıyla hazırlanan bir programdır.
  • Marshall Planı’nın başlıca iki amacı vardır. Bunlar;
    • Sağlanacak dış yardımlarla Avrupa ülkelerinin yıkılan ekonomilerinin onarımına ve kalkınmalarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak
    • Komünizmin Batı Avrupa’daki yayılışını engellemektir.

  • SSCB’nin Avrupa’a karşı tehditlerinin artması üzerine ABD Dış İşleri Bakanı George Marshall Avrupa’ya programlı yardım yapılması önerisinde bulundu.
  • Bunun üzerine bir Avrupa Onarım Programı hazırlandı.
  • Marshall programı 1948’de Başkan Truman taraından imzalanan bir kanunla kabul edildi.
  • 4 yıllık bir programdı.
  • Avrupa ülkeleri aralarında gerekli işbirliğini gerçekleştirmek ve Marshall yardımları dağıtmak için Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü kuruldu.

NOT: Sovyet Rusya ise Marshall planına karşılık kendi uydu devletleri için Molotof Planı’nı uygulamıştır.

Batı Avrupa Birliği

  • 1948’deki Çekoslovakya darbesi, sıranın artık Batı Avrupa’ya geleceği endişesi yaratmıştır.
  • Bu nedenle İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg 17 Mart 1948’de Batı Avrupa Birliği’ni kurmuştur.

NOT: Bu birlik Batı Avrupa’da Sovyet tehdidine karşı alınmış ilk askeri tedbirdir.

NATO’nun Kurulması

  • ABD, Sovyet yayılmacılığını durdurmak için tedbir arayışlarına girmiştir.
  • 1949’da İngiltere, ransa, Belçika, Hollanda, İtalya, Danimarka, İzlanda, Noveç, Portekiz, Lüksemburg, Kanada ve ABD tarafından Kuzet Atlantik İttifakı (NATO) kurulmuştur.
  • Türkiye bu birliğe 1952 yılında üye olmuştur. Türkiye’nin Kore savaşına asker göndermesi üyeliğini hızlandırmıştır.
  • Türkiye ve Yunanistan’ın 1952’de, Batı Almanya’nın 1955’te, İspanya’nın da 1982’de NATO’ya katılmasıyla üye sayısı 16 olmuştur.
  • 1997 Madrid Zirvesi ile Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya örgüte üye olunca da üye sayısı 19’a ulaşmıştır.

Avrupa Konseyi

  • 5 Mayıs 1949’da Avruplaı 10 devletin katılımıyla kurulan birliktir.
  • Bunlar; Belçika, İngiltere, Danimarka, Fransa, Hollanda, İrlanda, İsveç, İtalya, Lüksemburg ve Norveç’tir.
  • Birliğin amacı;
    • Üye ükelerin ortak mallarını ve ilkelerini koruma ve yayma
    • İktisadi gelişimlerini sağlamak amacıyla, aralarında daha sıkı işbirliği oluşturmaktır.
    • Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Divanı bu teşkilat içerisindedir.
    • Bu iki komisyon da konseyin merkezi olan Strazburg’da çalışmaya başlamıştır.
    • Konseyin çalışma alanları; insan hakları, medya, hukuki işbirliği, sosyal dayanışma, sağlık, eğitim, kültür, spor, gençlik, yerel demokrasiler, sınır ötesi işbirliği, çevre ve bölgesel planlamadır.
    • Türkiye, Avrupa Konseyi’ne 1949’da üye olmuştur.

Avrupa Ekonomik Topluluğu

  • Bu topluluk ilk olarak 1951’de Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu adıyla kurulmuştur.
  • 1957’de imzalanan Roma Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu adını almıştır.
  • Topluluğun altı kurucu üyesi şunlardır: Belçika, Almanya, Fransa, Hollanda, Lüksemburg ve İtalya.
  • Bu topluluk;
    • Ekonomi politikalarının yaklaştırılmaları yoluyla bir ortak pazarın kurulmasını
    • Ekonomik faaliyetlerin uyum içinde gelişmesini
    • Dengeli ve sürekli bir gelişme sağlanmasını
    • İstikrarın artmasını
    • Topluluk üyesi ülkeler arasındaki ilişkilerin daha sıkılaştırılması
    • Avrupa’nın siyasal bütünlüğe ulaşmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur.

ORTA DOĞU’DAKİ GELİŞMELER

İsrail’in Kurulması

  • Filistin’de bir Yahudi yurdu kurulması düşüncesi 19.yüzyılda ortaya çıkmıştı.
  • İngiltere Dışişleri Bakanı James Balfour, kendi adını taşıyan deklarasyonunda İngiltere’nin Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması fikrini resmen kabul ettiğini bildirmişti.
  • İngiltere Yahudilerin kitleler halinde Filistin’e göç etmelerine göz yummuş ve bölgede nüfusun değişmesini sağlamıştır.
  • Yahudiler II.Dünya Savaşı döneminde de Filistin’de bir devlet kurma politikalarını devam ettirmişlerdir.
  • İngiltere 1947’de konuyu Birleşmiş Milletler gündemine getirmiş ve bölgenin Araplarla Yahudiler arasında taksim edilmesine karar verilmiştir.
  • 1947 yılının sonlarından itibaren Filistin’de Araplarla Yahudiler çatışmaya başlamıştır.
  • İngiltere’nin Filistin’deki manda yönetimini kaldıracağını açıklaması ile birlikte Yahudi Milli Konseyi, İsrail Devleti’nin kurulduğunu ilan etmiştir.
  • İsrail Devleti kurulur kurulmaz, Mısır, Ürdün,Suriye ve Irak orduları 15 Mayıs’tan itibaren İsrail’e savaş ilan etmişlerdir ve böyle birinci Arap-İsrail savaşı başlamıştır.
  • 1948-49 Arap İsrail savaşı bir yıl sürmüştür.
  • Savaş çıktığı andan itibaren Birleşmiş Milletler bir ateşkes sağlamk istemiş ve taraflar arasında ateşkes antlaşmaları imzalanmıştır.

Bağdat Paktı (1955)

  • Fransa ve İngiltere’nin Orta Doğu’daki etkinliği azalınca Sovyet Rusya’nın Orta Doğu’ya yayılmasını önlemek amacıyla Orta Doğu ülkeleri arasında bir ittifak kurma fikri, ilk zamanda Amerika’dan gelmiş fakat fikir Türkiye tarafından gerçekleştirilerek Şubat 1955’te Türkiye ile Irak arasında Bağdat’ta ittifak antlaşması imzalanmıştır.
  • Nisan 1955’te İngiltere, Eylül’de Pakistan ve Kasım’da İran Bağdat Paktı’na katılarak ittifak genişletilmiştir.
  • Ancak Irak dışındaki Arap ülkelerinin pakta katılmaması ve buna karşı Orta Doğu’nun pakta katılanlar (Irak, İran ve Pakistan), karşı çıkanlar (Mısır, Suriye, Suudi Arabistan ve Yemen) ve tarafsız kalan (Ürdün, Lübnan) ülkeler olmak üzere gruplaşması SSCB’nin işini kolaylaştırmış, paktın amacına ulaşmasını engellemiştir.
  • Amerika Arap devletlerinin tepkisini fazla çekmemek için pakta resmen üye olmamıştır.
  • Bağdat Paktının kurulması Türkiye-SSCB ilişkilerini daha da gerginleştirmiştir.
  • Ayrıca, Irak hariç Arağ devletleri ile Türkiye arasındaki münasebetler olumsuz bir seyir takip etmeye başlamıştır.

Süveyş Krizi (1956)

  • Mısır lideri Nasır’ın Batılı devletlerin Süveyş Kanalı’ndaki yönetimine son vermeyi istemesi ve kanalı millileştirdiğini açıklaması sorun olmuştur.
  • İngiltere ve Fransa’nın desteği ile İsrail Mısır’a saldırmış, ardından İngiltere ve Fransa da saldırıya geçmiştir.
  • ABD’nin uyarısı ile bu devletler Mısır’dan çekilmiştir.

Eisenhower Doktrini

  • ABD Başkanı Eisenhower’ın Orta Doğu’da Sovyet Rusya’nın güçlenmesini önlemeye yönelik çalışmasıdır.
  • Bu amaçla Eisenhower Orta Doğu ülkelerine ekonomik ve askeri yardım yapmayı taahhüt etmiş, askeri iş birliğine gidilmesi planlanmıştır.

BİLGİ NOTU: Eisenhower Doktrini Amerika’nın Orta Doğu ile bağlantı kurmasında önemlidir. Daha önce ABD Truman Doktrini’ni yayımlanmış ve bölgeyle ilişki kurma yolunu seçmişse de, doktrin sadece Türkiye ve Yunanistan’a askeri yardım yapılmasını öngörmekteydi. Ancak Eisenhower Doktrini, bütün bir Orta Doğu bölgesini siyasetin içerisine almış ve Amerikan askerinin kullanılması suretiyle, bölgedeki ülkelerin komünizme karşı savunulmasını da üstlenmiştir.

Suriye Bunalımı (1957)

● II. Dünya Savaşı öncesinde Fransa’dan bağımsızlığını kazanan Suriye’de 1950’li yıllarda art arda hükümet darbeleri yaşanmıştır. Ancak 1955’ten sonra iktidara gelen Mısır lideri Cemal Abdün Nasır’la beraber SSCB’yle yakınlaşması komşularını rahatsız etmiştir.

● Suriye’nin 1956 yılında SSCB ile yardım antlaşması imzalaması üzerine Türkiye, Irak ,Ürdün,İsrail ve Lübnan tarafından tepkiyle karşılanmıştır.

● Bu ülkelerin inancı Sovyetlerin şimdi Suriye'de bir "köprübaşı" kurdukları ve Suriye'nin bir "Moskova uydusu" haline geldiğiydi.

● Bunun üzerine Amerikan Başbakanı Eisenhower ise, Başbakan Menderes'e gönderdiği mesajda, Suriye'nin bir saldırısı karşısında Türkiye Irak ve Ürdün'ün bu ülkeye karşı askeri bir harekâta girişmek zorunda kalması halinde, Amerika'nın kendilerine derhal silah yardımı yapacağını bildirdi.

● Bu gelişmeler üzerine Türkiye’nin Suriye sınırına yığınak yaparak askeri tatbikatlar yapması Türkiye – Suriye ilişkilerini daha da gerginleştirdi.

● SSCB’nin karşı baskılarını artırdığı dönemde ABD’nin Türkiye’ye büyük bir destek vermesi, Suudi Arabistan’ın Türkiye ile Suriye arasında arabuluculuk yapması, Ürdün kralı Hüseyin’in Suriye’ye karşı tavrını yumuşatması üzerine kriz çözüme kavuşmuştur.

NOT: Buhranın sona ermesinde rol oynayan bir başka sebep de, 14 Eylül 1957 de Suriye ile Mısır'ın imza ettikleri bir anlaşma ile 1 Şubat 1958'den itibaren Birleşik Arap Cumhuriyeti adı ile bir birlik kurmaya karar vermeleriydi. Ancak iki devlet arasındaki bu birliktelik: Mısır’ın Suriye’yi kendine bağlı bir eyalet gibi görmesi, iki devletin sosyalizm anlayışının farklı olması üzerine zayıflamış, 1961 yılında muhafazakâr askerlerin Suriye’de yaptığı bir hükümet darbesiyle sonlanmıştır.

Ürdün Buhranı

  • Ürdün Kralı Hüseyin, Mısır ve Suriye ile birlikte Eisenhower Doktrinine ilk karşı çıkanlar arasında yer almakla beraber, bu doktrinden ilk faydalanmak isteyen kişi kendisi oldu.

  • 1948-1949 Arap-İsrail savaşı sırasında Filistin'den kaçan bir milyona yakın Filistinli Arap’tan yarım milyon kadarı Ürdün'e sığınmıştı ve bunların büyük çoğunluğu hararetli Nasır taraftarı idi. Nasır'ın Filistin'i tekrar kendilerine kazandıracağına inanıyorlardı.
  • Durum bu şekilde iken Ürdün'de 1956 Ekiminde yapılan seçimleri Nasırcılar kazandı ve Başbakanlığa Nabulsi geldi. Kral Hüseyin ile Başbakan Nabulsi arasında ilk günden başlayan sürtüşme, 1957 Nisanında tam bir çatışma içine girdi. Nabulsi, sol eğilimli Genelkurmay Başkanı Ali Abu Nuvar'la işbirliği yaparak Amman üzerine tank birlikleri sevketmeye hazırlanırken, Kral tarafından Başbakanlıktan düşürüldü. Kral Hüseyin Nabulsi'yi bertaraf ederken, Amerika'nın ve Suudi Arabistan'ın da desteğini sağlamıştı.

    ● 13 Nisan’da krala bağlı kuvvetlerle sosyalist subaylar arasında çatışmalar başladı. Olaya Mısır ve Suriye’nin de dahil olması Başbakan ve Genel Kurmay Başkanı’nın Suriye’ye kaçması üzerine halk sokaklara döküldü ve grevler başladı.

    ● Gelişmeleri endişe ile takip eden Amerika bütün ağırlığını Ürdün'ün yanına koydu. Amerika, bir yandan "Ürdün’ün bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü hayati ehemmiyette telakki ettiğini" bildirirken, öte yandan da Akdeniz'deki Amerikan VI. Filosu 25 Nisanda Beyrut açıklarında demir atıyordu. İsrail’e de fırsattan yararlanmaması hususunda uyarıda bulunulmuştu.

    ● Irak ve Suudi Arabistan da Ürdün'ün yanında yer aldılar. Hatta Irak hükümeti yayınladığı bir bildiride, Ürdün'de krallık rejiminin yıkılması halinde, Irak'ın Ürdün'e asker sokacağını açıkladı. Arap dünyasının üç monarşisi sıkı bir dayanışma içine girmiş bulunuyordu. Bu dayanışma Amerika'nın desteği ile birleşince, Kral Hüseyin karışıkları ve ülkesine yönelen tehlikeyi bertaraf etmeye muvaffak oldu ve iç kriz de böylece kapandı. Böylece Ürdün Eisenhower Doktrini’nden yararlanan ilk ülke oldu.

Lübnan Bunalımı ( 1958)

1957 Haziranında Lübnan'da yapılan genel seçimlere Cumhurbaşkanı Camile Chamoun’un hile karıştırarak kendisinin görev süresini 4 yıl daha uzatacak bir parlamento seçtirmesi ve Amerika’nın yayınladığı Eisenhower Doktrini’ni desteklemesi siyasal bir krize sebep olmuştur.

● Halbuki, yarısı Hıristiyan, yarısı Müslüman olan Lübnan halkının Müslüman-Arap kesimi esas itibariyle Nasır taraftarı idi ve Eisenhower Doktrinine aleyhtardı.

● Lübnan halkının ikiye bölünmesinden sonra muhalif bir gazetecinin öldürülmesiyle olaylar Beyrut ve Trablus'da (Tripoli) grevlere dönüştü.

● Cumhurbaşkanı Chamoun, 13 Mayısta Amerika, İngiltere ve Fransaya başvurarak, bütün bu yapılanların bir yabancı (bilhassa Suriye'nin) müdahalesinin eseri olduğunu bildirdi ve bu sebeple Lübnan'a yardım yapılmasın istedi.

● Bu arada Irak’ta monarşinin yıkılması ve Bağdat Paktı’nın zarar görmesi müdahale yanlısı olmayan ABD’nin fikrini değiştirdi. ABD yaklaşık 15.000 askeri Lübnan’a çıkardı.

● ABD’nin baskıları üzerine Chamoun cumhurbaşkanlığının süresini uzatmamayı kabul etti. Genel Kurmay Başkanı Şahab’ın Lübnan parlamentosu tarafından cumhurbaşkanı seçilmesiyle buhran yatışmıştır.

CENTO (1959)

v Irak’ta yapılan askeri darbenin ardından monarşinin yıkılması üzerine 24 Mart 1959'da da Irak, Bağdat Paktı'ndan çekildiğini resmen açıkladı.

v Irak'ın ayrılmasından sonra Pakt'ın merkezi Ankara oldu. 18 Ağustos 1959'da da Bağdat Paktı'nın adı 'Merkezi Antlaşma Örgütü" yani "CENTO" olarak değiştirildi.

v CENTO'nun ilk toplantısı, 7-9 Ekim 1959'da Washington'da yapıldı. Örgüt, aslında savunma amacıyla kurulmuş olmasına rağmen; faaliyetlerini, üyeler arasında ekonomik, kültürel ve teknik işbirliği konularına yöneltti.

v ABD, örgüte daha fazla destek vermeye başladı. Bu şekliyle 20 yıl devam eden örgüt, 12 Mart 1979'da Pakistan'ın ve İran'ın ayrılması ile dağılma noktasına geldi.

v Türkiye, 13 Mart 1979'da, bu devletlerin CENTO'dan ayrılması kararlarını saygıyla karşıladığını ve bu durumda CENTO'nun bölgedeki işlevini fiilen kaybettiğini, örgütün ilgili anlaşma hükümleri gereğince sona erdirilmesi için gerekli işlemlerin yapılacağını açıkladı. Böylece, Bağdat Paktı'nın bir devamı şeklinde olan CENTO, hukuken olmasa bile fiilen sona ermiş oldu.

UZAK DOĞU’DAKİ GELİŞMELER

  • Avrupa'da NATO'nun ve dolayısıyla Doğu ve Batı blokları arasında dengenin kurulması üzerine, bu iki blok arasındaki çatışmalar ve soğuk savaş gelişmeleri, Avrupa'dan Uzak Doğuya kaymıştır.
  • Bu bölgede oldukça etkin konumda olan SSCB ve Çin’i rahatsız eden iki konu vardı. Bunlardan biri, Amerika'nın güney Kore'de bulunması diğeri de Fransa'nın da hala güney-doğu Asya'da, yani Hindiçin'inde bulunması ve Amerika'nın da Fransa'yı desteklemesiydi.
  • Bunun içindir ki, 1950-54 arasında Uzak Doğu çatışmalarının iki temel gelişmesi Kore Savaşı ile Hindiçini Savaşı olmuştur.

Kore Savaşı

  • 1945 Mayısında Amerika ile Sovyet Rusya arasında yapılan bir anlaşmaya göre, savaş bittikten sonra Kore, Birleşik Amerika, Sovyet Rusya, İngiltere ve Çin'in ortak vesayeti altına konacaktı.

  • 1945 Temmuzundaki Potsdam Konferansında da Sovyet Rusya Uzak Doğu savaşına katılmaya karar verince, askeri harekât bakımından Kore toprakları 38'inci enlem çizgisi ile ikiye ayrıldı ve bu çizginin kuzeyi Sovyet, güneyi de Amerikan askeri harekât sahası olarak kabul edildi.

  • Fakat Sovyetler hemen Japonya’ya savaş ilan edip Uzak Doğu savaşına girmediler. Lakin ne zaman Amerika Hiroshima ve Nagasaki'ye atom bombalarını attı, o zaman Sovyetler hemen Japonya’ya savaş ilan edip, askerlerini Kuzey Kore'ye soktular ve 38'inci enlem çizgisine kadar ilerlediler.

  • Böylece Kore, savaşın sonunda, kuzeyi Sovyet, güneyi Amerikan işgali altında olmak üzere fiilen ikiye bölünmüş oluyordu.

  • Amerikan-Sovyet müzakereleri, öte yandan Birleşmiş Milletlerin çabaları, iki Kore'nin birleşmesini sağlayamadı.

  • Bunun üzerine Amerika, 10 Mayıs 1948 de güney Kore'de seçimler düzenledi ve bunun neticesinde de Syngman Rhee'nin başkanlığında Güney Kore Cumhuriyeti kuruldu.

  • Sovyetler de Kuzey Kore'de 1948 Ağustosunda kendilerine göre bir seçim düzenlediler ve onlar da kuzeyde, 9 Eylül 1948 de Kore Halk Cumhuriyeti'ni kurdular.

  • Kore Asya’nın stratejik bir bölgesiydi. Asya’ya ayak basmak için gayet avantajlı bir tramplen durumundaydı. Güney Kore'de ve Japonya'da Amerikan Kuvvetlerinin bulunduğu göz önüne alınınca, Amerika'nın stratejik bakımdan kuvvetli bir durumda olduğu açıktı.

  • Sovyetler, komünistler Çin'de duruma hâkim oluncaya kadar bu duruma tahammül gösterdiler. Fakat Çin 1949 sonunda komünist rejimin idaresi altına girince, Sovyetlerin Asya’daki kuvvet pozisyonları iyice güçlenmiş oluyordu.

  • Bunun üzerine SSCB Amerika’yı Asya kıtasından atmak için Moskova'nın talimatı ile Kuzey Kore kuvvetleri 25 Haziran 1950 sabahından itibaren Güney Kore'ye karşı saldırıya geçti.

  • Saldırının bütün sınır boyunca yapılması her şeyin önceden planlandığını gösteriyordu.

  • Amerika Birleşmiş Milletleri derhal harekete geçti.

  • Güvenlik Konseyi, Birleşmiş Milletler Antlaşması hükümleri gereğince, Güney Kore'nin yardımına gönderilmek üzere, çeşitli milletlerin askerlerinden meydana gelen, fakat esas yükü Amerika'nın sırtlandığı bir Birleşmiş Milletler Kuvveti teşkil etti. Bu kuvvetin komutanlığına Amerikalı General McArthur getirildi.

  • 1950 Haziranında başlayan Kore savaşı, 1953 Temmuzunda Panmunjom Mütarekesinin imzası ile neticelenmiştir. Bu mütarekeyle Kuzey ve Güney Kore arasındaki sınır yine 38'inci enlemdi.

  • Bu üç yıllık süre içinde taraflardan hiç biri kesin bir üstünlük gösterip zafere gidememiştir. Çünkü, 1950 Ekiminden itibaren Komünist Çin, gönüllü adı altında gönderdiği silahlı kuvvetleri ile Kore Savaşına dahil olmuştur.

  • Bununla beraber, ne Sovyet Rusya ne Çin ne de Amerika, bu savaşı Kore'nin sınırlarının dışına taşırmamaya dikkat etmişlerdir. Zira yanlış bir hareket dünya savaşına yol açabilirdi.

NOT: Türkiye Birleşmiş Milletler Kuvveti'ne bir tugaylık bir kuvvetle katıldı. Böylece Türkiye NATO’ya katılma yolunda önemli bir adım atmıştır.

SEATO

  • Vietnam Savaşı Amerika’yı, Kore Savaşından sonra almaya başladığı savunma tedbirlerini daha da kuvvetlendirmeye sevk etti.

  • Bu savaş, güneydoğu Asya'nın karşı karşıya bulunduğu tehlikeyi açıkça gösterdiği gibi, bölgenin stratejik ehemmiyetini de arttırmıştı. Bu bölge komünizmin kontrolü altına düştüğü takdirde, Sovyet Rusya ve Çin Singapore ve Malacca Boğazına da hâkim duruma geçerlerdi ki, bu da Pasifik Okyanusu’nun savunması açısından büyük mahzurlar ortaya çıkarırdı.

  • Amerika'nın bu bölgeyi korumak istikametinde attığı ilk adım, şimdi tam bağımsızlıklarını kazanmış bulunan Tayland, Laos, Kamboçya ve Güney Vietnam'a askeri ve ekonomik yardımlarını arttırmak oldu.

  • İkinci adım, SEATO veya Manilla Paktı denen Güney-Doğu Asya Antlaşma Teşkilatı (South East Asia Treaty Organization)nın kurulmasıdır.
  • Bu kollektif savunma sistemi, Eylül 1954 de, Amerika İngiltere ve Fransa ile Uzak Doğu ülkelerinden Yeni Zelanda, Avustralya, Filipinler, Tayland ile Pakistan'ın katılması ile kurulmuştur.

  • SEATO'nun imzası ile Amerika Sovyet Rusya ve müttefiki Çin etrafında, Avrupa'nın Atlantik kıyılarından Pasifiğe kadar uzanan bir ittifaklar çemberi meydana getirmiş oluyordu.

  • Bu arada Amerika Komünizm’i benimseyen Çin’e karşı 2 Aralık 1955 de Milliyetçi Çin (Formosa) hükümeti ile de bir ittifak imzaladı. SEATO antlaşması gibi, bu ittifakın da süresi yoktu.

SÖMÜRGECİLİĞİN SONA ERMESİ

  • Batılı devletlerin Asya ve Afrika’daki sömürgeleri, özellikle 1945’ten sonra, sömürgeci devletlere karşı bağımsızlık hareketlerine girişmişlerdir.
  • Bunda sömürgeci devletlerin savaş sırasında yıpranmaları ve eski güçlerini kaybetmeleri önemli rol oynamış ise de asıl büyük etkiyi sömürgeci devletlerin egemenliği altındaki toplumlarda gelişen ulusçuluk hareketlerinin hızlı güçlenmesi yatar.
  • Bunun sonucunda sömürge imparatorlukları yıkılmaya ve buralarda bağımsız birçok yeni devlet kurulmaya başlamıştır.

a) ASYA

I. Hindistan

  • Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin lideri olan Gandi ilk olarak Güney Afrika'da Hint topluluğunun vatandaşlık hakları için barışçı başkaldırı uyguladı.

  • Afrika'dan Hindistan'a döndükten sonra yoksul çiftçi ve emekçileri baskıcı vergilendirme politikasına ve yaygın ayrımcılığa karşı protesto etmeleri için örgütledi.

  • Hindistan Ulusal Kongresi'nin liderliğini üstlenerek ülke çapında yoksulluğun azaltılması, kadınların serbestisi, farklı din ve etnik gruplar arasında kardeşlik, kast ve dokunulmazlık ayrımcılığına son, ülkenin ekonomik yeterliliğine kavuşması ve en önemlisi olan Swaraj yani Hindistan'ın yabancı hâkimiyetinden kurtulması konularında ülke çapında kampanyalar yürüttü.

  • Gandi Hindistan'da alınan Britanya tuz vergisine karşı 1930'da yaptığı 400 kilometrelik Gandi Tuz Yürüyüşü ile ülkesinin Britanya'ya karşı başkaldırmasına öncülük etti.

  • 1942'de Britanyalılara açık çağrıda bulunarak Hindistan'ı terk etmelerini istedi.

  • II. Dünya Savaşı’nın oldukça yıpranmış çıkan İngiltere daha fazla karşı koyamadı ve 14 Ağustos 1947’de Hindistan’ın bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı.

II. Pakistan

  • 15 Ağustos 1947 yılından önceki tarihi Hindistan ile aynıdır. "Pakistan" adı ilk olarak, İngiltere´de öğrenim gören Müslüman öğrenciler tarafından 1940 yılında ortaya kondu.
  • Müslüman Ligi'nin Muhammed Ali Cinnah'ın başkanlığındaki 23 Mart 1940 tarihli oturumunda Hindistan'ın Müslümanlar ve Gayrimüslimler arasında bölünmesi kararı alınmıştır.
  • 14 Ağustos 1947 yılında Muhammed Ali Cinnah, Pakistan Genel Valisi olmuş ve Pakistan bağımsızlığını kazanmıştır.

III. Vietnam

  • 19. yüzyılda Çinhindi Birliği içinde bir Fransız sömürgesi haline gelen Vietnam’da Fransa'nın ülkeyi ekonomik yönden sömürmesi ve siyasi baskısı, Fransız yönetimine karşı kuvvetli bir milli direniş hareketine sebep oldu.

  • 1930 ve 1945 yılları arasında Fransa'ya karşı hareketlerde komünistler 1941'de Vietnam Bağımsızlık Cemiyetini (Vietminh) kurdular.

  • İkinci Dünya Savaşında Vietnam'ı işgal eden Japonya 1945'te teslim olunca, Vietminh birlikleri Hanoi'de iktidarı ele geçirdiler.

  • Liderleri Ho Chi Minh Vietnam'ın bağımsızlığını ilan etti. Fransa güneyde milli ihtilali bastırmayı başardı. Fakat kuzeyde sömürge rejimini yeniden kurmak istemesi, Çinhindi Savaşlarının patlak vermesine sebep oldu.

  • 1946'dan 1954'e kadar devam eden savaş, Fransa Dienbienphu Muharebesinde bozguna uğrayınca son buldu.

  • 21 Temmuz 1954'te Cenevre Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma kararlarına göre geçici olarak ülke, kuzeyde komünist kontrolündeki Demokratik Vietnam Cumhuriyeti, güneyde Vietnam Cumhuriyeti olmak üzere iki ayrı devlete bölündü. Bölünme hattı 17. paraleldi.

IV. Malezya

  • İngilizlerin bölgedeki etkisi 18. yüzyıldan itibaren devam etmiştir.
  • II.Dünya savaşında Malezya, Japonya tarafından işgal edilmiştir.
  • 1948’de Malezya Federasyonuna karşı gerillalar isyan etmiştir.
  • 1956’da İngiltere-Malezya konfederasyonu sonucunda 1957’de Malezya’nın İngiliz Milletler Topluluğunda kalmak şartıyla bağımsızlığını kabul etmiştir.
  • 1961’de İngiliz hakimiyetindeki sömürgelerin kolonileşmesini İngiltere, Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD desteklemiş ve 16 Eylül 1963’te Malezya Federasyonu kurulmuştur.
  • Bu federasyona Malezya, Singapur, Saravak, Sabah ve Brunei Sultanlıkları katılmış, 1965’te Singapur federasyondan ayrılmıştır.

V. Endonezya

  • Ahmed Sukarno 1927’de kurulan Milliyetçi Partinin başkanı olmasıyla beraber Hollanda’ya karşı yapılan bağımsızlık mücadelesi güçlendi.
  • 17 Ağustos 1945’te Japonların teslim olmalarıyla Endonezya’da Ahmed Sukarno başkanlığında bir hükümet kurularak bağımsızlıklarını ilan ettiler.
  • İlk önce bağımsızlığı tanımayan Hollanda, daha sonra Endonezya’nın
    bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı.

VI.Birmanya

  • 1882’de İngiliz İstilasına uğrayan Birmanya ( Myanmar) II. Dünya Savaşı’nın sonunda Japon işgali bitince İngilizlere karşı bir bağımsızlık savaşı başlatarak, 4 Ocak 1948’de bağımsızlığını ilan etti.

b) AFRİKA

  • İngiltere ve Fransa dışında Afrika’da sömürgeleri olan Almanya, Belçika, Portekiz ve Hollanda’nın savaşın yıkıcı etkilerine maruz kalması buna karşı Afrika’da devletlerinin ekonomik yönden güçlenmeye başlamaları ve milliyetçiliğin güçlenmesi kıtadaki sömürgeciliğin zayıflamasında etkili olmuştur.
  • Bu yönde atılan ilk adım 1957 yılında İngiltere’ye karşı bağımsızlığını kazanan Gana olmuştur.
  • Gana’nın bağımsızlığını Nijerya ve Sierra Lione (1960) ve Gambiya (1965)’nın bağımsızlıkları izlemiştir.
  • Kenya’da 1952’de “ Mau Mau” gizli örgütünün başlattığı İngiltere’ye karşı isyan hareketi 1963’te bağımsızlığın kazanılmasıyla sonuçlanmıştır.

  • Tanganika ve Uganda’da bu dönemde İngiltere’ye karşı bağımsızlığını kazanmıştır.

  • Fransa’ya karşı Afrika’da başlayan en önemli bağımsızlık hareketi Cezayir’de olmuştur. İkinci Dünya Savaşında (1942) Cezayir’i mukavemet merkezi olarak kullandı.

  • Savaş bittikten sonra Cezayirliler gösterdikleri fedakârlığa karşılık bağımsızlık veya Fransızlarla aynı haklara sahip olmak istediler. Bu istek Fransızlar tarafından büyük bir tepki ile karşılandı ve halk katledilmeye başlandı.

  • 1948’de Fransa buranın sömürge değil, Fransa toprakları olduğunu ilan etti. Dış dünyaya karşı yapılan bu ilana rağmen burayı bir sömürge olarak idare etmeye çalışmışlar ve asla Cezayir halkına Fransızlarla eşit haklar tanımamışlardır.

  • Milli Kurtuluş Cephesi ve Cezayir Ulusal Hareketi’nin Fransa’ya karşı mücadelede teşkilatlanmaya başlayan halk, muntazam bir ordu kurmayı başardı.

  • 1954 senesinde bilfiil başlayan silahlı mücadele, 1956 senesinde bağımsızlığa kavuşan Fas ve Tunus’un da desteğini sağladı.

  • Mücadele 1962’de Evian Antlaşması'nın imzalanması ve Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti adıyla bağımsızlığın kazanılmasıyla neticelendi.

  • Fransa 1956 yılında Cezayir’i elde tutmak istediği için Fas ve Tunus’un bağımsızlığını tanımıştır.

  • 1911 yılında İtalya’nın hâkimiyetine giren Libya (Trablusgarb) müttefik devletlerin yardımı ile 1951 yılında yabancıların idaresi son bularak Libya Krallığı kuruldu. 1953 yılında Arap Birliğine ve 1955 yılında da BM’ye üye oldu.

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE TÜRK DIŞ POLİTİKASI

  • Türkiye II. Dünya Savaşı’ndan sonra SSCB’nin baskısı üzerine Batı Bloğu’na yakın bir politika izlemeye önem vermiştir. Bu durumun nedenlerine baktığımızda:

    • II. Dünya Savaşı sona ermeden 19 Mart 1945’te Moskova Büyükelçisi Selim Sarper’i kabul eden Molotov, Sovyet hükümetinin günün şartlarına ve II. Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkan yeni duruma uygun olmadığı için esaslı değişiklikleri geciktirdiğine inandığı 17 Aralık 1925 tarihli Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşmasını feshettiğini bildirmiştir.
    • Türkiye’nin yeni bir anlaşmanın yapılması önerisine karşı 7 Haziran 1945’te Molotov, Büyükelçi Sarper’e iki ülke arasında yeni bir antlaşma yapılabilmesi için;
      • Boğazların Türkiye ile birlikte savunulması, bunu sağlamak için de Sovyetlere Boğazlarda deniz ve kara üsleri verilmesi,
      • Montrö Sözleşmesinin değiştirilmesi,
      • Kars ve Ardahan’ın Sovyetler Birliği’ne iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

  • Bir yıl sonra ise 8 Ağustos 1946’da Boğazlarla ilgili görüşlerini içeren bir notayı Türkiye’ye vermiştir.
  • Bu notada;
    • Sovyetler Birliği, İkinci Dünya Savaşı içinde meydana gelen olayların, Montrö Sözleşmesinin Karadeniz devletlerinin güvenliğini sağlamakta yetersiz kaldığını ileri sürerek, Boğazlardan geçiş rejimini düzenleme yetkisinin Türkiye ile Karadeniz devletlerine ait olmasını
    • Boğazların Türkiye ile Sovyetler Birliği tarafından ortaklaşa savunulmasını istemiştir. Sovyet notası üzerine ABD ve İngiltere ile durumu görüşen Türkiye, bu istekleri reddetmiştir.

  • Sovyetler Birliği 24 Eylül’de ikinci bir nota vererek aynı istekleri tekrarlamıştır.
  • Bu ortamda Türkiye, Sovyet tehlikesine karşı bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruyabilmek amacıyla, 1939 yılından itibaren ittifak içinde bulunduğu İngiltere’nin ve savaş sonunda dünyanın en güçlü devleti olarak ortaya çıkan ABD’nin desteğini aramıştır.


16746
0
0

Hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
yorum yap

© 2013 KPSS.tv All Rights Reserved Facebook Twitter